<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Canmed KBB</title>
	<atom:link href="http://www.canmedkbb.com/kategori/burun-%e2%80%93-sinusler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.canmedkbb.com</link>
	<description>Canmed KBB</description>
	<lastBuildDate>Fri, 19 Aug 2011 18:28:45 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Sinüzitler</title>
		<link>http://www.canmedkbb.com/sinuzitler-353.html</link>
		<comments>http://www.canmedkbb.com/sinuzitler-353.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Jan 2010 16:16:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinüzitler / Akut ve Kronik]]></category>
		<category><![CDATA[akut sinüzit]]></category>
		<category><![CDATA[Akut ve kronik sinüzit]]></category>
		<category><![CDATA[Burun tıkanıklığı]]></category>
		<category><![CDATA[geniz akıntısı sinüzit]]></category>
		<category><![CDATA[Kronik sinüzit]]></category>
		<category><![CDATA[sfenoidal sinüzitler]]></category>
		<category><![CDATA[Sinüzit]]></category>
		<category><![CDATA[sinüzit ameliyatı]]></category>
		<category><![CDATA[sinüzit baş ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[sinüzit belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[sinüzit hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[sinüzit tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[sinüzit ve burun kanaması]]></category>
		<category><![CDATA[üst solunum yolu enfeksiyonu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.canmedkbb.com/?p=353</guid>
		<description><![CDATA[Sinüsler kafatasının ön bölümündeki boşluklar sistemidir. Sinüslerin yüz kemiklerine hafiflik verdiği ve netice olarak başta dengeyi sağladığı savunulur. Sinüslerin çıkış kanalları genellikle çok dardır. Bunlara ostium adı da verilir. Nezle ya da grip gibi durumlarda ostiumları çevreleyen mukoza şişer ve çıkış kanalları tıkanır. Sinüslerin içine hava giremez, sinüs içindeki sıvılar dışarıya atılamaz. Sinüsler içinde kalan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sinüsler kafatasının ön bölümündeki boşluklar sistemidir. Sinüslerin yüz kemiklerine hafiflik verdiği ve netice olarak başta dengeyi sağladığı savunulur. Sinüslerin çıkış kanalları genellikle çok dardır. Bunlara ostium adı da verilir.</p>
<p>Nezle ya da grip gibi durumlarda ostiumları çevreleyen mukoza şişer ve çıkış kanalları tıkanır. Sinüslerin içine hava giremez, sinüs içindeki sıvılar dışarıya atılamaz. Sinüsler içinde kalan bu sıvılar bakteriyel bir enfeksiyon meydana getirirler. İşte bu hava dolu boşlukların içini örten mukoza tabakasının iltihaplanmasına sinüzit denir.</p>
<p>Lokalizasyonuna göre maksiler, etmoidal, frontal ya da sfenoidal sinüzitlerden bahsedilir.</p>
<p>Sinüzitleri Akut ve Kronik olarak ikiye ayırmak gerekir.</p>
<p><strong>Akut Sinüzit </strong></p>
<p>Mevsim değişikliği, alerjik reaksiyonlar, vücut direncinin düşmesi, banyo yapıp hemen sokağa çıkma nedeniyle özellkle kış aylarında grip ya da nezle oluruz.</p>
<p>Organizma bu durumu atlatamayabilir ve enfeksiyon sinüslere yayılır. İlk olarak ortaya çıkan ve tekrarlamayan bu duruma “<strong>Akut sinüzit</strong>” denir.</p>
<p><strong>Bulgular Nelerdir ? </strong></p>
<p>- Göz çevresinde ödem ve yanak hizasında basmakla artan ağrı akut sinüzitin en tipik bulgusudur.</p>
<p>- Alın hizasında, göz çevresinde ve burnun iki yanında baş öne eğildiğinde şiddetlenen ağrı sık görülür. Krizler halinde seyreden bu ağrı gündüzleri tüm sosyal ve fiziksel aktivitemizi imkansız hale getirir. Geceleri uykusuzluğa götürebilecek şiddette olabilir.</p>
<p>- Burun tıkanıklığı, ltihaplı burun akıntısı, nadiren burun kanaması ve koku almada azalma diğer bulgulardır.</p>
<p>- Zamanında tedavi edilmeyen vakalarda yüksek ateş görülür.</p>
<p><strong>Nasıl Teşhis Edilir ? </strong></p>
<p>- Hemen her zaman gripal bir enfeksiyon sonrası ortaya çıkan akut sinüzitin teşhisi kolaydır. Aslında hiçbir ek tetkike gerek duyulmaz</p>
<p>- Ancak hangi sinüsün tutulduğunu ve bu sinüzitin tek taraflı mı, çift taraflı mı olduğunu anlamak için normal sinüs grafileri istenir.</p>
<p><span style="color: #008000;"><strong>AKUT Sinüzitin Tedavisi </strong></span></p>
<p>Öncelikle geniş spektrumlu antibiyotik ve bir antienflamatur verilir. Buğu yapmanın faydası vardır. Sinüslerin drenajını sağlamak mukoza ödemini çözücü ilaçlar ve burun damlaları verilir.</p>
<p>Sinüs fonksiyonu denilen sinüs muhtevasının aspire edime işlemi sadece yüksek ateş dayanılmaz baş ağrısı ile seyreden vakalarda uygulanır. Bu operasyon lokal ya da genel anestezi altında yapılır. İhmal edilmiş ya da gerektiği gibi tedavi edilmemiş “<strong>Akut sinüzitler</strong>” kolayca tekrarlayabilir. Yani kronikleşebilir.</p>
