Domuz Gribi
Kategori: Domuz Gribi
Swine flu ( Domuz gribi ) nedir ?
Domuzlarda hastalığa yol açan influenza tip A gurubundan İnfluenza A(H1N1) virüsünün insanlarda oluşturduğu solunum yolu hastalığıdır. Pandemik (salgın yapan) Grip’te denmektedir. Hastalık ilk kez Nisan 2009 da Meksika’da sonra ABD’de görülmüş ve daha sonra birçok ülkeye yayılmıştır.
Kış aylarında görülen gripten (mevsimsel influenza) farkı nedir ?
İnfluenza A(H1N1) virüsü daha çok kış aylarında görülen diğer enflüanza virüsleriyle ile benzer özelliktedir. Hastalığın bulaşma yolu ve belirtileri de benzerlik göstermektedir. Ancak, İnfluenza A(H1N1) virüsü, insanlar yanında kuşları ve domuzları etkileyen ve mutasyon dediğimiz tip değişimine uğrayarak daha tehlikeli hale gelebilen bir genetik özelliğe sahiptir.
Belirtileri nelerdir ?
• Bu gribin belirtileri, insanlarda görülen mevsimsel grip belirtilerine benzerdir.
• Ateş (38 derece ve üstü)
• Öksürük,
• Boğaz ağrısı,
• Yaygın vücut ağrısı,
• Baş ağrısı,
• Üşüme – titreme
• Yorgunluk, halsizlik hissi
• Kusma ve ishal görülebilmektedir.
Mevsimsel gribe benzer şekilde bu gripte de hastalığın şiddeti hafiften ağıra değişebilmektedir. Hastalık özellikle genç ve orta yaş grubunu tutmaktadır. Kronik sağlık sorunu olanlarda vücut direnci düşük olanlarda daha ağır seyretmektedir.
Bulaşıcılık !
İnfluenza A(H1N1) virüsü bulaşıcıdır ve diğer mevsimsel grip etkenleri gibi insandan insana kolaylıkla geçebilmektedir. Kişiden kişiye genellikle öksürme, aksırma esnasında ortama yayılan ve virüs içeren damlacıklarla bulaşır. Tokalaşma, öpüşme, sarılma ve yakın temas yoluyla direk alınabileceği gibi kapı kolu, masa, sandalye, telefon, elektrik düğmesi v.b gibi cansız yüzeylerden eller vasıtasıyla da alınabilir.
Tanı Koyma
Dünya sağlık örgütünün tanımladığı standartlarla burundan alınan sürüntünün PCR (Polymerase Chain Reactionpolimeraz zincir reaksiyonu ) testi ile tanı konmaktadır.
Bulaşmayı önlemek için neler yapılmalıdır ?
Hasta insanlar, belirtilerin başlamasından bir gün öncesi ve 7 gün sonrasına kadar bulaştırıcıdırlar. Bu süre boyunca istirahat etmeli ve diğer insanlarla temas sınırlandırılmalıdır.
Hapşırma, öksürme gibi yollarla insandan insana bulaştığı için hasta kişilerle temastan kaçınmak uygun bir korunma yöntemidir.
Gereklilik halinde maske takılmalıdır.
Korunmada el yıkama da çok önemlidir. Kirli ellerle gözlere, burna ve ağza dokunmak virüslerin yayılmasına neden olabilir. Özellikle hapşırma ya da öksürme sonrasında eller su ve sabunla yıkanmalıdır.
Su ve sabuna ulaşılamayan yerlerde sokakta, toplu taşıma araçlarında, alış veriş merkezlerinde, okullarda alkol içeren el dezenfektanları kullanabilinir.
Öksürürken ya da hapşırırken ağız ve burun tek kullanımlık mendil ile kapatılmalı ve sonra mendil atılmalıdır.
Bulunulan mekân sık, sık havalandırılmalıdır.
Bol sıvı alınmalı daha çok taze meyve sebze içeren gıda tüketilmeli, iyi beslenmeye ve dinlenmeye dikkat edilmelidir.
Dünya sağlık örgütünün ve sağlık bakanlığının tedavi önerileri;
Destekleyici tedavi : Hastalığın hafif seyrettiği kişilerde risk gurubu içinde yer almıyorlarsa hastane yatışı ya da antiviral tedavi gerekmemektedir.
