Çocuk Burun Kanaması

Burun kanaması KBB alanındaki en çok görülen şikayetlerden biridir.

Hemen herkes hayatında bir kezde olsa burun kanaması geçirmiştir. Genellikle basit nedenlere bağlı ve kolayca durdurulan bir durum olmasına rağmen bazen sebebi çok ciddi olup hayatı tehdit eden şiddette kanamalar olabilir.

Burun Neden Sık Kanar ?

Burun içi oldukça yoğun ve yüzeyel damarlar içerir. Özellikle burun boşluğunu ikiye ayıran bölmenin ön kısmı buruna gelen damarların birbiriyle birleştiği ve bu damarların oldukça yüzeyel olduğu bir bölümdür. Özellikle çocuklarda bu kısım hiç bir etki olmadan bile kanayabilir. Burun boşluğunun her iki kenarında bulunan ve konka adı verilen etlerde damar açısından çok zengindir ve bazı kanamaların sebebidir.

Burun Kanamasının Nedenleri Nelerdir ?

Burun kanaması hem buruna ait sebeplere (lokal sebepler) hemde burun dışındaki problemlere (genel sebepler) bağlı olarak gelişir .

Lokal Sebepler :

- Burun içi iltihapları

- Sinüzit

- Buruna gelen darbeler

- Çocukların burun karıştırmaları

- Buruna sokulan yabancı cisimler

- Burun içi ve sinüs tümörleri

- Burunda kemik eğriliği (septum deviasyonu)

- Allerjik rinit

Genel Sebepler :

- Hipertansiyon

- Kan Hastalıkları (Kanama-pıhtılaşma bozuklukları,lösemi vs.)

- Barsak Parazitleri

Hangi Tetkiklerin Yapılması Gerekir ?

Özellikle şiddetli burun kanamalarında genellikle ilk yapılan iş, sebebine bakılmaksızın kanamanın durdurulmasıdır. Kanama durdurulduktan sonra sebebi konusunda bazı araştırmalar yapılmalıdır. Sebebin araştırılmasında yapılması gereken ilk şey hastanın muayenesidir. Birçok kez muayene ile sebep anlaşılır. Şüphelenilen sebebe göre yapılabilecek tetkikler şunlardır

- Tansiyon ölçülmesi

- Sinüzit filmlerinin çekilmesi (normal filmler ya da tomografi)

- Barsak paraziti araştırılması

- Kanama, Pıhtılaşma testleri, Kan hastalıkları ile ilgili testler Bu testler her zaman her hastaya uygulanmaz. Doktorun şüphelendiği sebebe göre bir kısmı yapılarak sebep bulunmaya çalışılır.

Nasıl Tedavi Edilir ?

Birçok burun kanaması kendiliğinden ya da hastanın burun ucunu tutması ve soğuk uygulaması ile durur. Ancak bu şekilde durmayan kanamalar doktor müdahelesini gerektirir. Kanamayı durdurmak için yapılabilecek müdaheleler şunlardır:

- Damarın Yakılması : Hafif derecedeki sık tekrarlayan kanamalar için kullanılır. Burun bölmesinin ön kısmındaki damar ağına kimyasal maddeler uygulanarak kanamanın önlenilmesine çalışılır. Her iki tarafa uygulandığında veya aşırı kimyasal madde uygulandığında burun bölmesinin delinmesi riski vardır.

-Tampon konulması : Sık uygulanan bir tedavi yöntemidir. Burun ucunun tutulması ya da soğuk uygulama ile durdurulamayan kanamalarda kullanılır. Burun boşluğuna konan tampon kanayan damar üzerine baskı yaparak kanamayı durdurur. Tampon olarak antibiyotikli kremler sürülmüş gazlı bez kulanılabileceği gibi, ortasında hastanın nefes almasını sağlayacak borunun bulunduğu daha konforlu tamponlar da kullanılabilir. Tamponlar genellikle 48 saat kalarak çıkarılır. Daha uzun süre kalması bazen problem infeksiyonlara yol açabilir. Tampon süresince hastaya antibiyotik verilmesi ihmal edilmemelidir. Bazen burun kanamasının kaynağı burnun arka bölümleridir ve önden konan tamponlarla durdurulamaz. Bu durumda arka (posteriör) tampon denen ve ağız içinden sokularak burnun arka kısmına yerleştirilen tampon kullanılır.