<p><strong>Kronik Sinüzit </strong></p>
<p>Kronik sinüzitler, KBB uzmanlarını oldukça sıkıntıya soktuğu gibi hastaları da fazlasıyla rahatsız eder. Hatta umutsuzluğa iter.</p>
<p>Sinüslerin normal çalışmasını sağlayan ostiumların ve hücrelerin tıkanıklığı nedeniyle meydana gelir. Bu durumlarda, sinüslerin içinde, uzun süreli, sık tekrarlayan bir havalanma ve boşalma (temizleme) sorunu vardır.</p>
<p><strong>Kronik Sinüzit Bulguları Nelerdir ? </strong></p>
<p>Hastalarda rastlanan en önemli bulgu; geceleri şiddeti artan burun tıkanıklığıdır. Bu yüzden hastalar hemen her muayenede burun mukozası için çok zararlı ve alışkanlık meydana getiren burun damlalarını uzun süredir kullandıklarını söylerler.</p>
<p>Göz çevresinde ve alın hizasında kuvvetli olmayan sinsi baş ağrısı vardır.</p>
<p>Geniz akıntısı da denen postnazal akıntı boğazda yanma, ağrı, gıcık hissi, ses kısıklığı ve öksürüğe neden olur. Bu enfeksiyonun aşağıya doğru yayıldığını gösterir.</p>
<p><span style="color: #008000;"><strong>Kronik Sinüzitlerde Teşhis Ve Tedavi </strong></span></p>
<p>Klasik radyolojik tetkikler önemini kaybetmiştir. Günümüzde sinüs hastalıkları ile ilgili en güvenilir bilgiler bilgisayarlı sinüs tomografisi ile elde edilmektedir. Teşhise yardımcı olan ve uygulanırken hastaya acı vermeyen bir yöntemdir.</p>
<p>Teşhis edilen her kronik sinüzitle önce medikal (ilaç) tedavi denenmelidir.</p>
<p>Sinüs mukozası kemik üzerinden beslenir. Kemik kanlanması diğer yumuşak dokulara oranla daha zordur. Bu nedenle uzun süreli (10-15 gün) antibiyotik tedavisi uygulanır.</p>
<p>Buğu yapmanın,sinüslerdeki sıvıyı sulandıracak ve daha rahat atmasını sağlayacak ilaçların faydası vardır.</p>
<p>Böyle kombine bir tedaviden sonra hasta tekrar kontrol edilir. Hastanın şikayetleri geçmemişse, burada endoskopik yöntemler ortaya çıkar.</p>
<p>İlk yapılacak, doktorlar için çok değerli ve çok önemli olan ”DİAGNOSTİK” yani teşhis amaçlı endoskopidir. Böylece sinüzitin devam ettiğini ve bu duruma yol açabilecek anatomik değişiklikleri ortaya koyarlar.</p>
<p>Burun kemiği eğriliği ve burun etlerindeki büyüme sinüzit nedenlerinin başında gelir.</p>
<p>Alerjik reaksiyonlar ve diş enfeksiyonları mutlaka tedavi edilmelidir.</p>
<p>Düne kadar sinüs fizyolojisinin tam bilinmemesi ve sinüs anatomisinin tanınmamasından dolayı uzun yıllar boyunca kronik sinüzit tedavisinde çok başarılı olunamamıştır.</p>
<p>Halk arasında kesin tedavisi olmadığı söylenen kronik sinüzit artık “<strong>TEDAVİSİ İMKANSIZ DEĞİLDİR</strong>”.</p>
<p>Sinüs kanallarındaki ve burun boşluklarındaki daralma ve tıkanıklıklar günümüzde “ENDOSKOPİK YÖNTEMLE” ortadan kaldırılarak fizyolojiye uygun sinüs havalanması ve direnajı sağlanıyor, dolayısıyla kronik sinüzitin tedavisinde büyük başarı elde ediliyor.</p>
<p>Sağlam hiçbir dokuya zarar vermeden, sadece hastalığa neden olan lezyonlar çıkartılıp, hücreler temizlendiğinde FESS (Fonksiyonal Endoskopis Sinüs Cerrahisi) ile artık kronik sinüzit vakalarının %90&#8242;ına yakın tedavi edilebiliyor.</p>
<p>Eski yöntemler fizyolojik olmamalarından dolayı bütün önemini yitirmiştir.</p>
<p><strong>Komplikasyonlar </strong></p>
<p>Tedavi edilmeyen vakalar periorbital (göz çevresi) komplikasyonlar denilen bir risk taşır. Bu durum gözlerin şişmesine, tamamen kapanmasına ve görme bozukluklarına yol açabilir. Sinüslerin beyne yakın organlar olması nedeniyle beyin iltihaplarına kadar gidebilecek riskleri vardır. Bu tür ciddi sorunlarla karşılaşmamak için kronik sinüzitlerin mutlaka tedavi edilmesi gerekir.</p>
<p>İyi nefes almayı ve mukus akışını engelleyen yapısal burun bozuklukları sinüzit tehlikesi doğurabilir.</p>
<p>Sinüzit , sinüslerin enfeksiyonu veya enflamasyonu şeklinde kendini gösterir.Bir akut sinüzit vakası, soğuk algınlığı veya alerjik bir atak sonucunda burun örtüsünün şişmesi sonucunda fazla miktarda mukus salgılamasıyla ortaya çıkar.</p>
<p>Zarlar o kadar çok şişebilir ki sinüslerin küçük açıklıkları kapanır. Hava ve mukus burunla sinüsler arasında rahat hareket edemezse mukus sinüsler içinde birikir ve basıncın artmasına neden olur. Bu hangi sinüsün etkilediğine bağlı olarak yüzde veya alında üzerine basmakla oluşan, gözler arasında veya gerisinde yanaklarda ve üst dişlerde ağrıya neden olur. Sinüzit olgularının büyük çoğunluğu tıbbı tedaviye cevap verir ve tehlikeli değildir. Bununla birlikte sinüs içindeki bir enfeksiyon hem göze hem de beyine çok yakındır. Enfeksiyonun göze veya beyine yayılması çok nadirdir.</p>
<p>Bununla birlikte enfeksiyonlu sinüslerden akan mukus akciğerler için sağlıklı değildir. Sinüzit, bronşit, kronik öksürük ve astımı ya azdırır ya da bunların ortaya çıkmasına neden olur ,</p>