Ateş düşürücü – ağrı kesici ilaçlar, sıvı alımının artırılması ve dinlenme önerilmektedir. Antibiyotikler profilaksi amacıyla kullanılmamalıdır.
Yatırılması ve antiviral ilaçların kullanılması gereken gruplar;
Risk gurubunda yer alanların, ciddi veya komplikasyonlu vakaların tedavisi hastaneye yatırılarak antiviral ilaçlarla mümkün olduğunca erken başlanmalıdır.
Risk gurupları
• Hamile kadınlar.
• Hastalığı hızla ve şiddetli olarak ilerleyenler.
• Pnömonisi olanlar.
• Altta yatan başka hastalıkları olanlar.
Domuz gribi aşısı yapılmalı mıdır ?
Şu anda salgın yapan bu virüs tehlikeli olmamakla birlikte gelecekte mutasyona uğrayarak tip değiştirme ve çok ciddi ölümcül salgınlara yol açma potansiyeli taşıdığı için Dünya Sağlık Örgütü ve Sağlık Bakanlığı İnfluenza A(H1N1) virüsüne karşı hazırlanan aşıların özellikle risk guruplarından başlanarak yapılmasının yararlı olduğu düşüncesindedir.
Domuz Gribi (A / H1N1) Nedir ?
Domuz gribi, A (H1N1) tipi virüsten kaynaklanan, insanlarda hastalığa yol açan viral bir hastalıktır. Bu virüs insan, domuz ve kuş virüslerinin bir karışımıdır.
Domuz Gribinin (A/H1N1) Belirtileri Nelerdir ?
İnsanlarda görülen mevsimsel grip belirtileri ile benzerlik göstermektedir. Bunlar:
• Ateş,
• Baş ağrısı
• Boğaz ağrısı,
• Öksürük,
• Üşüme
• Yaygın vücut ağrısı,
• Yorgunluk
• Bazı vakalarda kusma ve ishal de görülebilmektedir
Domuz Gribi (A/H1N1) Virüsü Bulaşıcı Mıdır ?
Domuz gribi A(H1N1) virüsü bulaşıcıdır ve insandan insana geçmektedir
Domuz Gribi (A/H1N1) Nasıl Bulaşmaktadır ?
Domuz gribinin de mevsimsel griple aynı şekilde yayıldığı düşünülmektedir. Grip virüsleri insandan insana öksürük ve hapşırma yoluyla bulaşmaktadır. Grip virüsü bulaşan bir yere dokunulduktan sonra, eller ağız ya da buruna götürüldüğünde de hastalık bulaşabilir
Kişilerin Domuz Gribi Olduğu Nasıl Teşhis Edilmektedir ?
Burundan veya boğazdan alınan sürüntü örneklerinin laboratuvar ortamında test edilmesi sonucunda teşhis konulmaktadır.
Domuz Gribinden En Çok Etkilenecek Risk Grubunu Kimler Oluşturmaktadır ?
Bebekler (iki yaş altı), hamileler, 65 yaş üstü yaşlılar, kronik rahatsızlığı bulunan hastalar, karaciğer ve böbrek yetmezliği olanlar ile bağışıklık sistemi zayıf olan kişiler, en çok etkilenecek risk grubunu oluşturmaktadır.
Domuz Gribinden Korunmak İçin Mevsimsel Grip Aşısı Olmak Yeterli Midir ?
Hayır.
Domuz Gribi Aşısını Kimler Yaptırmalıdır ?
Enfeksiyonu ağır geçirme ihtimali bulunan risk grupları, sağlık personeli ile domuz gribinden dolayı ölümlerin yoğun olduğu ülkelere gidecek olan kişilerin, bu aşıyı yaptırması gerekmektedir.
Domuz Gribini (A/H1N1) Tedavi Eden İlaçlar Var Mıdır ?
Evet. Domuz gribinin tedavisi veya bu hastalıktan korunmak için doktor kontrolünde kullanılabilecek ilaçlar mevcuttur. Bu ilaçlar doktor tarafından önerilmedikçe, reçetesiz olarak kesinlikle kullanılmamalıdır.
