Sinüzit Alerji ve Soğuk Algınlığı
Kategori: Sinüizt Allerji ve Soğuk Algınlığı

Septum Deviasyonu
Kategori: Septum Deviasyonu
Septum burun boşluğunu iki eşit parçaya ayıran bölmedir. Ön tarafı kıkırdak arka tarafı kemikten meydana gelmiştir. Septumun eğri olmasına septum deviasyonu adı verilir. Burun çatısının en önemli desteği olmasının yanı sıra burun hava akımının düzenlenmesinde de çok önemli bir role sahiptir. Septum deviasyonu KBB pratiğinde en sık karşılaşılan patolojik durumlardan bir tanesidir. Son yıllarda endoskopların gelişmesiyle burun içinin ve dolayısıyla septum hastalıklarının da daha iyi tanınmasına olanak vermiştir.
Deviasyon kemikte, kıkırdakta ya da her ikisinde birlikte olabilir. En önemli septum deviasyonu nedeni burun bölgesine gelen darbelerdir. Doğum sırasında ya da burnun gelişiminin hızlandığı küçük yaşlarda alınan darbeler, deviasyona zemin hazırlar. Doğum sırasında doğum kanalında burnun baskı altında kalması ya da forseps travmasına maruz kalması deviasyona neden olabilir. Erişkin yaşta meydana gelen travmalar burun içinde olduğu kadar dışında da kırıklar meydana getirir. Travma dışında genetik ve çevresel faktörlerde septum deviasyonu oluşumunda etkili olmaktadır. Özellikle burnun arka tarafındaki kemik yapıya ait deviasyonların genetik faktörlere bağlı olduğunu gösteren çalışmalar vardır.
Septum deviasyonunda hastanın en belirgin şikayeti burun tıkanıklığıdır. Eğrilik genellikle tek taraflıdır. Eğri olan kısım burun yan duvarı ile, burun etleri ile temastaysa bu temasa bağlı baş ağrıları görülebilir. Normalde nemli olan burun içi örtüsü (mukoza) deviasyon nedeniyle düzensiz hava akımına bağlı olarak kuruyabilir, kabuklanabilir ve kanayabilir. Sinüslerin burna açılan pencereleri deviasyon nedeniyle tıkanabilir ve bu nedenle sinüzit gelişebilir. Deviasyon olmayan burun tarafında burun içi eti genişleyebilir ve geniz akıntısına neden olabilir. Deviasyon olmadığı halde o tarafta da burun tıkanıklığı başlayabilir.
Burun tıkanıklığı olan insanlarda boğaz enfeksiyonları daha sık görülmektedir. Bunun nedeni özellikle geceleri ağız açık uyumadan kaynaklanmaktadır. Tanı muayene ile konulur. Tedavide deviasyonun yeri ve genişliği önemlidir. Ameliyat lokal ya da genel anestezi altında yapılabilir. Normal şartlarda burun gelişimini 18 yaş civarında tamamladığından bu yaştan sonra yapılması uygun olur. Ameliyat sonrası yüzde şişlik ve morarma olmaz.
Septoplasti
Kategori: Septoplasti
Septum burun içini ikiye ayıran, kıkırdak ve kemikten meydana gelmiş duvara (orta bölme) verilen tıbbı isimdir. Bu yapı , çoğu insanda tam olarak düz olmamasına rağmen, bir rahatsızlık vermeyebilir. Fazla eğri olduğu kişilerde veya burunun özellikle dar bölgelerinde az da olsa eğri yapısıyla tıkanıklığa yol açabilir . Bu eğrilik, çoğunlukla daha önce geçirilmiş, bir darbe ile ilgilidir. Kişiler, bunu bazen hatırlamazlar. Kaza sonucu burun kanaması olan her kişide, kıkırdak ve kemik yapının eğriliği oluşabilir.
Doğum sırasında her on çocuktan birinin, ciddi şekilde burun travmasına maruz kaldığı bulunmuştur.’Deviye septum’ denilen bu durum solunum zorluğuna , yüzde basınç ve ağrı hissine , burun akıntısına , tekrarlayan sinüs iltihaplarına yol açabilir. Bu durum düzeltmek için yapılan operasyona ‘septoplasti’ denir ve ciltte bir kesi olmadan tamamen burun içersinden gerçekleştirilir. Operasyonun amacı, eğri olan kısımların düzeltilmesidir.
Dışarıda cilt kesisi , fazla bir şişme ve rahatsızlık hissi olmamasına rağmen, bir burun operasyonu geçirecekseniz. Bundan dolayı,gerekli önlemleri almanız gerekecektir.
Saman Nezlesi, Yaz Nezlesi ve Alerjik Burun Rahatsızlığı
Kategori: Saman Nezlesi, Yaz Nezlesi
Saman nezlesi nedir ?
Bu terim aslında yanlıştır. Birincisi, saman, alerjik bir şey değildir, dolayısıyla alerji meydana getirmez. Burun tıkanıklığına, kaşıntılı ve akıntılı buruna, burun ve boğazda fazla miktarda koyu akıntıya sebep olur fakat bu alerjik şikayetlere kendisi değil, havadan gelerek üzerine konan alerjik maddeler yol açar.