<p>Soğuk algınlığı sırasında, burun örtüsü şişer ve burun aktığı zamanda veya burun sümükle dolu olduğunda yüzde yanaklarda, alında yada göz çevresinde ortaya çıkan baş ağrısı muhtemelen sinüzit ağrısıdır. , &#8220;Sinüs enfeksiyonu buna neden olur. Bir başka tür sinüs baş ağrısı ise uçak inmek üzere alçaldığı zaman ortaya çıkar. Bu özellikler soğuk algınlığınız veya aktif alerjiniz varsa belirgin olur. Maalesef, sinüs başağrısıyla karıştırılabilecek bir çok neden vardır.</p>
<p>Örnek olarak migren ve diğer damar kaynaklı başağrıları veya gerginlik başağrısı hem alında ve göz çevresinde ağrı oluşturması hem de burun akıntısına da neden olabilmesinden dolayı sinüzit ile karıştırılabilirler. Ancak bu tip başağrıları doktor müdahalesi olmadan kısa sürede gelip geçer. Doktor müdahalesi olmadan uzun süren ve ancak antibiyotik tedavisiyle düzelebilen sinüzitten farklıdırlar. Bununla birlikte arada sırada gelen bulantı ve kusma neden olan başağrısı daha ziyade migren baş ağrısıdır. Ağır, sık ve uzun baş ağrılarının tanısı için mutlaka doktora başvurulmalıdır.</p>
<p>Sinüs problemleri ile başta alerjisi olanlar olmak üzere birçok kişinin karşılaşabilir,&#8221;<em>İyi nefes almayı ve mukus akışını engelleyecek yapısal burun bozuklukları olanlar, özellikle kırık bir burun veya burun delikleri arasında burnu sağ ve sol olmak üzere ikiye bölen kıkırdak bir yapısı bulunanlar sinüzit tehlikesi ile karşı karşıyadır. Ayrıca okul öğretmenleri ve sağlık personeli gibi sık sık enfeksiyona maruz kalanlar ile sigara içenler de sinüzit tehlikesi yaşayanlardır</em>&#8220;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.canmedkbb.com/sinuzitler-353.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Konka / Burun Eti ve Operasyonu</title>
		<link>http://www.canmedkbb.com/konka-burun-eti-ve-operasyonu-350.html</link>
		<comments>http://www.canmedkbb.com/konka-burun-eti-ve-operasyonu-350.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Jan 2010 16:13:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Burun Eti / Konka Operasyonları]]></category>
		<category><![CDATA[Vitrin]]></category>
		<category><![CDATA[burun eti]]></category>
		<category><![CDATA[burun eti ameliyatları]]></category>
		<category><![CDATA[burun etleri]]></category>
		<category><![CDATA[burun konka]]></category>
		<category><![CDATA[Burun tıkanıklığı]]></category>
		<category><![CDATA[burun tıkanıklığın sebepleri]]></category>
		<category><![CDATA[Fonksiyonel bozuklukları]]></category>
		<category><![CDATA[geniz akıntısı]]></category>
		<category><![CDATA[hipertrofisi konka]]></category>
		<category><![CDATA[konka bülloza]]></category>
		<category><![CDATA[konka hipertrofisi]]></category>
		<category><![CDATA[konka nedir]]></category>
		<category><![CDATA[konka operasyonları]]></category>
		<category><![CDATA[radyofrekans]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.canmedkbb.com/?p=350</guid>
		<description><![CDATA[Konka nedir ? ‘Konka’ burun içerisinde , her iki burun tarafından üçer , bazen dörder adet bulunan ve şişip inerek burun solunumunu düzenleyen yapılardır. Damarlar kan ile dolduklarında bu yapılar şişer ve damarlar büzüldüğünde küçülürler. Burundan geçen havanın nemlendirilme ve yönlendirilmesi, burun refleksleri, burundaki alıcıların dinlenmesi, akciğerlerin dönüşümlü çalışmasını sağlayarak dinlenmeleri gibi faydalı görevleri vardır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Konka nedir ?</strong></p>
<p>‘Konka’ burun içerisinde , her iki burun tarafından üçer , bazen dörder adet bulunan ve şişip inerek burun solunumunu düzenleyen yapılardır. Damarlar kan ile dolduklarında bu yapılar şişer ve damarlar büzüldüğünde küçülürler.</p>
<p>Burundan geçen havanın nemlendirilme ve yönlendirilmesi, burun refleksleri, burundaki alıcıların dinlenmesi, akciğerlerin dönüşümlü çalışmasını sağlayarak dinlenmeleri gibi faydalı görevleri vardır.</p>
<p><strong>Ne Zaman Problem Yaratırlar ?</strong></p>
<p>Yapısı ve fonksiyonu normal olan konkalar sadece burun içersini ikiye ayıran duvarlarda bir eğrilik olduğunda şiştikleri zaman o tarafta tıkanıklık meydana getirirler. Bu olay sadece burun duvarının düzeltilmesi ile giderilebilir.</p>
<p><strong>Yapısal bozukluklar nelerdir ?</strong></p>
<p>Normalden büyük veya küçük olabilirler . Üzerlerinde polip oluşabilir, nadir de olsa tümör ve bazı kronik rahatsızlıklarda dokusu ve dolayısı ile yapısı bozulabilir.</p>
<p>Fonksiyonel bozuklukları nelerdir? Gün boyu düzenli aralıklarla şişip inen bu yapılar halk arasında ‘burun eti’ olarak bilinir. Bazı hastalıklarla beraber büyürler veya fonksiyonları bozulur ve normalden fazla şişerek kişiyi rahatsız ederler. Yapısal bozuklukları şayet belirli dönemlerde oluyor ve ilaç ile düzelebiliyorsa ilaç tedavisi uygulanabilir.</p>