Oseltamivir veya Zanamivir kullanımı Domuz Gribi A/(H1N1)’nin önlenmesinde CDC (ABD Centers for Disease Control and Prevention) tarafından tavsiye edilmektedir. İlaç kullanımı hastalığın seyrini hafifletmekte ve daha hızlı bir iyileşmeyi sağlayabilmektedir. Bunun yanı sıra ciddi komplikasyonların da gelişmesi engellenmiş olur. Antiviral ilaçlara, semptomların görülmesinden itibaren ilk 2 gün içinde başlanması gerekir
Hastalığa Yakalanan Kişiler Ne Kadar Süreyle Bulaştırıcıdır ?
Kişiler, belirtilerin başlamasından bir gün öncesi ve 7 gün sonrasına kadar bulaştırıcıdırlar. Bu durum; erişkinlerde yaklaşık olarak 7, çocuklarda ise 12 gün olarak ifade edilebilir.
Çocuklarda Acil Tıbbi Yardım Gerektiren Durumlar Şunlardır :
• Grip benzeri semptomlara ek olarak ateş ve şiddetli öksürük
• Hızlı nefes alma ya da solunum güçlüğü
• Huzursuzluk
• Mavimsi cilt rengi
• Uyanamama ya da uyaranlara cevap verememe
• Yeterince sıvı alamama
• Döküntü
Erişkinlerde Acil Tıbbi Yardım Gerektiren Durumlar Şunlardır:
• Ani baş dönmesi
• Bilinç bulanıklığı
• Göğüs ya da karın içinde ağrı veya basınç
• Solunum güçlüğü veya nefes darlığı
• Şiddetli bulantı ve kusma
Daha Çok Hangi Yüzeyler Bulaşma Kaynağıdır ?
Öksürük ve hapşırma yoluyla, hasta kişinin tükürük zerrecikleri havaya yayılarak sandalye, masa gibi yüzeylere bulaşabilir. Kişi virüsün bulaştığı bir yere dokunduktan sonra ellerini ağzına, gözlerine veya burnuna sürerse virüs bulaşabilir. Bu yüzeylerde virüsün ne kadar süreyle canlı kalabileceğini etkileyen ısı, nem oranı, yüzey niteliği gibi pek çok faktör söz konusudur. Hasta kişinin temasının olduğu bu yüzeylere dokunulmamalı, herhangi bir sebeple dokunulduysa eller yıkanmalıdır.
Sulardan Domuz Gribi (A/H1N1) Virüsü Bulaşabilir Mi ?
İçme, kullanma ve havuz sularıyla bulaşma bulgularına rastlanılmamıştır.
Ev ve Eşyaların Temizliğinde Nelere Dikkat Etmek Gerekir ?
Grip virüsünün yayılmasını önlemek için, yüzeylerin (masalar, kapı kolları, banyo yüzeyleri, mutfak tezgahı, oyuncaklar vb) günlük temizlikte kullanılan deterjanlarla temizlenmesi yeterlidir. Günlük kullandığımız temizlik maddeleri dışında klor, hidrojen peroksit, iyotlu antiseptikler ve alkol gibi bazı kimyasal maddeler de etkilidir.
Hastalara ait çarşaf, çamaşır, havlu ve kap kacağın ayrı olarak yıkanmasına gerek yoktur. Ancak, bu eşyalar yıkanmadan başkası tarafından kullanılmamalıdır. Bu çarşaflar mümkün olduğunca elle temas edilmeden taşınmalı ve yıkanmalıdır. Hastanın çarşafları, çamaşırları değiştirildikten sonra eller mutlaka sabunlu suyla yıkanmalıdır. Hastaya ait kap kacak ya bulaşık makinesinde ya da elde deterjan kullanılarak yıkanmalıdır.
Domuz Gribinden (A/H1N1) Nasıl Korunabiliriz ?