Yaz nezlesi de, bilinen virüslerin yol açtığı nezle gibi değildir. Havada bulunan alerjik maddelerin yol açtığı bir rahatsızlıktır. Saman nezlesi ve yaz nezlesi , aslında tıp dilinde ‘alerjik rinit’ olarak bilinen hastalıklardır.
Alerjiye ne sebep olur ?
Bitki veya hayvanlardan gelen , insanlara yabancı alerjik maddeler , göz, burun, boğaz gibi yerlerden insan vücuduna girerler ve burada onların içeri girmesini engelleyici reaksiyonla karşılaşırlar. Normal şartlarda, bu yardımcı, doğal bir korunmadır. Mamafih, bazı kişiler, bazı maddelere karşı, normalden fazla reaksiyon gösterirler. Bu tür insanlara ‘alerjik bünyeli’ insanlar, bu tür maddelere de ‘alerjen’ denir. Alerjinin soyaçekim gösteren bir eğilimi vardır.
Vücudunun savunma sistemi, yabancı maddelere karşı savaşan maddelere üretir. Bunlar, alerjenlerle karşı karşıya geldiğinde, vücutta istenmeyen etkiler oluşturan maddeler salınır. ’Histamin’ bunların içinde en bilinenidir ve burunu döşeyen dokuda şişme, kaşınma, irritasyon, aşırı salgıya sebep olur.
Hangi alerjenler burunda alerji yaratırlar ?
Hava ile taşınabilecek kadar hafif ve belirli boyutta olan, burun dokusunda depolanabilecek bitki veya hayvan protein parçaları, alerji oluştururlar. Sık görülenleri, çiçek polenleri, mantar sporları, hayvan epitel döküntüleri ve ev tozudur. Gözle görülemeyen bu mikroskopik yapılar, gerekenden büyük veya küçük olursa, vücuda girerek alerjik reaksiyon oluşturamazlar.
Hangi polenler problem yaratır ?
Türkiye’ de yapılmış bir araştırmada şu sonuçlar elde edilmiştir.
Ocak , Şubat, Mart aylarında, fındık, ardıç, mazı, selvi, kavak, dişbudak kızılağaç, kocayemiş, süpürgelik, orman gülü sık görülen alerjenlerdir.
Nisan , Mayıs, Haziran aylarında, fındık, ardıç, mazı, selvi, dut, dişbudak, meşe, zeytin, çam, atkestanesi, kocayemiş, süpürgelik, orman gülü, ısırgangiller, buğday, arpa, mısır, yulaf, çavdar, pirinç, havuç, baldıran otu, kereviz, dere otu, sinir otu, kuzu kulağı, çayır otu sık görülen alerjenlerdir.
Temmuz , Ağustos, Eylül aylarında, ıhlamur, akasya, çam, kocayemiş, süpergelik, ormangülü, papatyagiller, ısırgangiller , buğday , arpa ,mısır, yulaf, çavdar, pirinç, havuç, baldıran otu, kereviz, dere otu, sinir otu, kuzu kulağı sık görülen alerjenlerdir.
Ekim, Kasım aylarında ardıç ,mazı, selvi, sedir, kocayemiş, süpürgelik, orman gülü, papat-yagiller, sık görülen alerjenlerdir.
Mantarlar ?
Bunlar, bildiğimiz mayalama yapan mantarlardır. Ölü yapraklar, çimen, saman, diğer tahıl sapları, tohum ve toprak üzerinde de ürerler. Donmadıkları için mantarlar nerdeyse bütün yıl alerji yapabilirler. Sadece kışın karla kaplı olduklarından etkin olamazlar.
Kapalı ortamlarda mantarlar , ev bitkilerinin ve topraklarının üzerinde ürerler. Ayrıca, bodrum, merdiven altı gibi loş ve nemli yerlerde , uğratılmış alkollü içeceklerde de bulunabilirler.
Bütün yıl süren saman nezlesi ?
Hayvan alerjenleri (kedi, köpek, atve diğer evcil hayvanların yünleri, deriler) kozmetikler, mantarlar, yiyecekler ve ev tozu gibi bütün yıl süren alerjenler, bu duruma sebep olur. Ev tozu, birçok maddenin karışımıdır. Bunlar selüloz (ev mobilyalarından dökülür) mantarlar, ev hayvanlarından dökülen alerjenler, böcek alerjenleri ‘mite’ adı ile bilinen küçük yaratıklardır. Kışın artan alerjinin sebebi, kalorifer ve sobaların sıcaklık etkisiyle artan ev tozudur.
Alerjiler önemli olabilir mi? Alerjik bünyesi olanların, soğuk algınlığına , nezleye, sinüs ve kulak enfeksiyonlarına karşı dirençleri azalmıştır. Ayrıca bu enfeksiyonlar esnasında daha fazla rahatsız olurlar, daha da önemlisi astım geliştirebilirler.
Ne yapabiliriz ?
İdeal olan, alerjen maddelerden uzaklaşmaktır. Mesela, sahilde, sadece denizden gelen meltemi soluyabileceğiniz çok kuru bir havanın bulunduğu yere gidebilirisiniz. Maalesef bu tür öneriler pratik olmaktan uzaktır, kendinizi şu tedbirlerle korumaya çalışabiliriz.