<p>Sürekli fonksiyon bozukluğu göstermişler veya ilaçlarla küçülemeyecek, geri dönüşümsüz bir yapıya ulaşılmışlarsa cerrahi olarak , lazerle , Shaverle yada son yıllarda sık kullanılan Radyofrekans yöntemi ile küçültülürler.</p>
<p>Dışarıda bir cilt kesisi , fazla bir şişme ve rahatsızlık hissi olmamasına rağmen bir burun operasyonu geçireceksiniz.</p>
<p>Bundan dolayı , gerekli önlemleri almanız gerekecektir.<br />
<strong></strong></p>
<p><strong>Orta konkada ise en sık görülen problem etin içinin havayla şişmesidir. Buna konka bülloza adı verilir. Geniz akıntısına yol açabilir. Çok iriyse burun tıkanıklığı da yapar. Tedavisi cerrahi olarak dış yarısının çıkarılmasıdır. Polipli burunlarda bazen konkaların bir kısmı da polipleşmiş olabilir. Bu durumda polipleşmiş kısımları da çıkarmak gerekir.</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.canmedkbb.com/konka-burun-eti-ve-operasyonu-350.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sinüzit</title>
		<link>http://www.canmedkbb.com/sinuzit-347.html</link>
		<comments>http://www.canmedkbb.com/sinuzit-347.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Jan 2010 16:10:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinüzit]]></category>
		<category><![CDATA[Akut ve kronik sinüzit]]></category>
		<category><![CDATA[burun polipleri]]></category>
		<category><![CDATA[büyük geniz etleri]]></category>
		<category><![CDATA[Koku alma duyusunda azalma]]></category>
		<category><![CDATA[konka hipertrofileri]]></category>
		<category><![CDATA[miğren]]></category>
		<category><![CDATA[sinüzit belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[sinüzit bitki]]></category>
		<category><![CDATA[sinüzit doğal tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[sinüzit hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[sinüzit tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[üst solunum yolu enfeksiyonu]]></category>
		<category><![CDATA[yorgunluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.canmedkbb.com/?p=347</guid>
		<description><![CDATA[Sinüzit, Türkiye&#8217;de her yıl 15 milyona yakın insanı etkileyen bir sağlık sorunu. Aynı zamanda halk arasında sağlık problemlerinde ilk sıralarda sayılan şeker hastalığı ve kalp yetmezliğinden daha fazla hayat kalitesini bozan bir hastalık. Sadece fiziksel ve fonksiyonel açıdan değil, psikolojik olarak da kişiyi etkiliyor. Yapılan bir araştırma, hastalığın Amerika&#8217;da her yıl 8 milyar doların üzerinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sinüzit, Türkiye&#8217;de her yıl 15 milyona yakın insanı etkileyen bir sağlık sorunu. Aynı zamanda halk arasında sağlık problemlerinde ilk sıralarda sayılan şeker hastalığı ve kalp yetmezliğinden daha fazla hayat kalitesini bozan bir hastalık. Sadece fiziksel ve fonksiyonel açıdan değil, psikolojik olarak da kişiyi etkiliyor.</p>
<p>Yapılan bir araştırma, hastalığın Amerika&#8217;da her yıl 8 milyar doların üzerinde ilaç maliyetine yol açtığını ortaya koyuyor. Bu durum Türkiye’de de çok farklı değil&#8230;</p>
<p>Kulak Burun Boğaz Uzmanı Opr. Dr.Yusuf CAN, kendinize uygulayabileceğiniz bir testle sinüzit olup olmadığınızı tespit edebileceğinizi belirtiyor.</p>
<p><strong>Sinüzit Nedir ?</strong></p>
<p>Sinüzit; sinüs mukozasının iltihabıdır. Bu hastalık, sinüslerin burun içi ile irtibatını sağlayan sinüs ağızlarının tıkanması sonucu, sinüslerin havalanmasını bozarak, bakteri ve virüslerin yerleşmesine uygun bir ortam oluşturması neticesinde ortaya çıkar.</p>
<p><strong>Kendi Kendinize Sinüzit Testi Uygulayın</strong></p>
<p>Aşağıdaki soruların üç veya daha fazlasına evet diyorsanız sinüzit olma ihtimaliniz yüksek ve böyle bir durumda kulak burun boğaz uzmanına gidilmesi tavsiye edilir.</p>
<p>- Yüzünüzde basınç hissi, dolgunluk veya ağırlık hissi var mı ?<br />
- Burnunuz tıkalı mı ?<br />
- Koyu, sarı-yeşil burun akıntınız var mı ?<br />
- Geniz akıntınız var mı ?<br />
- Koku duyunuzda azalma var mı ?<br />
- Baş ağrınız var mı ?<br />
- Nefes darlığı hissi ve öksürük var mı ?</p>
<p><strong>Sinüzit Tipleri Nelerdir ?</strong></p>
<p>Akut ve kronik sinüzit olmak üzere başlıca iki ana gurupta incelenirler.</p>
<p>Akut sinüzit her insan senede bir kaç kez geçirebilir. Soğuğa maruz kalma alerji, çevresel kirlilik, vücut direncinin düşmesi gibi kolaylaştırıcı faktörlerin etkisi ile başlar. Burunda basınç hissi, burun tıkanıklığı ve ateş ile kendini gösterir. Tedavi geciktikçe ilave bulgular kendini gösterir. Bu şikayetler 3 ay veya daha fazla sürerse kronik sinüzit adını alır.</p>
<p>Burun ve göz çevresindeki kemiklerin içinde bulunan boşluklara “sinüs”; bu boşlukların içini döşeyen mukozanın iltihaplanmasına “sinüzit” denir.</p>