Aşağıdaki önlemleri alarak sadece gripten değil; grip gibi solunum yoluyla bulaşan tüm hastalıklardan kendinizi koruyabilirsiniz:
• Öksürme ve hapşırma sırasında ağzınızı ve burnunuzu bir mendil ile kapatınız. Mendilinizi kullandıktan sonra çöp sepetine atınız
• Öksürdükten ve hapşırdıktan sonra ellerinizi bol sabun ve suyla yıkayınız. Alkol içeren el yıkama antiseptikleri de etkilidir
• Kirli ellerinizle gözlerinize, burnunuza ve ağzınıza dokunmayınız
• Domuz gribine yakalanırsanız, belirtilerin başlamasından 7 gün sonrasına ya da belirtilerinizin tamamen geçmesinden bir gün sonrasına kadar evde istirahat ediniz
• Hastalığın bulaşmaması için çevrenizdeki kişilerden uzak durunuz
• Bulunduğunuz mekanı sık sık havalandırınız
Hastalıktan Korunmak İçin Ellerimizi Nasıl Yıkamalıyız ?
Ellerinizi 15-20 saniye süreyle su ve sabunla yıkamalısınız. Su ve sabuna ulaşamadığınız yerlerde alkol içeren el antiseptikleri kullanabilirsiniz.
Domuz Gribi (A/H1N1)
Esen Panik Rüzgârına Mahkum Olup, Savrulmalı Mıyız; Yoksa Bilinçli Bireyler Olarak Mı Davranmalıyız?
Birey olarak dikkat etmemiz gereken, hijyenin önemini kavramak…
Bu sadece hastalıkların gündeme geldiği “fırtınalı” dönemlerde değil, hayatımızın her anında önemli bir yere sahip olmalı… Basit gibi görünen ve çoğumuzun bildiğimizi varsaydığımız ama uygulamada maalesef üstünkörü yapılan temizlik alışkanlıklarımız…Oysa her birey, kişisel hijyene biraz daha dikkat ettiğinde, toplumsal olarak karşılacağımız olumsuz örnekler de kendiliğinden azalmış olacaktır. Böylece, gündemin manşetinde büyük puntolarla belirtilen “dikkat edilmesi gerekenler listesi” bizlerin hayatında zaten varolan demirbaşlarımız olarak yeralacaktır…
Birey olarak nelere dikkat etmeliyiz ?
Gelişen teknoloji ve yaşam koşulları nedeniyle 21.yy’ın insanı, hayatını sadece kendi evinde ve sınırlı sayıdaki yakın çevresi ile geçirememektedir. İş koşulları nedeniyle hayatın içinde aktif olarak bulunan günümüzün sosyalleşmiş insanı, olası sağlık sorunlarıyla da birebir karşı karşıya kalmaktadır. Kendimizi hayatın tehlikelerinden izole edilmiş bir şekilde koruyamayacağımıza göre, nasıl bir önlem alabiliriz? Sağlıklı beslenerek, temizlik kurallarını, kural olmaktan çıkarıp, yaşam şeklimiz haline dönüştürerek, spor yaparak (mutlaka spor merkezlerine üye olmak gerekmiyor! kısa yürüyüşler, asansör yerine merdiven kullanmak gibi..), vücuda zararlı olduğu bilinen ve bağışıklık sistemini olumsuz etkileyen zararlı maddeleri kullanmayarak (sigara vb gibi).
Üst solunum enfeksiyonu nedeniyle hastalandığımızda; bulunduğumuz ortamı havalandırarak, bol sıvı tüketerek, doktorumuzun tavsiye ettiği ilaçları düzenli olarak kullanarak ve hastalık süresince dinlenerek, kendi sağlığımıza özen gösterdiğimiz gibi; kalabalık ortamlarda bulunmak zorunda kaldığımız durumlarda öksürürken ya da hapşırırken ağzımızı tek kullanımlık kâğıt mendillerle kapatarak, toplu taşıma araçlarında mümkünse bir ya da iki pencerenin açık bulundurulmasına dikkat ederek ve ağzımızı yine tek kullanımlık kâğıt mendil ile kapatarak ve sonrasında mutlaka ellerimizi yıkayarak, hasta olduğumuz zamanlarda, selamlaşma geleneğimize (el sıkışarak öpüşme, sarılma gibi) kısa bir süre ara vererek; rahatsızlığın başka insanlara da bulaşmaması için gereken önlemleri almış olacağız.
Domuz gribi aslında tüm grip vakalarının nedeni olan İnfluenza A grubuna dahildir yani tipik grip mikrobudur. Ancak yeni bir virüs olduğundan ne yazık ki yayılma hızı daha fazla olmaktadır.