- Ev temizlerken veya otlarla uğraşırken maske takınız..
- Havalandırmanız varsa, hava filtrelerini ayda bir değiştiriniz veya hava temizleyicisi alınız.
- Ağır polen mevsiminde , kapı ve pencerelerinizi mümkün olduğunca kapalı tutunuz.
- Ev bitkileri büyütmeyiniz ve alerjik olduğunuz hayvan beslemeyiniz
- Yün battaniyenizi, kuş tüyü yastığınızı, yün elbiselerinizi, alerjen olmayan sentetik maddelerle değiştiriniz.
- Yorganınızı ve yaylı yatağınızı, sentetik örtülerle kaplayınız.
- Hekiminizin önerdiği ilaçları düzenli bir şekilde kullanınız.
- Yatarken, baş tarafınız daha yüksekte yatınız.
- Genel sağlınıza özen gösteriniz:
- Her gün egzersiz yapınız.
- Sigara ve diğer dumanlı içecekleri bırakınız.
- Karbonhidratı düşük, dengeli besleniniz.
- Vitaminli yiyeceklerle ( özellikle vitamin-C ) besleniniz.
- Hekiminize düzenli olarak görününüz.
- Kışın, evler, ısınmanın etkisiyle oldukça kuru olduğunu için, kaliteli bir nemlendiriciler almayı düşününüz, fakat bu nemlendiriciler üzerinde mantar üreyebileceğine de dikkat ediniz.
Hekiminiz sizin için ne yapabilir.
Kulak, burun, boğaz hekiminiz, sizi tam olarak muayene edecektir. Burun ve sinüslerinizin detaylı muayenesi, alerjiye eşlik eden enfeksiyon, alerjik şikayetleri arttıran ve tedaviyi zorlaştıran burun eğriliği, polip gibi hastalıklar olup olmadığını tespit edecektir.
Alerji tedavisi için değişik ilaç grupları mevcuttur. Hekiminiz, bunlardan hangisinin sizin için daha uygun olduğuna karar verecektir. Tedavi, aynı zamanda uygun çevre kontrolünü de içerir. Uygun hikaye ve muayene sonucu hangi maddelere karşı alerji olduğunu tespit için testlerin yapılıp yapılmaması gerektiğine karar verecektir.
Hava yolu ile geçen alerjenlerin iki tedavisi vardır. Birincisi, bunlardan uzak durmak; mümkün olmuyorsa uygun aşı tedavisi yapmaktır. Aşı tedavisinde prensip, kişiye, alerjik olduğu maddeyi çok düşük dozlarda vererek, tolerans oluşturmaya dayanır. Kan veya cilt testleri ile yapılan alerji testleri vardır. Modern testlerle, neye alerjiniz olduğu bulunduğu gibi ne kadar hassasiyetle alerjik olduğunuz tespit edilebilmektedir.
Uygun alerji aşıları yapılmaya başlandıktan birkaç hafta sonra etkileri görülebilir. Fakat daha kalıcı bir etki sağlamak için üç ile beş yıl arasında uygulanmalıdır. Alerji aşıları bir miktar düzelme sağlasa bile, ilaçlara da ihtiyaç devam eder.
Özellikle fazla miktarda alerjene maruz kalındığında veya bir komplikasyon geliştiğinde ihtiyaç belirginleşir. Bu süreç içersinde hekiminiz sizi kontrolü altında tutacaktır.
Burun Polibi / Nazal Polip
Kategori: Burun Polibi / Nazal Polip, Vitrin
Burun içerisinde sonradan oluşan ve polip ismi verilen yapılar, bir çok kimsenin, bu arada hekimlerinde başını ağrıtan önemli bir problemdir.
Polip nedir ?
Vücudumuzda içi boş, hava ile temes edebilen birçok organ bulunur.Ağız, burun, sindirim sistemi, dış kulak yolu bunlara örnektir.Bu boşlukları döşeyen yüzeysel bir doku tabakası vardır.İşte bu doku tabakasından dışarı doğru sarkarak büyüyen, et gibi yapılara “polip” adı verilir.”Kulak, ses teli, mide, bağırsak polibi” gibi. Burun içini veya ağızları burun içerisine açılan “ sinüs” adı verilen boşlukları döşeyen dokulardaki hasardan da polipler gelişebilir.
Burun polipleri, yumuşak, soluk renkli, burun içerisine sarkan ve yerçekimi ile yer değiştiren yapılardır.
Polibe ne sebep olur ?
Polibin oluşma mekanizması tam olarak bilinmemektedir, fakat dokudaki hasar ve bunun sürekli hal alması en muhtemel sebeptir.Burun ve sinüs iltihaplarının kronikleşmesi, burun dokusunun uyarıcı bir madde ile devamlı karşı karşıya kalması, ailesel sebepler polip oluşturabilir.”Astım” ve “kistik fibrozis”gibi bilinen bazı hastalıklarda da burun polibi oluşur.
Polip neye sebep olur ?