<p>İnsanlarda 10-20 civarında büyüklü-küçüklü sinüs bulunur. Her sinüsün tek tek veya gruplar halinde buruna açılan drenaj kanalları vardır. Bu kanallardan geçen burun mukozası sinüs içini çepeçevre örter. Normal şartlarda, bu mukoza, aynen tükürük veya gözyaşı gibi berrak bir salgı üreterek bu kanallardan burun içine akıtır ve solunum yolunun nemli olmasını sağlar.</p>
<p><strong>Hangi durumlarda sinüzit meydana geliyor ? Sinüzit nasıl oluşur ?</strong></p>
<p>Akut sinüzit, tipik olarak “viral üst solunum yolları enfeksiyonu” da denen bir “nezle”yi takiben ortaya çıkar. Burun ve sinüs mukozasındaki (özellikle drenaj kanalındaki) şişlik, sinüsten buruna salgı akışını bloke ederek, sinüs içinde göllenmesine ve sekonder bakteri enfeksiyonuna (sinüzite) yol açar.</p>
<p>Ayrıca, burun polipleri, büyük geniz etleri, konka hipertrofileri ve septal deviasyon gibi burun anatomik bozuklukları, alerji ve bazı kalıtsal mukoza hastalıkları da mekanik ve fonksiyonel drenaj bozukluğu yaparak sinüzite yol açabilirler.</p>
<p><strong>Sinüzit belirtileri nelerdir ?</strong></p>
<p>Akut sinüzit, tipik olarak uzayan bir üst solunum yolu enfeksiyonudur. Bir haftadan fazla devam eden nezlelerin büyük çoğunluğu sinüzittir.</p>
<p>Sinüzit belirtileri, erişkinlerde burun tıkanıklığı, sarı-yeşil burun ve geniz akıntısı, yüz-diş-göz ağrısı ve öksürüktür.</p>
<p>Çocuklarda ise huzursuzluk, inatçı öksürük ve geniz akıntısına bağlı öğürme ve kusma olabilir. Tüm yaş gruplarında, kısmen daha az rastlanan belirtiler, ateş, kırıklık, yorgunluk, ağız kokusu, koku alma duyusunda azalma, boğaz ağrısı, bazen ses kısıklığıdır. Sinüzit seyri sırasında ortaya çıkan alın ve gözde ağrılı şişlikler, çift görme ve genel durum bozukluğu, sinüzit komplikasyonu olabilir.</p>
<p><strong>Sinüzit olan hastalara uygulanan tedavi yöntemleri nelerdir ? Sinüzit nasıl tedavi edilir ?</strong></p>
<p>Sinüzit tedavisinde hedef, drenajı bozulan sinüste üreyen bakterinin öldürülmesi, drenajın sağlanarak sinüsün temizlenmesidir.</p>
<p>Akut sinüzitlerde, bakteriyi öldürmek için antibiyotik, drenajın sağlanması için ise burun damlaları, ağızdan kullanılan burun açıcı bazı ilaçlar ve burun temizliği yeterli olabilmektedir.</p>
<p>Kronik ve tekrarlayan sinüzitlerde ise burun içindeki anatomik ve fonksiyonel bozukluklara yönelmek gerekmektedir.</p>
<p>Bu da genellikle bir ameliyat olmaktadır. Ameliyat kararından önce mutlaka bir sinüs tomografisi çektirilerek sinüzite yol açan patoloji ve patolojiler doğru tespit edilmelidir.</p>
<p><strong>Ameliyat çözüm müdür ?</strong></p>
<p><strong>Ameliyat sonrasında sinüzitin tekrarlama ihtimali var mıdır ? Ameliyatın riskleri nelerdir ?</strong></p>
<p>Her sinüzit ameliyat edilmez. Akut sinüzitlerin büyük çoğunluğu ilaç tedavisine iyi cevap verir. Modern sinüs cerrahisinde sinüs ameliyat edilmez. Sinüsün drenajını bozan patoloji ameliyat edilir. Tekrarlayan burun poliplerinde, ameliyat sonrası yeniden polip oluşursa, sinüzit de oluşabilir.</p>
<p><strong>Sinüziti olan hastaların dikkat etmesi gereken konular nelerdir ?</strong></p>
<p>Sinüziti olan hastaların nezle, grip gibi viral hastalıklardan korunması gerekir. Bu tip etkenlerden korunmak zor olduğundan grip aşısı denenebilir. Alerjik riniti (saman nezlesi) olanlarda allerji kontrol altında olmalıdır. Bilinenin aksine ıslak saçla sokağa çıkma sonrası oluşan başağrısı, sinüzitten çok, baş derisinin üşümesi sonucu oluşan nevralji veya kas gerilim ağrısıdır. Ancak, üst solunum yollarının enfeksiyonu sırasında üşütmek sinüzit oluşumunu kolaylaştırır. Tekrarlayan sinüziti olan hastaların havuza girmeleri sakıncalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.canmedkbb.com/sinuzit-347.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gözyaşı Kesesi ve Gözyaşı Kanalı Tıkanıklıkları</title>
		<link>http://www.canmedkbb.com/gozyasi-kesesi-ve-gozyasi-kanali-tikanikliklari-345.html</link>
		<comments>http://www.canmedkbb.com/gozyasi-kesesi-ve-gozyasi-kanali-tikanikliklari-345.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Jan 2010 16:01:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gözyaşı Kesesi, Kanalı Tıkanıklıkları]]></category>
		<category><![CDATA[endoskopik cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[endoskopik gözyaşı kesesi]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyona bağlı]]></category>
		<category><![CDATA[genel anestezi]]></category>
		<category><![CDATA[göz nezlesinin]]></category>
		<category><![CDATA[göz yaşı kanalı tıkanıklıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Gözyaşı kanalları]]></category>
		<category><![CDATA[Gözyaşı kesesi]]></category>
		<category><![CDATA[kronik enfeksiyonu]]></category>