- Damarların Bağlanması : Bu işlem bir ameliyattır ve hastanın hayatını tehdit edecek şiddette olan ve tampon konmasıyla durmayan kanamalarda kullanılır. Kanamanın yerine göre belirlenen damar bazen sinüs içinden bazen de boyun açılarak bağlanır. Hastaya yapılan müdaheleler esnasında hastanın rahatlatılması önemli yer tutar. Özellikle yaşlı ve hipertansiyonlu hastalarda bu amaçla hastaya diazem ya da diğer sakinleştirici ilaçların verilmesi gerekebilir.

Burnum Kanadığında Evde Ne Yapabilirim ?

Birçok kez hastanın kendi uyguladığı yöntemler kanamayı durdurabilir. Hastanın ilk yapması gereken şey burun ucunu sıkıca tutarak başın öne doğru eğilmesidir. Eğer baş arkaya doğru eğilirse kanın genizden boğaza gitme ihtimali artar. Burun üzerine soğuk uygulaması da faydalıdır. Hatta hasta burun ön kısmına tampon görevini üstlenecek bir gazlı bez de koyabilir. Ancak hastanın kendi uyguladığı yöntemler kanamayı durdursa da mutlaka uygun zamanda bir KBB uzmanına muayene olmalıdır.

Çocuk Sinüzitleri

Sinüsler burun ve göz çevresinde bulunan içi hava dolu boşluklardır. Burun delikleri gibi sinüslerin içi de mukoza ile kaplıdır. Sinüzit burun çevresindeki sinüslerin içerisini döşeyen bu mukozanın iltihaplanmasıdır.

İnsanlarda 10-20 civarında büyüklü küçüklü sinüs bulunur. Her sinüsün tek tek veya gruplar halinde buruna açılan drenaj kanalları vardır. Bu kanallardan geçen burun mukozası, aynı bir odanın badanası gibi sinüs içini çepeçevre örter. Normal şartlarda, bu mukoza, aynen tükürük veya gözyaşı gibi berrak bir salgı üreterek bu kanallardan burun içine akıtır ve solunum yolunun nemli olmasını sağlar. Bazen bir üst solunum yolu enfeksiyonu, bazen de alerjiler sinüzit oluşumuna neden olur.

Sinüsler Dört Çeşittir

Etmoid sinüs : Burun köprüsü etrafında bulunan ve birçok küçük boşluktan oluşan bu sinüsler doğuştan mevcuttur ve ergenliğe kadar büyümeye devam eder.

Maksiller sinüs : Burnun yan taraflarında yanak içerisinde bulunur. Bu sinüs de doğuştan mevcuttur ve ergenliğe kadar büyümeye devam eder.

Frontal sinüs : Burnun üst tarafında alın kemiği içerisinde bulunur. Bu sinüs 7 yaş civarında gelişir.

Sfenoid sinüs : Burnun gerisinde yüz içerisinde bulunur. Bu sinüs ergenliğe kadar tam olarak gelişmez.

Sinüzit Nedir ?

Sinüzit burun etrafındaki sinüslerin iltihaplanmasıdır. Bu enfeksiyonlar genellikle bir nezle ya da alerjik ödem sonrasında oluşur. Üç tür sinüzit vardır:

Akut sinüzit
Hastalığın başlamasında sonra 3-4 hafta sürebilir.Kısa zamanda oluşur ve uygun tedaviyle kolaylıkla iyileşir.

Subakut sinüzit
Tedavi başlangıcında hemen iyileşme görülmez ancak 3-4 hafta ile -üç ay arasında devam eder.