Aynı grupta olduğu için tüm grip semptomlarını da aynı şekilde gösterir. Bir kişinin domuz gribi mi yoksa klasik grip mi olduğunu ancak virüs izolasyonu (sadece belirgin merkezlerce yapılıyor) sayesinde anlayabiliriz. Ancak yakın zamanda domuz gribi olduğu bilinen bir kişiyle temas ya da böyle bir ülkeye seyahat var ise şüphelenilebilinir.
Bebekler (iki yaş altı), hamileler, 65 yaş üstü yaşlılar, kronik rahatsızlığı bulunan hastalar, karaciğer ve böbrek yetmezliği olanlar ile bağışıklık sistemi zayıf olan kişiler, beslenme bozukluğu olan kişiler, riskli grubu oluşturmaktadır.
Bu riskli gruplar hem klasik grip hem de domuz gribi için tehlike içermektedir. Bol su alımı, dengeli ve düzenli beslenme, bulunulan ortamların havalandırılması ve hijyene dikkat etmek bizleri koruyacaktır. Ayrıca yayılmayı önlemek amacıyla hapşırırken tek kullanımlık mendillerle ağzımızı ve burnumuzu kapatmak, sık sık ellerimizi yıkamak, hastayken kalabalık ortamlarda bulunmamak, hasta kişilerle yakın temasta bulunmamak gibi basit önlemleri almamız da faydalı olacaktır.
Enfeksiyonu ağır geçirme ihtimali bulunan risk grupları, sağlık personeli ile domuz gribinden dolayı ölümlerin yoğun olduğu ülkelere gidecek olan kişilerin, domuz gribi aşısını yaptırmasında fayda vardır. Domuz gribinden korunmak için mevsimsel grip aşısı olmak yeterli olmayacaktır.
Domuz gribinin tedavisi veya bu hastalıktan korunmak için doktor kontrolünde kullanılabilecek ilaçlar mevcuttur. Bu ilaçlar doktor tarafından önerilmedikçe, reçetesiz olarak kesinlikle kullanılmamalıdır. İlaç kullanımı hastalığın seyrini hafifletmekte ve daha hızlı bir iyileşmeyi sağlayabilmektedir. Bunun yanı sıra ciddi komplikasyonların da gelişmesi engellenmiş olur. Antiviral ilaçlara, semptomların görülmesinden itibaren ilk 2 gün içinde başlanması gerekir. Ayrıca istirahat, destekleyici besin ve ilaçlar da kullanılabilir ancak riskli grupların hastanede yatırılarak tedavisi gerekir.
“Tüm bunlara dikkat edeceksiniz ve riskli grup içerisinde de bulunuyorsanız, grip aşısını olacaksınız ve asla hastalanmayacaksınız!” ifadesini maalesef kullanamıyoruz. Çünkü burada istatiksel verileri incelemek gerekiyor.
Günümüzde, trafik kazalarından kaybedilen insan sayısı da ne yazık ki daha fazla…Belki grip olmadınız ama trafik kurallarına uyulmaması nedeniyle her an bir kaza içerisinde yeralabilirsiniz…Ne yazık ki hayatta hiçbirşeyin kesin olarak garantisi bulunmuyor.
Diş Gıcırdatma
Kategori: Diş Gıcırdatma
Stresle diş sağlığı arasındaki olumsuz ilişkinin özünde bruksizm yani diş gıcırdatma sorunu yatmaktadir. Bruksizmin sözcük anlamı uyku sirasında disleri sikmak, gicirdatmak ve çeneyi kenetlemektir. Diş gıcırdatma kişisel bir alışkanlık degil, çözümlenmesi gereken bir sağlik sorunudur. Bu dişleri sıkmak ve çeneyi kenetlemenin süresi ve şiddeti dişlerde oluşturduğu zararı belirler. Bazen dişlerin minesini çatlatacak boyutlara varabilir. Ayni zamanda diş köklerinde kistik olusumlara, diş boylarında kısalmaya, dişlerin görünümünde ve diziliminde değişikliklere ve diş eti hastalıklarına neden olabilir. Çogu zaman kişi geceleri dişlerini gıcırdattığını fark etmezken, kimi zaman da kendi diş gıcırdatma sesi ile uyanır.