Polipler, burun havaakımını engelleyerek burun tıkanıklığına, dolayısıyla ağızdan soluma, başağrısı, horlama ve uyku apnesi, sık boğaz hassasiyeti ve iltihabına, nezle ve gribin uzun sürmesine, sinüzit ve koku alma bozukluklarına, yaptığı geniz akıntısı ile astımın artmasına sebep olabilir.
Polip nasıl tedavi edilir ?
Polipler oluştuktan sonra kendiliklerinden kaybolmazlar.İlk başlangıç safhasında veye çok ufakken ilaçlarla küçültülebilir, hatta bazen ortadan kaldırılabilirler fakat daha büyük olduklarında ancak operasyon ile temizlenebilirler.
Burun polibi operasyonu son yıllardaki teknik gelişmelerin ışığı altında önemli değişiklikler göstermiştir.Eskiden ağız içerisinden yapılan operasyonlar, günümüzde burun içerisinden, sadece “endoskop”lar ve “çok ince aletler” le yapılabilmektedir.Bu çağdaş operasyonlar hem daha fizyolojik hem de hastalığın tekrarlama oranı bakımından oldukça avantajlıdır.Burun dışarısından hiçbir kesi yapılmaz.Bere, çürük, iz oluşmaz.
Operasyondan önce burun içi ve sinüslerinbilgisayarlı tomografik incelemesi gerekir.
Polipler tekrarlar mı ?
Burun polibi olan hastalarımızı ikiye ayırabiliriz.Birinci grupta altta belirgin bir hastalık yatmayan kişiler vardır.
Fonksiyonel endoskopik sinüs cerrahisi sonrası bu kişilerde başarı oranı % 90’ dır.Fakat astım, kistik fibrozis ve aspirin alerjisi olan kişilerde başarı oranı düşer.Bu kişilerde burun polipleri her şeye rağmen tekrar oluşur, bu tür hastalarımızda günümüzde elimizden gelen, poliplerin oluşmasınıve yan etkilerini operasyon ve ilaç tedavisi ile mümkün olduğunca geciktirmektir.
Koku ve Tad Alma Bozuklukları
Kategori: Koku ve Tad Alma Bozuklukları
Koku ve tat alma bozukluklarının sıklığı nedir ?
Amerika Birleşik Devletlerinde 260 milyon kadar insan yaşamaktadır ve bir araştırmaya göre 2 milyondan fazla kişide bu bozukluk mevcuttur. ABD de her yıl yaklaşık ikiyüz bin kişi bu sebepten doktora başvurmaktadır.
Koku ve tat alma bozuklukları ciddi midir ?
Koku alma ve tat duyusu şükretmemiz gereken bizi erken uyaran önemli hislerdir ve yanlış koku ve tat bizi yangına , zehirli gazlara ve bozulmuş yiyeceklere karşı uyarır. Koku alma bozukluğu bir sinüs probleminde, burundaki doku büyümelerinde olabileceği gibi nadir durumlarda beyin tümörlerinden de kaynaklanabilir. Aşçılar, itfaiyeciler gibi bazı meslek grupları için koku ve tat almak mesleki bir gerçektir ve bu hislerin kaybı büyük ekonomik problemler yaratır.
Koku ve tat alma nasıl gerçekleşir ?
Koku ve tat alma duyguları kimyasal his sistemimize aittir. Etrafımızdaki maddelerden kaynaklanan bazı kimyasal maddelerin burun, ağız ve boğazımızı uyarması ile bu karışık işlemler başlar. Sinir uçları uyarılarak bu mesajlar beyine iletilir ve beyinde ayırt edilir.
Koku sinir uçları burunun tavanında yer alırlar ve çok ince bir kemik içersinde doğrudan beyindeki koku bölgesini uyarırlar.
Yiyecek ve içecekler tükürük ile karışarak ağzı, dil ve boğazda buluna koku sinir uçlarını uyarırlar. Aynı şeklin uyarıyı beyindeki belirli bölgelere ulaştırırlar.
Koku ve tat alma hücreleri yaşlandıkları veya hasara uğradıkları vakit yenilenebilmesi açısından incelenmektedir.
Üçüncü bir kimyasal his sistemi de mevcuttur. Buna ’genel his sistemi’ adı verilir. Gözlerin, burunun ve ağzın özellikle nemli bölgelerinde buluna binlerce his siniri ‘amonyağın sızısını, metolün serinliğini ve kırmızı biberin sıcaklığını’ algılar.
Tatlı , ekşi, acı ve tuzlu olmak üzere genelde dört temel tat ayırt edebiliriz. Bu tatların belli oranda karışımları ve genel his sisteminin birleşimi ile bir çeşni oluşur. İşte bu özel çeşni onları tanımamıza imkan sağlar.
Birçok madde esas olarak kokularından tanınırlar. Çikolata yerken burnunuzu kapatırsanız, yediğiniz maddenin tatlı veya acı olduğunu hissedebilirsiniz ama çikolata olduğunu anlamakta zorlanırsınız. Bu durum çikolatanın tanıdık lezzetinin çoğunlukla koku ile algılandığındandır. Aynı şekilde kahvede böyledir. Dikkat ederseniz, yemeğin lezzetini tam olarak almak isteyen kişiler (aşçı, lezzet uzmanı gibi ) her yutkunuşta sonra burunlarından nefes verirler.