		<category><![CDATA[taş oluşması]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi cerrahi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.canmedkbb.com/?p=345</guid>
		<description><![CDATA[Gözyaşı kesesi ve göz yaşı kanalı tıkanıklıklarına bağlı göz nezlesinin tedavisi cerrahidir. Uzun yıllar bu ameliyatlar göz hekimleri tarafından gözün buruna birleştiği bölgede bulunan göz yaşı kesesinin buruna ağızlaştırılması şeklinde ciltten girilerek yapıldı ve halen de yapılmakta. Kulak burun boğaz alanında endoskopik cerrahinin gelişmesiyle birlikte burun içinin rahat görülebilmesi nedeniyle dışarıdan yapılan ve birtakım sorunları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gözyaşı kesesi ve göz yaşı kanalı tıkanıklıklarına bağlı göz nezlesinin tedavisi cerrahidir. Uzun yıllar bu ameliyatlar göz hekimleri tarafından gözün buruna birleştiği bölgede bulunan göz yaşı kesesinin buruna ağızlaştırılması şeklinde ciltten girilerek yapıldı ve halen de yapılmakta. Kulak burun boğaz alanında endoskopik cerrahinin gelişmesiyle birlikte burun içinin rahat görülebilmesi nedeniyle dışarıdan yapılan ve birtakım sorunları da beraberinde getiren bu klasik ameliyat yöntemine alternatif endoskopik gözyaşı kesesi ameliyatları gelişmiştir. Endoskopik ameliyatlarda dışarıda herhangibir iz kalmaksızın bütün işlem burun içinden gerçekleştirilir ve gözyaşı kesesinin buruna bağlantısı sağlanır.</p>
<p>Lakrimal sistem dediğimiz gözyaşını buruna ileten drenaj sistemi herhangibir nedenden dolayı tıkandığında kişide göz yaşarması şikayeti olur.</p>
<p><strong>Gözyaşı kanalı neden tıkanır ?</strong></p>
<p>Gözyaşı kanallarındaki herhangibir enfeksiyona bağlı, taş oluşması, yapışıklık oluşması gibi çeşitli nedenleri vardır</p>
<p><strong>Bulguları nelerdir ?</strong></p>
<p>Gözde yaşarma. Bazen iki taraflı da olabilir. Göz burun arasındaki kesede şişlik ve kızarıklık. Sabahları aşırı çapak ve cerahat oluşması, sürekli akıntıya bağlı olarak flu görme, gözde yanma, batma ve rahatsızlık hissi&#8230;.</p>
<p><strong>Sadece erişkinlerde mi görülür ?</strong></p>
<p>Bazen doğumsal olarak da gözyaşı kanalı hiç buruna açılmamış ya da oluşmamış olabilir bu durumda doğumdan itibaren bu şikayetler olur ancak enfektiyon ve taş oluşması gibi nedenlerden dolayı çocuklarda da aynı hastalık olbilir. Ancak çocuklardaki tedavi yaklaşımımız farklılıklar göstermektedir.</p>
<p>Gözdeki sulanma kişinin sosyal faaliyetlerini engelleyebilecek kadar çok olabilir. Gözyaşı kesesinin kronik enfeksiyonu sonucu gözden iltihabi akıntı gelmesi de görülebilir. Tıkanıklığın seviyesi çeşitli tanı yöntemleriyle belirlendikten sonra bölgesel ya da genel anestezi altında yaklaşık 20dk lık bir sürede endoskopik teknikle bu tıkanıklık açılmakta ve bu müdehale sonrasında diğer klasik ameliyat tekniklerinde sık karşılaşılan ameliyat sonrası göz çevresinde morarma ve şişlik, ağrı ve yara izi olmamaktadır. Tüm bu üstünlükler nedeniyle endoskopik gözyaşı kesesi ameliyatları klasik cerrahiye tercih edilmekte ve her geçen gün yaygınlaşmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.canmedkbb.com/gozyasi-kesesi-ve-gozyasi-kanali-tikanikliklari-345.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Burun Yan Duvarı Zayıflığı (Nazal Valv Darlığı)</title>
		<link>http://www.canmedkbb.com/burun-yan-duvar-zayifligi-valv-343.html</link>
		<comments>http://www.canmedkbb.com/burun-yan-duvar-zayifligi-valv-343.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Jan 2010 15:49:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Burun Yan Duvar Zayıflığı Valv]]></category>
		<category><![CDATA[Burnun yan duvarlarında yeterli destek olmaması]]></category>
		<category><![CDATA[burun eti küçültülmesi]]></category>
		<category><![CDATA[burun kanatlarının içeriye çökmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Burun Yan Duvarı Zayıflığı]]></category>
		<category><![CDATA[Estetik burun cerrahisi]]></category>
		<category><![CDATA[Nazal Valv darlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Septum Deviasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[VALV]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.canmedkbb.com/?p=343</guid>
		<description><![CDATA[Burnun yan duvarlarında yeterli destek olmaması durumunda hasta nefes alma sırasında burun kanatlarının içeriye çökmesi nedeniyle burundan nefes alamaz. Bu durum doğuştan ve gelişimsel olabileceği gibi geçirilmiş bir ameliyat sonrası da ortaya çıkabilmektedir. Bu hastalar tipik olarak her iki işaret parmağı burun ile yanağın birleştiği yerlere konularak kulaklara doğru hafif açma hareketi yapıldığında çok rahat [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Burnun yan duvarlarında yeterli destek olmaması durumunda hasta nefes alma sırasında burun kanatlarının içeriye çökmesi nedeniyle burundan nefes alamaz. Bu durum doğuştan ve gelişimsel olabileceği gibi geçirilmiş bir ameliyat sonrası da ortaya çıkabilmektedir. Bu hastalar tipik olarak her iki işaret parmağı burun ile yanağın birleştiği yerlere konularak kulaklara doğru hafif açma hareketi yapıldığında çok rahat nefes almaya başlarlar. Buna Cottle manevrası diyoruz ve valv darlıklarının tanısında kullanıyoruz.</p>