Kronik sinüzit
Tekrarlayan akut enfeksiyonlar veya daha önce yeterli şekilde tedavi edilmemiş enfeksiyonlar sonucu gelişir. Belirtiler üç aydan daha uzun süre devam eder.

Neler Sinüzite yol açar ?

Bazı durumlarda bir üst solunum yolu enfeksiyonu (ÜSYE) ya da soğuk algınlığının ardından sinüs enfeksiyonu meydana gelir. ÜSYE’de burun ve sinüs mukozasındaki (özellikle drenaj kanalındaki) şişlik, sinüsten buruna salgı akışını bloke ederek, sinüs içinde göllenmesine ve sekonder bakteri enfeksiyonuna (sinüzite) yol açar. Alerjiler de burun dokusunun şişmesine ve mukus üretiminin artmasına neden olarak sinüzite yol açabilir.

Sinüslerdeki normal salgıların dışarı akmasını engelleyerek sinüzite yol açabilen diğer bazı durumlar da söz konusudur:

- Büyümüş geniz etleri

- Burun travmaları

- Burun içinde sıkışıp kalmış yabancı maddeler

- Burun yapısındaki anormallikler

- Yarık damak

- Dişlerdeki iltihaplanmalar

Yukarıda sayılan durumlar nedeniyle sinüslerdeki salgıların akışı engellendiğinde sinüs içerisinde bakteriler çoğalmaya başlayabilir. Bu da sinüsün iltihaplanmasına yani sinüzite yol açar.

Sinüzit Belirtileri nelerdir ?

Sinüzit belirtileri çocukların yaşına göre farklılıklar gösterebilir. Ayrıca her çocuk belirtileri çok farklı biçimlerde yaşayabilse de, en sık görülen belirtiler şunlardır:

Küçük çocuklarda

- 10 günden daha uzun süreli burun akıntısı (koyu kıvamlı yeşil veya sarı burun akıntısı, ancak berrak bir akıntı da söz konusu olabilir)

- Gece öksürmeleri

- Zaman zaman gündüz öksürmeleri

- Göz etrafında şişlik

- 5 yaşından küçük çocuklarda sinüzite bağlı baş ağrıları nadir görülür.

Büyük çocuklarda

- 10 günden daha uzun süreli burun akıntısı veya soğuk algınlığı belirtileri

- Geniz akıntısı

- Geniz akıntısına bağlı öğürme veya kusmalar

- Başağrıları

- Yüz ağrıları

- Ağız kokusu

- Öksürük

- Ateş

- Kırıklık

- Boğaz ağrısı

- Koku alma duyusunda azalma

- Göz etrafında şişlik (çoğunlukla sabahları daha kötüdür).

Sinüzüt belirtileri başka hastalıkların veya tıbbi durumların belirtileri ile benzerlik gösterebildiğinden, doğru teşhis ve tedavi için her zaman doktora bazşvurulmalıdır.

Sinüzit Nasıl Teşhis Edilir ?

Sinüzit teşhisi ayrıntılı tıbbi öykünün alınması ve fizik muayeneye ilave olarak şunları da içerebilir:

Burun veya sinüs akıntısından kültür alınması : Teşhise yardımcı olmak üzere bakteri veya diğer mikroorganizmaların üreyip üremediğini gösteren laboratuar testleri yapılır.

Sinüs röntgenleri: Röntgen tipik olarak kullanılan bir tanı yöntemi değildir, ancak tanı koymada yardımcı olabilir.

Bilgisayarlı tomografi (CT taraması) : Vücudun ayrıntılı görüntülerini üretmek amacıyla röntgen ışınları ve bilgisayar teknolojisinin bir arada kullanıldığı bir tanısal görüntüleme yöntemidir.

Kan testleri

Sinüzit Nasıl Tedavi edilir ?