Neler tat ve koku alma bozukluklarına yol açarlar ?
Baskın sorun 60 yaşından sonra doğal koku alma yeteneğinin azalmasıdır. Bilim adamları koku alma yeteneğinin 30 ile 60 yaşları arasında en iyi olduğunu bulmuşlardır. Bu durum 60 yaşından sonra azalmaya başlar ve daha yaşlı birçok kimse koku alma yeteneklerini kaydetmişlerdir. Fakat, genelde her yaştaki kadınlar, erkeklere göre koku almada daha duyarlıdırlar.
Bazı kişiler koku ve tat alma bozukluğu ile doğabilirler ama birçok kimsede bu durum kaza veya hastalık sonrası oluşur.
Üst solunum yolu iltihapları çoğu kere suçlanmıştır aynı zamanda kafa kırıklarında da koku alma bozukluğu ortaya çıkabilir.
Koku ve tat alma bozuklukları burun içerisindeki poliplerden, hormonal bozukluklardan ve diş problemlerinden kaynaklanabilir. Böcek ilacı veya bazı diğer ilaçlara uzun süre maruz kalanlarda da oluşabilir.
Sigara dumanı insanların karşılaştığı en sık ve en yoğun hava kirliliği ajanıdır. Kokuların ayırt edilmesi ve tat alma duygusunun azalmasına sebep olur. Sigarayı bırakmak koku almayı arttırır fakat bu olay çok yavaş ortaya çıkar.
Örneğin günde iki paket sigara içen kişinin tekrar eskisi gibi koku alabilmesi için sigara içtiği dönem kadar sigarayı bırakması gerekir.
Baş ve boyun bölgesine kanser nedeniyle ışın tedavisi uygulanan birçok kimse koku ve tat alma bozukluğundan şikayetçi olur.
Nefes borusu ve ses telleri çıkartılan kimselere, koku ve tat alma duyularının azaldığından şikayet ederler. Bu kişilere burunlarından nefes almalarını sağlanacak tüpler uygulanırsa yeniden tat ve koku almaya başlarlar (bu durum koku ve tat almada burundan hava geçmesinin ne kadar önemli olduğunu gösterir ).
Koku ve tat alma bozuklukları nasıl teşhis edilir ?
Kişilere tanımaları amacıyla değişik yoğunlukta koku ve tatlar aldırlır. Kişinin ayırt edebildiği en düşük yoğunluk bulunur. Ayrıca değişik yoğunluktaki koku ve tatlar denenir, bunları ayırt edip edemediği veya yoğunlukları arttırıldığında fark edip edemediği araştırılır.
Koku ve tat alma bozuklukları tedavi edilebilir mi ?
Bazen kullanılan bir ilaç koku ve tat alma bozukluğunun tek sebebidir ve ilaç kesilince veya değiştirilince durum düzelir.
Bazı ilaçlar koku alma bozukluklarına yol açarken, özellikle alerji ilaçları koku ve tat almayı geliştirebilirler.
Özellikle şiddetli nezle, grip olan veya alerjisi artan kişiler sadece bu durumlarının düzelmesi ile koku ve tat alma hassasiyetlerini tekrar kazanırlar. Birçok vak’ada burun tıkanıklığı yapan poliplerin temizlenmesi ile koku tat almada düzelme görülür, nadiren de koku ve tat alıcıları kendi kendilerine kaydoldukları gibi, kendi kendilerine düzelebilirler.
Burun Tıkanıklığı
Kategori: Burun Tıkanıklığı, Vitrin
Burun insan sağlığı için en önemli organlardan biridir. Sağlıklı bir solunum fonksiyonu ve sağlıklı bir vücut için burundan soluk alıp vermek esastır.Burun sadece havanın girip çıktığı bir organ değildir. Burnun nefes alıp verme fonksiyonu yanında , havanın nemlendirilmesi, ısıtılması,koku alma dolayısı ile tat alma fonksiyonları ve orta kulağın havalandırılması da vardır. Sesin rezonansında da etkilidir. Burun tıkanıklığı uzun süreli olduğunda başka sağlık sorunları mutlaka bunu izleyecektir. Kısaca burun tıkanıklığı hastanın hayat kalitesini bozmakla kalmaz zamanında müdahale edilmediği taktirde sağlığını da bozar.
Burun tıkanıklığı en sık karşılaşılan şikayetlerden biridir. Burun içerisinde bir bölme duvarla ile tam iki bölmeye ayrılmıştır. Her yüz insandan sekseni aynı anda , aynı oranda iki burun bölmesinden nefes alamaz. Bu normal fizyolojik bir olaydır. Burunda ‘Konka’( Burun etleri ) denilen ,kan akımı ile şişen ve inen yapılar vardır.Bunlar dönüşümlü olarak şişer ve inerler , buna ‘Nazal siklus’ denir. İnsanlar genelde bunun farkına varmazlar.
Burun tıkanıklığı , gece ağzı açık uyuma, sağlıklı bir uyku uyuyamama, sık ağız kuruması , gece kalkıp ara ara su içme , sabah dinlenememiş ve yorgun uyanma, bazen baş ağrısı ile uyanma, sinirlilik, gün içi yorgunluk, dikkatini toparlayamama- konsantrasyon eksikliği, gündüz uykuya meyil, sık tekrar eden boğaz enfeksiyonları, kronik farenjite neden olabilirler.