<p>Nazal valv darlığının tedavisi de ameliyatla olmakta ve burun yan duvarlarının yine burun içinden alınan kıkırdakların uygun yerlere uygun açılar ile yerleştirilmesi ile yeniden yapılandırılması gerekmektedir.</p>
<p>Bu ameliyat septum deviasyonu, burun eti küçültülmesi ve estetik burun cerrahisi ile birlikte aynı anada uygulanabilmektedir. Tek başına yapıldıgında burun üstüne 3-5 gün boyunca bant takılmakta . Burun içinde ise duruma göre değişmekle birlikte 1-2 gün küçük tamponlar konmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.canmedkbb.com/burun-yan-duvar-zayifligi-valv-343.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Allerjik Rinit</title>
		<link>http://www.canmedkbb.com/allerjik-rinit-340.html</link>
		<comments>http://www.canmedkbb.com/allerjik-rinit-340.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Jan 2010 15:46:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Allerjik Rinit]]></category>
		<category><![CDATA[alerjen]]></category>
		<category><![CDATA[Alerjen Spesifik IgE Karışım Tarama Testleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alerjen Spesifik IgE Ölçüm Metodları]]></category>
		<category><![CDATA[Alerjen Spesifik IgE Testleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alerji testleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alerjik Duyarlılık Parametreleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alerjik Enflamasyon Parametreleri]]></category>
		<category><![CDATA[alerjik hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[alerjik hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Alerjik konjonktivit]]></category>
		<category><![CDATA[alerjik reaksiyonlar]]></category>
		<category><![CDATA[Allerjenden korunma]]></category>
		<category><![CDATA[allerji test]]></category>
		<category><![CDATA[aşı tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[burunda et büyümesi]]></category>
		<category><![CDATA[ECP]]></category>
		<category><![CDATA[Eozinofil Katyonik Protein]]></category>
		<category><![CDATA[Eozinofil Sayısı]]></category>
		<category><![CDATA[göz nezlesi]]></category>
		<category><![CDATA[hapşırma]]></category>
		<category><![CDATA[İntradermal Testi]]></category>
		<category><![CDATA[Mevsimsel Alerjik rinit]]></category>
		<category><![CDATA[mukozası]]></category>
		<category><![CDATA[PRICK Testi]]></category>
		<category><![CDATA[saman nezlesi]]></category>
		<category><![CDATA[Spesifik IgE]]></category>
		<category><![CDATA[Total IgE Alerjen]]></category>
		<category><![CDATA[total ige nedir]]></category>
		<category><![CDATA[total ige testi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.canmedkbb.com/?p=340</guid>
		<description><![CDATA[Rinit burun zarlarının(mukozasının) iltihabıdır. Halk arasında saman nezlesi olarak bilinir. Hayatı tehdit edici özelliği olmayan bu hastalık, hastanın yaşam kalitesini bozar. Önemli derecede iş ve okul günü kaynına neden olur. Özellikle alerjik olan anne ve/veya babaların çocuklarında görülme sıklığı daha fazla olan bu hastalık; endüstriyel gelişmiş ülkelerde, çevre kirliliği gibi faktörlerin artması ile giderek artmaktadır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Rinit burun zarlarının(mukozasının) iltihabıdır. Halk arasında saman nezlesi olarak bilinir. Hayatı tehdit edici özelliği olmayan bu hastalık, hastanın yaşam kalitesini bozar. Önemli derecede iş ve okul günü kaynına neden olur. Özellikle alerjik olan anne ve/veya babaların çocuklarında görülme sıklığı daha fazla olan bu hastalık; endüstriyel gelişmiş ülkelerde, çevre kirliliği gibi faktörlerin artması ile giderek artmaktadır. Son 20 yılda alerjik rinitli çocuk sayısının iki katına çıktığı bildirilmiştir. Hastalığın başlama yaşı genellikle küçük yaşlarda olmakla birlikte, ileri yaşlarda da başlayabilir. Hastalık genellikle Alerjik konjonktivit (göz nezlesi), Alerjik sinüzit veya astımla gibi hastalıklarla %20 -10 birliktelik gösterir. Bu hastalıkta özellikle hastalar belirli bir alerjen ya da alerjenlerle karşılaştığı zaman şikayetler ortaya çıkar. Hastanın şikâyetlerinin ortaya çıkabilmesi için hastanın en azından sorumlu alerjenle daha önceden bir kez karşılaşmış ve ona duyarlı hale gelmiş olması gereklidir.</p>