Diş gıcırdatma ve sıkma sorunu kişinin üzerindeki olumsuz psikolojik etkilere bağlı olarak gündüz de yaşanabilir. Eger gündüz dişlerimizi sıkıp gıcırdatıyorsak, gece de bu davranısı sürdürdüğümüzden emin olabiliriz.
Sabah kalktığımızda dişlerimizdeki ağrı ve duyarlılık gece dişlerini gıcırdatıp gıcırdatmadığından emin olamayanlar için iyi bir ipucudur. Kimi durumlarda bruksizm baş ve çene ağrısına, çene de yorgunluk ve yutkunma güçlüğüne bile neden olabilir. Özellikle sakak ve yanak bölgesindeki kasların aşırı çalışması sonucu kas ağrıları ve baş agrısına neden olabilir.
Çene ekleminde ağrı duyan ve hatta bu ağrıyı kulağında hisseden bir çok kişi aslında gece diş gıcırdatma sorununun mağdurudur. Dişleri sıkma surasında çene eklemindeki yastıkçıklar ezilerek zedelendiğinden ağri ve işlev bozuklukları ortaya çıkar. Kişi özellikle ısırarak bir şey yemeye çaıştığında daha fazla ağrı hisseder.
Ebette bruksizmin tedavisinde neden olan stresin tedavisi son derece önemlidir. Etken ortadan kaldırıldığında sorun kendiliğinden çözümlenecektir. Ancak zaman içerisinde dişlerde kalıcı problemlere yol açmamasi için uykuda kullanılacak silikondan yapılan gece plagı diş hekimleri tarafından uygulanmaktadır. Bu arada kas gevşetici ilaçlarin da tedavide önemli bir yeri vardir.
Diş gıcırdatmanın neden olduğu saglık sorunları genellikle bruksizmin erken evrelerinde değil, ilerleyen zaman içerisinde ortaya çıkmaktadır. Bulguların ortaya çıkması hastalığın ilerlediğini ve kişinin uzun süredir bu sorunu yasadığını göstermektedir. Diş hastalıklarının tüm vücut sağlığımızı etkilediğini göz önüne alarak yakınmalarımız kalici sorunlara dönüşmeden bir diş hekimine başvurmalıyız.
Dil Bağı / Ankyloglossia
Kategori: Dil Bağı
Ankyloglossia (Dil bağı ya da dil altı bağı) dil ile ağız tabanı arasındaki bağın (frenulum) kısa ya da kalın olmasıdır. Bu durum dil hareketlerinin kısıtlanmasına yol açabilir. Dil hareketlerinin kısıtlanması çocuğun konuşmasını ve beslenmesini etkileyebilir.Ancak sanıldığı kadar büyük oranda bir problem oluşturmaz. Çocukların çok az bir kısmında müdahale etmek gereği ortaya çıkar.
Dil altı bağı olup olmadığı nasıl değerlendirilir ?
Dil bağını değerlendirirken alt dudak hizasını geçip geçmediğine bakılarak değerlendirme yapılabilir. Dondurma (şeker) yalatılarak bu testi yapmak mümkündür. Dil ağız içinde yeterince hareketli değilse yemek artıklarını temizleme ve diş çürüklerini önlemede etkisi azalır. Ek olarak ağız kokusu ve diş çürüğüne yol açabilir.
Ne zaman cerrahi müdahale yapılmalıdır ?
Dil bağı çok kısaysa cerrahi olarak müdahale etmek gerekir. Emme fonksiyonunda bir problem yoksa 2 yaşa kadar beklenir. Varsa bebek yeterince kilo alamayabilir. Bu durumda başka nedenler de araştırılır. Neden dil bağı ise müdahale edilir. Beslenmede sorun yoksa 2 yaş civarında konuşma fonksiyonu değerlendirilir. Konuşmasını etkileyecek kadar problem mevcutsa, bazı harfleri çıkarmada zorlanıyorsa dil bağı kesilir.
Cerrahi nasıl yapılır ?
Lokal anesteziyle yapılan basit bir işlemdir. Çocuk büyüdükçe genel anestezi ile yapmak daha uygun olur. Önemli bir komplikasyon olmaz.