Burun tıkanıklığının dört ana sebebi vardır. Bunlar tek başlarına burun tıkanıklığı yapabilecekleri gibi aynı insanda, birlikte de bulunabilirler.
1 – Enfeksiyonlar : Her normal insan yılda iki veya üç defa nezle ,grip olur. Bu sayı, çocuklarda daha fazladır( 4 ila 8 kez ). Yaş ilerledikçe ,vücut savunması geliştikçe enfeksiyon sıklığı azalır . Basit soğuk algınlığı , birçok virüs tarafından oluşturulabilir. Birçoğu mikrobun , elden buruna geçmesi ile olur ,bir kısım havadan da geçer. Virüs, burun içine yerleştikten sonra, burunu döşeyen dokuda şişlik olur, akıntı koyulaşır ve burunda tıkanıklık gelişir.
Bu durumda, olayın kendi kendine geçmesini beklemekten başka çare yoktur. Sadece yardımcı burun açıcı , burun akıntısını seyreltici ilaçlar kullanılabilir . Fakat nezle , kişinin direncini zayıflattığı için , arkasından bakteriyel , antibiyotiğe ihtiyaç duyulan , ateşli , sarı , yeşil burun akıntılı dönem gelebilir. Bu durumda doktora müracaat etmek gerekir.
Akut sinüs enfeksiyonlarında burun tıkanıklığı , koyu burun akıntısı olur. İltihaplanan sinüsün yerine göre, yanak, üst dişler , gözlerin arkasında veya arasında , alında ağrı ve hassasiyet hissedilebilir.
Kronik sinüs enfeksiyonlarında , sıklıkla burun tıkanıklığı , burun ve geniz akıntısı olur. Burada ağrıdan daha çok yüzde basınç hissi görülür. Enfeksiyon akciğerlere ilerleyerek kronik öksürük , bronşit ve astım oluşturabilir. Akut sinüzitler, genellikle antibiyotikle iyileşirler , kronik sinüzitlerde operasyon gerekir.
2- Yapısal sebepler : Burun içini ikiye ayıran bir duvar olduğundan bahsedilmişti. Gerek bu duvarın eğriliği ( Septum deviyasyonu ), gerekse burun yapısının dışarıdan da belli olan eğriliği burunun bir veya her iki tarafında, hava geçişini azaltabilir. Bu eğrilikler, çoğunlukla doğumsa – genetik veya çocuklukta yada sonra olan bir darbe, kaza ile ilgilidir.
Yapılan araştırmalar göstermiştir ki, her on çocuktan birinde, doğum esnasında burunda önemli bir hasar meydana gelmektedir.
Ayrıca burun içinde sırayla şişip inen ‘ konka’ denilen yapılar da değişik hastalıklarda uzun süreli veya sürekli şişerek veya yapılan bozularak burun tıkanıklığına yol açabilirler(Konka hipertrofisi ) . Bu durumlar, burun tıkanıklığının yanında, burun akıntısının yönünü etkileyerek, hastalıkların uzun sürmesi veya süreklilik kazanmasına sebep olabilirler. Kronik sinüzitin bir sebebi de budur.
Burun çatısında daralma ( Nazal Valv darlığı ) bir diğer tıkanıklık nedenidir.
Bazı kişilerde, burun içinde , sinüs ağızların da yaygın polipler (Üzüm tane gibi büyümeler) görülebilir.Belirgin burun tıkanıklığına neden olabildiği gibi ,koku almada azalmaya neden olur, hatta Astım hastalığını tetikleyebilir.
Bu mekanik olayların tedavisi cerrahidir. Burun içinde yapılan operasyonlarla, bu eğrilik düzeltilir.
Çocuklarda sıkça görülen ‘ geniz etleri ‘ nin büyük olması da burun tıkanıklığına yol açar. Geniz eti, aynen bademcik yapısında olup, çocuğun burnunun arkasında yer alır. Şayet bu doku, normalden büyükse veyahut çocuğun geniz yapısı dar ve küçükse, geniz eti burun arkasını tıkayarak , havayolunu kapatır. Enfeksiyonlarda, burun eti aynen bademcik gibi şişerek çocuğun burnunu tıkar, ağzından nefes almasına yol açar. Ağızdan nefes almak çocukta, horlamaya, sıkıntılı ve terli uyumaya, diş çürüklerine, ağız ve çene yapısının bozuk gelişmesine sebep olur. Çocuktaki burun tıkanıklığının sebebi geniz eti ise ve bu tıkanıklık sürekli bir hal almış veyahut çocuğun kulak problemlerine yol açmışsa, çıkartılması gerekir. Operasyon, ağız içerisinden, ameliyathanede gerçekleştirilir.
Burun tümörleri ve burunda yabancı cisimler de bu kategoride sayılırlar. Çocuklar burunlarına, nohut, bezelye, çekirdek, oyuncak, düğme, iğne gibi cisimler sokabilirler. Tek taraflı, kötü kokulu akıntılara bu açıdan dikkat edilmesi gerekir. Kulak, burun, boğaz uzmanına gösterilmelidir.