Sinüzit tedavisi pek çok unsura bağlıdır ve uygulanacak tedavi her bir çocuk için ayrı ayrı saptanır. Bu nedenle çocuğunuzun durumu ve tedavi seçeneklerini mutlaka doktorunuzla görüşmeniz gereklidir. Sinüzit tedavisinde hedef, drenajı bozulan sinüste üreyen bakterinin öldürülmesi, drenajın sağlanarak sinüsün temizlenmesidir.

Akut sinüzitlerde, bakteriyi öldürmek için antibiyotik, drenajın sağlanması için ise burun damlaları, ağızdan kullanılan burun açıcı bazı ilaçlar ve burun temizliği yeterli olabilmektedir.

Kronik ve tekrarlayan sinüzitlerde ise burun içindeki anatomik ve fonksiyonel bozukluklara yönelmek gerekmektedir. Bu da genellikle bir ameliyat olmaktadır. Ameliyat kararından önce mutlaka bir sinüs tomografisi çektirilerek sinüzite yol açan patoloji ve patolojiler doğru tespit edilmelidir.

Tedavi şunları içerebilir:

Doktorun uygun göreceği şekilde antibiyotik tedavisi. Antibiyotiklerin genellikle 10-14 gün ve bazen de daha uzun bir süre boyunca kullanılması gerekir.

Doktorun uygun göreceği ağrı kesiciler

Çocuğun odasında soğuk buhar makinesi kullanılması

Burun için tuzlu su damlaları veya spreyleri

Anti-enflamatuvar veya kortizonlu burun spreyleri

Dekonjestan burun spreyleri (sadece kısa süreli kullanım amacıyla)

Sinüziti Olan Hastaların nerelere dikkat etmesi gerekir ?

Sinüziti olan hastaların nezle, grip gibi viral hastalıklardan korunması gerekir. Bu tip etkenlerden korunmak zor olduğundan grip aşısı denenebilir.

Alerjik riniti (saman nezlesi) olanlarda alerji kontrol altında olmalıdır.

Bilinenin aksine ıslak saçla sokağa çıkma sonrası oluşan başağrısı, sinüzitten çok, baş derisinin üşümesi sonucu oluşan nevralji veya kas gerilim ağrısıdır.

Tekrarlayan sinüziti olan hastaların havuza girmeleri sakıncalıdır.

Çocuk Burun Ameliyatları

Çocuk burun ameliyatları yetişkinlerden farklıdır. Hem yapılma nedenleri hem de cerrahi teknikler değişik prensipler içerir. Bunun en başta gelen nedeni çocuklarda yüz orta kısmının cerrahiden etkilenmesidir. Müdahale ne kadar erken yaşta yapılırsa yüzün gelişimine olumsuz etkisi o kadar çok olabilir.

Özellikle ergenlik çağından önce yapılan ameliyatlarda müdahale nedeni çok gerekli olmalıdır. Burun kıkırdağının büyüme bölgelerinin etkilenmemesi için kızlarda 16 – 18, erkeklerde 18 – 20 yaşından sonra ameliyat etmek en doğrusudur. Burun eğriliğinden dolayı çocukta burundan nefes alma problemi varsa bu da yüz gelişimini olumsuz etkileyeceğinden ancak sınırlı bir erken müdahale yapılabilir.

Zamanlama

Çocuk burunlarına hemen yapılması gereken müdahalelerin başında künt travma sonucu oluşan septal hematom yani burun mukozasının altında kanamaya bağlı pıhtı oluşması gelir. Bu pıhtı erken dönemde boşaltılmazsa kısa süre içinde apseye dönüşür ve kıkırdağı eriterek burunda telafisi güç şekil bozukluğu meydana gelir. Çocuk burun ameliyatlarında her çocuğu ayrı düşünmek, ameliyatın avantaj ve dezavantajını iyi tartmak gerekir. Ancak ameliyet gerektiğinde bulunduğu yaş sınırını göz önüne alarak daha ölçülü ,mümkün olduğunca sadece var olan önemli problemi ortadan kaldıran müdahele yapılmalıdır.

Bebekte Kulak Ağrısı !