Ailelere ne tavsiye etmek gerekir ?
En önemli konu konuşma bozukluğu olan çocukta işitme fonksiyonlarının değerlendirilmesinin unutulmamasıdır. İyi işitme yoksa iyi konuşma da olmaz. Bir çok aile dil altı bağının kesilmesiyle konuşmayan çocuğun konuşabileceğini zanneder. Ya da bozuk konuşmanın düzeleceğini umar. Dil bağının yaratabileceği konuşma bozukluğu sadece bazı harflerin telaffuz zorluğudur. Halbuki konuşma bozuklukları çok çeşitlidir ve dolayısıyla değişik nedenlerden oluşur. Müdahale yapılmadan önce bu konuların araştırılması gerekir.
Araç Tutması
Kategori: Araç Tutması
Araç Tutması Nedir ?
Bazı kimseler, uçakta, arabada, dönme dolaplarda bulantı hisseder hatta kusarlar. Birçok kişi botta, gemide aynı rahatsızlığı yaşar. Araç tutması, çoğunlukla sadece can sıkıcı bir durum olarak ortaya çıkar ve altında önemli bir hastalık yoktur; bazı yolcular ise kendilerini bu durumlarda hiçbir şey yapamayacak kadar kötü hissedebilir, hatta bu hisleri yolculuktan birkaç gün sonraya kadar sürebilir.
Ne Yapabilirsiniz ?
1. Seyahat ettiğiniz araçta, vücudunuzun ve iç kulağınızın hissettiği yönü görmeye çalışınız. Arabada önde oturunuz ve ileriye, yola bakınız; gemide güverteye çıkarak ufka bakınız; uçakta pencere kenarına oturarak dışarıya bakınız. Uçakta, hareketin nispeten en az olduğu kanat üzerinde oturunuz.
2. Araç tutmanız varsa, seyahat ederken okumayınız ve gidiş yönünün tersi yönde oturmayınız.
3. Araç tutması olan yolcuya bakmayınız ve onunla konuşmayınız.
4. Seyahatten hemen önce veya seyahat esnasında, size dokunan, sert kokulu, baharatlı ve yağlı yiyeceklerden sakınınız. Halk arasında itibar gören “soda, gazoz, buzlu kola” gibi içeceklerin faydalı olduğu henüz tıp bilimince ispatlanmamıştır.
5. Hekiminizin size tavsiye ettiği, araç tutması için olan ilaçlardan yolculuğa başlamadan önce alınız.
Unutmayınız ; Araç tutması vakalarının çoğu, hafif ve tedaviye cevap veren türdendir. Fakat, ağır ve gitgide kötüleşen vakaların, bu konuda uzman, kulak, burun, boğaz, denge ve sinir sistemi ile ilgilenen hekimlerden yardım alması gerekebilir.
Anestezi
Kategori: Anestezi
Anestezi (Narkoz) hastaların ağrı duymadan ameliyat olmasını sağlayan bir bilim dalıdır. Anesteziden korkmayınız. Anestezi , bayılmak değil kontrollü olarak bir anestezi uzmanı tarafından uyutulmak ve ameliyat bittikten sonra yine kontrollü olarak uyandırılmak demektir.Hastaya damar yolu ile anestezik madde verilir. Sonra nefes borusuna konulan tüp yardımı ile solunum sağlanır. Ameliyatınız süresince anestezi uzmanınız yanınızda olacak , solunum ve kalp başta olmak üzere kan basıncı, besin ve böbrek fonksyonları vb..gibi tüm hayati fonksiyonlarınızı takip edecek ve ameliyat bitiminde sizi uyandırıp yatağınıza gönderecek.
Anestezi doktorunuz sizin ile ameliyat günü yada daha öncesinde görüşecek, kalp, şeker hastalığı, astım, alerji vb. gibi hastalıklar olup olmadığı veya düzenli kullandığınız ilaç olup olmadığını soracak, gerekli tüm tetkikleri isteyecek ve alınan sonuçlar değerlendirilecek , hiç bir problem olmadığı takdirde genel anestezi verilecektir. Ameliyat olacak kişi ameliyattan 6 – 7 saat öncesinden hiçbir şey yememiş ve içmemiş olmalıdır (aynı oruç gibi) . En az 10 gün öncesinde Aspirin ve benzeri kan sulandırıcı ilaçların , 5 gün öncesinden sigara içiminin kesilmesinin ameliyat sonrası şikayetleri azaltacağını ve bu dönemin daha rahat geçirileceğini unutmayınız.