3-Alerji : Alerji, vücudun yabancı cisimlere karşı normalden fazla reaksiyon göstermesidir. Burun, alerjik şikayetlerin ortaya çıktığı en önemli organlardan biridir. Kişi, alerjik olduğu maddelerle karşılaştığı zaman, burun akıntısı , burunda tıkanıklık , hapşırma, burun kaşıntısı gibi birçok rahatsızlık olur. Alerjik maddeler, yiyeceklere kadar çok geniş bir yelpaze içerisinde olabilirler. Bu rahatsızlığın en etkili tedavisi alerjik olunan maddeden uzak durmaktır. Fakat bu bazen mümkün değildir. Böyle durumlarda, ilaç ve aşı, tedavi seçenekleridir.
‘ Antihistaminik ‘ ler , burundaki şişliği önleyici ‘ dekonjestan’ ilaçlar ve kortizonlar kullanılır. Hamilelerde, bütün bu ilaç kullanımlarında, hekime danışılmalıdır.
Dekonjestan ilaçlar kullanılırken, kişinin yüksek tansiyonu, göz tansiyonu, düzensiz kalp atışları, idrar yapmada zorluğu olmamasına dikkat edilmelidir.
Kortizon, gerek burun spreyi,gerekse ağızdan veya enjeksiyon şeklinde kullanılır. Değişik yan etkileri olan bu ilaçların, nasıl kullanılacağı hekimler tarafından detaylı şekilde tarif edilir ve kullananlar, mutlaka düzenli olarak hekim kontrolünde olmalıdırlar.
Alerji aşıları da uygun ve düzenli olarak uygulanırsa, bazı hastalarda başarılı sonuçlar alınabilir.
Alerjik hastalar, daha sık sinüzit olurlar. Bu rahatsızlık da uygun şekilde tedavi edilir.
4- Vazomotor Rinit : ‘rinit’, burun ve içini döşeyen dokunun şişmesi,akıntının artmasına verilen tıbbi isimdir. Burun içerisinde, çok zengin damarsal yapılar içeren ve gün boyunca şişip inerek burundan nefes almayı düzenleyen ‘konka’ denilen yapılar vardır. Halk arasında bunlara ‘ burun eti’ denir. Her iki burun tarafında üçer adet bulunurlar. Alerji ve enfeksiyon durumlarında, kanla dolarak şişerler ve burun tıkanıklığına yol açarlar.
Alerjik yapıya sahip olmayan ve enfeksiyon geçirmeyen kişilerde bile hava ısısının değişmesiyle, uçucu gaz olarak boya, sigara,kimyasal maddeler(benzin gibi), soğuk havada, hava kirliliğinde, parfüm etkisinde ve burun duvarının eğriliğinde, psikolojik streslerde, yetersiz tiroid bezi fonksiyonunda, hamilelikte,bazı tansiyon ilaçlarının, burun açıcı damlaların fazla veya uzub süreli kullanımında burun tıkanıklığı olur. Sebebe bağlı olarak, ilaç ve cerrahi tedavi yolları mevcuttur.
Rahatsızlığın erken evrelerinde,burun tıkanıklığı geçici ve geri dönüşümlüdür. Yani, tıkanıklığa sebep olan rahatsızlık düzeltilirse,durum düzelir. Mamafih, bu durum, damarların elastikiyetini bozacak kadar uzun sürebilir. Bu yapılar, varisteki damarlar gibidirler. Sırtüstü uzanıldığında şişerler, kişi hangi tarafının üzerine yatarsa, o taraf burnu tıkanır.
Tıkanıklık, çoğunlukla uykuyu bozar. Bu yüzden hastalar, birkaç yastıkta, yüksekte yatmayı tercih ederler. Operasyon, uzun süre belirli bir rahatlık sağlar.
Burun Şekil Bozukluğu
Kategori: Burun Şekil Bozukluğu, Vitrin
Burun en göz önünde olan organlarımızdan bir tanesidir. Her ırk ve kişinin, belli bir burun şekli vardır. Çoğunlukla travmaya bağlı bazen de yapısal olarak burun şekilde bozukluklar olabilir. Doğallıktan uzak görüntüler kişiyi rahatsız ederse, kişinin ‘burun şeklinin değiştirilmesini’ isteme hakkı vardır.
Burun şekli bozukluklarının en sık karşılaşılanları, burun sırtında kemer şeklinde eğrilik, burun ucunun kalın ve düşük olması, burunun yüze göre geniş olmasıdır.
Ameliyatımı kime yaptırmalıyım ?
Burun birçok görevi olan organıdır. İlk ve en önemli görevi nefes alıp vermektir. Çünkü normal solunum burundan yapılır. Böylece solunan hava burunda ısıtılır, nemlendirilir, temizlenir ve akciğerlere öylece gönderilir. Ayrıca burunun koku ve tat alma görevleri de çok önemlidir. Burun içersine açılan sinüsler ve bunların rahatsızlıkları da son yıllardaki teknolojik gelişmelerle oldukça değişiklikler ve başarılar kazanmıştır. Burunun görevlerinin sağlıklı olmasında ihtisas eğitimi sırasında her türlü burun rahatsızlığının ilaç ve cerrahi tedavisinin öğretildiği kulak, burun, boğaz uzmanı aynı zamanda bir baş boyun cerrahıdır.