Kulak ağrısının sebepleri çok çeşitlidir. Dış kulak borusunda ortaya çıkan sivilceler çocuğu çok rahatsız eder. Kulak ağrısının sivilcelerden kaynaklandığını anlamak için kulağın ön bölgesine parmakla bastırınız. Bastırma sırasında çocuk acı ile bağırırsa; sivilceden şüphe edilir.

Ağır geçen ateşli hastalıklar, orta kulak iltihaplarına yol açarak kulak ağrısına sebep olurlar. Ayrıca işitme borusunda ve kulak zarında içi sıvı dolu kabarcıklar da oluşabilir.

Nasıl Tanımalı

• Süt çocuklarında kulak ağrısını teşhis etmek oldukça zordur. Konuşamadığından neresinin ağrıdığını söyleyemez.

• Bebek acı ile bağırıp ağlarken başını iki yana sallıyor ise mutlaka kulak ağrısından şüphe etmek gerekir.

• Hangi kulağın ağrıdığını anlamak için, çocuk sustuğunda, kulağın ön bölümüne parmağınızla bastırınız. Çocuk tekrar acı ile bağırmaya başlarsa o kulakta ağrı var demektir. Diğer kulağı da aynı şekilde kontrol ediniz.

• Kontrolden emin olmak için bir elinizin parmağı ile kulak önüne bastırırken; diğer elinizle kulak kepçesini iki yana çekiniz.

Ne Yapmalı

• Bebek çok acı çekiyor ve devamlı ağlıyor ise; kulak borusuna birkaç damla “kulak damlası” damlatınız. Eğer aynı maksatla kullandığınız bir damla yok ise rastgele ilaç vermeyiniz.

• Doktora gidinceye kadar bebeği rahat ettirmek için ağrı kesici bir fitil tatbik edebilirsiniz.

• Bu da yok ise, papatya veya ıhlamur suyu da iyi gelebilir.

• Yine aynı maksatla ıhlamur suyuna bal karıştırarak verebilirsiniz.

• Bunların dışında sağdan soldan duyduğunuz tavsiyelere itibar etmeyiniz.

DİKKAT :

Eğer ağrının sebebi kulak iltihabı ise; ciddiye alınmadığı taktirde sağırlığa kadar varan kötü sonuçlar doğabilir. En tehlikelisi, orta kulak iltihabıdır. Yastığında göreceğiniz kulak akıntısı bunun en belli işaretidir.

Daha evvel bahsettiğimiz gibi; kulak iltihabı ekseriya ateşli bir hastalık komplikasyonu (yan etkisi) olarak ortaya çıkar. Tedavi, asıl hastalık mikrobunu tesirsiz kılmaya yöneliktir. Asıl hastalık tedavi edildiği zaman kulak iltihabı da kendiliğinden iyileşecektir.

Bebeklerde Burun Tıkanıklığı !

Burun içi hava yolu yeni doğanda ve çocukta erişkine göre oldukça dardır.Bu yüzden burada oluşan herhangi bir anormal gelişim şikayetlerin bir anda gürültülü şekilde ortaya çıkmasına neden olur.Burun alt solunum yollarının bekçisi görevini görür ve havanın burundan nemlendirilerek akciğerlere verilmesi vücudun solunum dengesi açısından oldukça önemlidir.

Burun içindeki sümük burundan solunan havanın nemlenmesini yabancı cisimlerin tutulmasını burun içini döşeyen örtünün korunmasını sağlar. Bu sümüğün ritmik bir döngüsü bulunmaktadır. Bu döngü burun içindeki burun etlerinin (konka) dolgunluklarının artması ve azalmasına bağlı olarak her iki burun arasında dönüşümlü olarak değişir. Bu günlük hayatımızda tam olarak fark edilmez ancak burunda tıkanıklık olduğu hallerde belirginleşir.