Anestezi her zaman hastaya ve onun sağlık durumuna göre göre ayarlanır . Hastalar genellikle ameliyathanede ellerine takılacak küçük bir iğneden verilecek ilaçlarla uyutulur. Ameliyathaneye indirilmeden önce genellikle Pre-medikasyon (ya da halk arasında Cesaret iğnesi yada şurubu) dediğimiz bir ön hazırlık yapılır.
Anesteziden çıkan hastalar ameliyattan sonra ilk saatlerde verilen ağrı kesicilerin etkisi ile uykuya eğilimli, ancak sorularınıza cevap verecek , şikayetlerini söyleyebilecek halde olurlar, endişelenmeyiniz.
Ağız Kokusu
Kategori: Ağız Kokusu
Ağız kokusunun (halitozis) bir çok nedeni vardır Bu nedenleri 3 ana grupta inceleyebiliriz.
1) Ağız boşluğu ile ilgili nedenler !
Bunlar arasında ağız hijyeni bozukluğu ilk sırayı alır. Dişler ve dil üzerindeki mikroorganizmalar ile ağızdaki protein artıkları temizlenmezse kötü koku üretirler. Diş plakları içinde yerleşmiş mikroplar genellikle anaerop denilen havasız ortamda üreyebilen mikroplardır. Diş eti iltihapları, yemek artıkları, dil üstünde özellikle çok sigara içenlerde ve ağız temizliğine önem vermeyenlerde oluşan tabaka kötü kokunun kaynağı olabilirler. Ağız – boğaz boşluğundaki diğer nedenler bademcik, geniz eti (burun arkası) iltihaplanmalıdır. Bademcik taşları da kötü kokuya neden olabilir. Ağızdaki tükrük salgısının azalması da halitozisi artıran bir neden olabilir.
2) Burun ve sinüs hastalıklarıyla ilgili nedenler
Bu grupta en önde gelen neden sinüzitler ve burun iltihapları(rinit)dır. Sinüzitler tedavi edilmediklerinde kronikleşirler ve burun gerisinden boğaza doğru iltihabi kötü kokulu akıntının kaynağı olurlar.
3) Yemek borusu ve mide gibi gastrointestinal sistem hastalıkları.
Mide kaynaklı reflü hastalığı, bazı iltihabi mide hastalıkları, yemek borusunda oluşan cepler(divertikül) biriken yemek içeriği nedeniyle ve iltihap nedeniyle halitozise neden olabilir.
Tedavi
Tedaviye başlanmadan önce nedenin iyi anlaşılması gerekir. KBB uzmanı, diş hekimi ve dahiliye uzmanı bazen ortaklaşa karar vermelidir. Diş çürükleri ve diş eti hastalıkları varsa tedavi edilmelidir. Ağız hijyenine önem verilmelidir. Dilin üst kısmı diş fırçasıyla nazik bir şekilde haftada birkaç gün fırçalanmalıdır. Ağız ve dişteki mikroorganizmalar için kullanılacak antibiyotik ile sinüzit ya da bademcik enfeksiyonları için kullanılacaklar farklıdır.
Bu açıdan tedaviyi takip eden hekim vermelidir. Reflü şikayeti olanlarda ilaç dışında uyulması gereken kuralları hasta ciddiye almalıdır.Bazı gargaralar da (klorheksidin glukonat, setilpiridinyum klorid, benzetonyum klorid, çinko iyonları içerenler gibi) etkili olabilir. Halitozis tedavisi bazen de cerrahi müdahale gerektirebilir.
Genel Bilgiler
Kategori: Genel Bilgiler
- Grip ve Soğuk Algınlığı
- Migren
- Ucuk ve Aftlar
- Ağız Kokusu
- Ses Kısıklığı
- GER (sessiz reflü )
- Antıbiyodik Kullanımı
- Pasif Sigara İçiçiliği