Burun estetik operasyonu, yüz estetik operasyonlarının içersinde değerlendirilir. Amerikan yüz plastik ve rekostrüktif cerrahi cemiyetinin üyelerinin %60’ı kulak, burun, boğaz uzmanları tarafından oluşturulmaktadır. Burun estetik operasyonları günümüzde kulak, burun, boğaz hekimleri ve plastik ve rekonstrüktif cerrahlar tarafından yapılmaktadır. Her iki branştaki hekimlerin özel ilgileri olabilir.
Bizim estetik ameliyat prensibimiz, kişinin yüzüne uyan, abartılı, müdahale edilmiş görüntüsü vermeyen burun şeklini kazandırmaktır. Bunun belirlenmesi için, kişinin ve hekimin yapılacak değişiklikleri, fotoğraf üzerinde konuşması ve kişinin beklentilerinin anlaşması çok önemlidir. Güzel burun yoktur,güzel görünen burun vardır.
Burunu sadece estetik özellik arz eden bir organ olarak görmemekte diğer önemli görevlerinin de mutlaka sağlanması gerektiğine inanmaktayız.Tıkalı, fakat çok estetik kabul edilen bir burun şekli bizim için hiç muteber değildir. Kişi de bunun yarattığı tıbbı şikayetlerle er geç karşı karşıya kalacaktır.
Burun şekli bozukluğu olan kişilerde çoğunlukla burun içersinde de eğrilik olduğu için aynı ameliyatta o da düzeltilir.
Günümüzde endoskopik sinüs ameliyatları ile aynı anda estetik ameliyatı da yapılabilmektedir.
Lütfen daha detaylı ameliyat bilgisi ve ameliyat sonarsı dikkat edilmesi gereken hususlar için ek bilgi isteyiniz.
Burun Açıcı Damlalar
Kategori: Burun Açıcı Damlalar
Doktorların sinüzit gibi enfeksiyon hastalıklarında seyrek olarak uzun süreli önerdikleri burun açıcı damlalar rastgele kullanıldığında burun etlerinin daha fazla şişmesine burun tıkanıklığının artmasına neden olabiliyor. Bu ilaçlar burun içine püskürtüldüğünde geniş bir alana ulaşıp hastalık nedeniyle şişmiş ve burun tıkanıklığına neden olmuş burun etlerini küçültürler. Ancak uzun süre ve yüksek dozda kullanıldıklarında burun iç zarında zedelenmeye ve burun etlerinin daha çok şişmesiyle yakınmaların artmasına yol açıyorlar.
Burnu daha çok tıkanan kişi daha fazla ilaç kullanıp nefes almaya çalışır ve giderek bu bir bağımlılık haline dönüşür. Üstelik bu alışkanlık yalnızca tıkanmaya değil burun içinde zedelenmeye neden olduğundan, burun kanamaları, burun içinde yanma ve batma hissi, koku duyusunda bozukluk, koku alamama gibi bozukluklara da neden olabiliyor.
Her bağımlılıktan kurtulmak zor olduğu gibi burun damlası bağımlılığından kurtulmak da sanıldığı kadar kolay değil. Bağımlı birçok kişi damla damlatmadan uyuyamadıklarını belirterek gündüzleri damla kullanımını bırakabilse de gece kullanımı çoğu zaman devam edebiliyor.
Aslında bu alışkanlıktan kurtulmanın tek yolu birkaç hafta zorluğu göze alıp ilaç kullanımını tümü ile kesmek.
Ancak tıkanıklık yakınmalarını bir ölçüde rahatlatabilmek amacı ile okyanus suyu spreyler ve anti-alerjik burun spreyleri kullanmak bu zor dönemi bir ölçüde kolaylaştırabilir.
Birçoğumuz tarafından basit bir yöntem olarak görülen burun açıcı spreyler aslında sanıldığı kadar masum ilaçlar olmayıp sizin için uygun olan etken maddesinin kullanım dozu ve süresinin doktor tarafından belirlenmesi gereken ilaçlardır. Bu ilaçların birçoğu tansiyon yükselmesine neden olabileceğinden tansiyon sorunu olanlarda ve kalp hastalarında gelişigüzel kullanımı önemli risk oluşturur.
Kış aylarında ofis ve evlerdeki ısıtıcılar nedeniyle kapalı alanlardaki kuru hava burun tıkanıklığına, burun içi mukozasının kurumasına ve özellikle nezle gibi hastalıkların etkisiyle daha uzun süren burun tıkanıklıklarına neden oluyor. Bu nedenle ısıtıcıların ve kaloriferlerin üzerinde mutlaka su bulundurup bulunduğunuz odanın havasının yeterince nemli olmasını sağlayın. Böylece burnunuz ve üst solunum yollarınız daha sağlıklı olacak ve burun tıkanıklığı gibi problemlere karşı daha dayanıklı olacaksınız. Unutmayalım ki burun damlalarına bağımlı olmamanın en kolay yolu doktora danışmadan bu tür ilaçları kullanmamak.
Burun Anatomisi
Kategori: Burun Anatomisi