Ayrıca burun ve akciğer arasında beyinde önemli bir merkez tarafından yönetilen bir ilişki bulunmaktadır. Burnun tıkalı olduğu tarafta akciğer solunum kapasitesi düşük olur. Bu tarafta burun içinde direncin fazla olması akciğer direncini de arttırır ve akciğere giden hava azalır.

Burunda tıkanıklık nedenleri ;

Doğumsal nedenler :

En sık görülen koanal atrezidir. Burun arkası ile geniz arasının zar veya kemik doku ile kapalı olmasıdır.Bu durum çocuk doğduğu günden itibaren kendini belli eder. Tek taraflı veya çift taraflı olabilir.

Doğum esnasında veya sonradan düşmelere bağlı septumda (iki burun deliğini burun içinde ayıran yapı) deformasyon deviasyon(eğrilik) ve hematom (kan birikmesi) oluşabilir. Burun içine yabancı cisim kaçmaları birtakım kist ve tümörler yine burun tıkanıklığı nedenleridir.

Sonradan burun tıkanıklığı yapan nedenler :

En sık nedenlerden biri geniz etidir. Doğumda oldukça küçüktür.1-2 yaşlarında çocuğun kendi bağışıklık sistemi oluştukça büyümeye başlar. Ergenlik döneminde ise küçülür. Genizde solunan hava ile temas eder ve devamlı sümük ile yıkanır. Dolayısı ile çeşitli mikrobik ajanlar(antijen) ile temas halindedir.Aktif bağışıklık sistemini devreye sokarak antikor üretir. Bu aktivitenin fazla olması fazla antijen ile temas ve alerjide büyüme daha fazla olur. Fazla büyümeden dolayı kronik iltihaplı bir akıntı ve tıkanıklık oluşur.

Bademciklerin büyüklüğünden bağımsız olarak geniz etinde fazla büyüme burunda çok ciddi solunum güçlüğü yaratır. Daha önce belirttiğim gibi burundaki direncin artması akciğer solunumun azalmasına neden olur. Bu da genelde olarak vücutta oksijen azalması ve buna bağlı kalbin fazla çalışması sonucunu doğurur.

Geniz eti ayrıca mikropların tutulduğu bölge olduğundan sık orta kulak enfeksiyonlarının ve üst solunum yolu infeksiyonlarının nedenini oluşturabilir. Sigara içilen ortamlarda sigara dumanı bu doku tarafından tutulur ve kulağın havalanmasını sağlayan östaki tüplerinde ödem yapar ve kulakta ağrı sıvı birikimi ve iltihabı reaksiyona neden olur.

Burun tıkanıklığında alerji faktörünü unutmamak gerekir. Normal kişilerde bazı doğal maddelere karşı reaksiyon gelişmezken bazı kişiler bu maddelere karşı istilayı önlemek için aşırı bağışıklık cevabı verir. Bunlara alerjik bünyeler denir. Allerjenler bu yanıt sonunda kişinin vücudunda istenmeyen etkilere yol açan bazı kimyasal maddeler salgılar. Bu maddeler burunda tıkanıklık şişme kaşıntı aşırı sümük oluşumuna neden olur.

Sinüzit burun tıkanıklığının bir diğer nedenidir. Çocuklarda sinüzit genellikle uzun süren nezle ile birlikte oluşur. Fazla burun salgısının olması ve salgı kıvamının yoğun olması burun drenajının azalmasına ve burun içinde sümüğün birikmesine neden olur .Bunun sonucunda burun içi örtüsünde kronik değişiklikler ve enfeksiyonlar oluşur.

Sinüzit doğru bir medikal tedavi ile tamamıyla iyileşir. Ancak bazı sistemik hastalıklarda veya doğumsal hastalıklarla beraber olursa iyileşmesi zordur ve bazen sinüslerden kaynaklanan polip değdiğimiz etler oluşabilir. Bu durumda cerrahi tedaviye gerek duyulur. Muayene endoskopik sistem ile yapılır.

Geniz Eti

Burun gerisinde östaki (kulak ile burun arasındaki kanal) tüplerinin yanında nazofarenks (geniz)dediğimiz bölgede küme halinde bulunan lenf dokusudur.

Belirtiler

-Ağızda kuruluk kötü koku
-Horlama
-Burun gerisine akıntı
-Uyku bozuklukları
-Uykuda nefes durmaları
-Sık uyanmalar
-Beslenme bozuklukları
-Gelişme geriliği
-Konsantrasyon bozukluğu

Ne Yapılır ?

Tetkiklerde rutin kulak burun boğaz muayenesi endoskopik muayene gerekire radyografi ve akıntıdan kültür almak alerji tetkikleri uygulanır. Nedene göre uygun medikal veya cerrahi tedavi yapılır.

Bebeğim normal işitiyor mu ?

Çocuğunuzun işitme kaybı olup olmadığının belirlenmesi için bazı testler mevcuttur. Bu testlere başvurmadan önce işitme kaybı riskini arttıran konuların bilinmesi gerekir.

Gebelik sırasında geçirilen enfeksiyonların çocuğun işitmesiyle ilgisi olabilir mi ?

Başta kızamıkçık olmak üzere geçirilen bazı virüs enfeksiyonları doğuştan işitme kaybına yol açabilir. Ayrıca bilinçsizce kullanılan ilaçlar da aynı sonuca neden olabilir.

Yenidoğan çocukta (ilk 1 aya kadar) hangi durumlarda duyma kaybından şüphelenmeliyiz ?

• Düşük doğum ağırlığı mevcutsa (1500 gram ve altı)
• Menenjit geçirdiyse
• Sarılık nedeniyle kan değişimi uygulandıysa ya da uygun olmayan ilaçlar kullanıldıysa
• Yüz görünümünde ve kulaklarda görüntü olarak anormallik varsa
• Yoğun bakımda 1 haftadan uzun kaldıysa işitme kaybı riski yükselmiş demektir.

Yenidoğan döneminden sonra 6 aya kadar hangi konulara dikkat etmek gerekir ?

• Yine menenjit gibi bir hastalık ya da kafa travması (başını çarpma- düşme) geçirip geçirmediği, nörolojik bir bozukluğu olup olmadığı, dikkatsiz antibiyotik kullanımı yanı sıra,
• Gürültüye tepki vermiyorsa
• Başını sesinize doğru çevirmiyorsa
• Sesleri taklit etmiyorsa
• Kulakta sıvı toplanıyor ya da sık orta kulak iltihabı oluyorsa değişik derecelerde işitme kayıpları gelişmiş olabilir(6 aydan sonra daha çok görülür)
• 6 ay- 1 yaş arası çocuklar konuşma sesi çıkarabilmeli, sorulduğunda tanıdık eşya ve şahısları gösterebilmelidir.

1-2 yaş arası çocuklarda işitme kaybını düşündüren faktörler nelerdir ?

Seslere karşı duyarsız ise, aynı yaştaki çocuklardan konuşma yönünden geri ise, televizyon sesini açmak gerekiyorsa ve sık tekrarlayan orta kulak problemleri varsa işitme kaybından şüphe etmek gerekir.

Ne yapmalı ?

Doğumsal işitme kaybı olup olmadığının anlaşılması için doğduktan sonraki ilk günlerde yapılan işitme testi bir çok gelişmiş ülkede rutin bir uygulamadır. İşitme testlerinin çocuğa bir zararı olmaz. Daha sonraki dönemlerde şüpheniz olduğunda KBB muayenesi sonrası doktorunuzun uygun gördüğü testleri yaptırmalısınız. Erken başlayan işitme kaybı çocukta konuşma problemine de yol açar. İletişim sorunlarının büyümesi çocuğun psikolojik gelişimini de olumsuz yönde etkiler.

Erken müdahale her zaman çocuğun bu sorununu daha rahat aşmasını sağlar. Gereken hastalara ameliyat, işitme cihazı ve/veya konuşma terapisi uygulanır.

« Önceki sayfa