<p><strong>Alerjik rinit genel anlamda 3 başlık altında incelenebilir :</strong></p>
<p>1- Yıl boyu süren Alerjik rinit,<br />
2- Mevsimsel Alerjik rinit,<br />
3- Yıl boyu süren ancak, mevsimsel artışlar gösteren Alerjik rinit</p>
<p><strong>Tanı : </strong></p>
<p>Saman nezlesinin tanısında hastadan alınan hikaye çok önemlidir. Hastalar burun akıntısı, hapşırma, burun tıkanıklığı, kaşıntı, geniz akıntısı, boğazda gıcık, kronik öksürük, orta kulakta basınç problemleri gibi şikayetler tarif ederler. Bu şikayetlerin ne kadar sürdüğü, gün içindeki devamlılığı, ne zamanlarda arttığı, mevsimsel mi, yoksa yıl boyu mu olduğu, şiddeti önemlidir. Alerjik kişilerde alerjik olmayan kişilere göre daha çok sinüzit, burunda et büyümesi (konka hipertrofisi veya polip), astım ve cilt reaksiyonları görülmektedir. Alerjik rinitli hastaların muayenesinde burun akıntısı, burun içinde soluk renk, saydam salgı artışı, ödem(şiş), eğer varsa et büyümesi görülür. Burun etleri ileri derecede şiş ve menekşe rengi görünüm almıştır. Fizik muayene ve hikayesi ile tanısı konulan hastanın; neye karşı alerjisi olduğuna dair detaylı bir şekilde sorgulanmalı, deri testleri, kan testleri ile tanı desteklenmeli ve sorumlu alerjen tespit edilip tedavisi planlanmalıdır.</p>
<p><strong>Alerjen tespitinde kullanılan testler</strong></p>
<p><strong>1. Deri testleri</strong><br />
PRICK Testi<br />
İntradermal Testi</p>
<p><strong>2. Kan testleri</strong><br />
Alerjik Enflamasyon Parametreleri:<br />
Eozinofil Sayısı<br />
Eozinofil Katyonik Protein (ECP)<br />
Alerjik Duyarlılık Parametreleri:<br />
Total IgE Alerjen<br />
Spesifik IgE<br />
Alerjen Spesifik IgE<br />
- Alerjen Spesifik IgE Karışım Tarama Testleri<br />
- Alerjen Spesifik IgE Testleri<br />
- Alerjen Spesifik IgE Ölçüm Metodları</p>
<p><strong>3. Uyarı Testleri</strong></p>
<p>Uyarı testleri alerjik hastalıkların tanısında altın standardı oluştururlar.</p>
<p>o Nazal provokasyon testi.<br />
o Çift kör, plasebo kontrollü gıda uyarı testi.<br />
o Diğer provokasyon testleri (haşere zehiri, lateks, v.s.)</p>
<p>Muayene sonrasında allerjiden şüphelenildiğinde en sık uygulanan tetkik deri testleridir. Ancak bu testlerin negatif çıkması hastada alerji olmadığını göstermez. Deri testlerinde çalışılmayan bir allerjene reaksiyon olma ihtimali veya bir allerjenin ciltten girdiğinde alerji yapmayıp solunumla girdiğinde alerji yapıyor olma ihtimalleri vardır. Deri testleri ile hangi maddeye ne kadar alerji olduğu öğrenilebilir.</p>
<p><strong>Tedavi :</strong></p>
<p>Alerjik Rinit tedavisinde 3 başlıkta incelenir.</p>
<p>1 -Allerjenden korunma<br />
2- İlaç Tedavisi<br />
3 -İmmünoterapi (Aşı Tedavisi)</p>
<p>Allerjenden korunma: Alerjenle temas olmazsa alerjide olmaz. En etkili tedavi yöntemi alerjenden korunmadır Ancak bu genellikle mümkün değildir. Hem allerjenin tam olarak belirlenememesi, hem birden fazla maddeye alerji olması hem de allerjen belirlense bile hastanın bu maddeden uzak durmasının mümkün olmaması gibi faktörler tedaviyi zorlaştırır. Yazımızın ilk bölümünde en sık görülen alerjenlerden korunma yöntemlerinden bahsedilmiştir.</p>
<p><strong>İlaç tedavisi:</strong></p>
<p>İlaç tedavisi olarak en sık kullanılan ilaçlar antihistaminiklerdir. Bu ilaçlar alerjik reaksiyonlarda en önemli role sahip histamini azaltarak etki ederler. Allerjene maruz kalmadan önce kullanıldığında daha faydalıdırlar. Özellikle kaşıntı, akıntı ve hapşırma üzerine etkilidirler. Ancak hangi antihistaminiğin hastaya daha faydalı olacağı biraz deneme yanılma yoluyla belirlenir. Hastanın uzun süreli kullanımı ile etkisi azalmaya başlarsa başka bir antihistaminikle değiştirilmelidir. Bu ilaçların en önemli yan etkisi uyku hali, ağız kuruluğu, çarpıntı, idrar zorluğu, göz içi basıncının artmasıdır. Ancak son kuşak antihistaminiklerde bu yan etkiler oldukça azalmıştır. Antihistaminklerden sonra faydasının en çok olduğuna inandığım ilaç kortikosteroidlerdir (kortizon). Bu ilaçlar ağızdan ya da kalçadan uygulandığında etkisi daha fazladır ancak yan etkileri de daha fazladır. Bu nedenle burun spreyi olarak kullanılırlar.</p>
<p>Burun spreyi olarak kullanıldığında yan etkisi çok azdır ve etkinliği iyidir. Ayrıca dekonjestan denilen burun içindeki alerjiye bağlı şişlikleri alan ilaçlar hem burun spreyleri hem de ağızdan hap olarak kullanılmaktadır. Özellikle bu grup ilaçların burun spreyleri hastada kısa süreli iyileşme hali ortaya çıkarır. Bu etkisi ile bağımlılık yapabilir. Bu tür burun spreylerinin uzun süre kullanımları normal burun damar işleyişini bozarak vazomotor rinit dediğimiz burun tıkanıklığı ve akıntısı ile giden bir hastalığa neden olabilir. ve kromolin adı verilen ve alerjik reaksiyonları önleyen ilaçlar da vardır.</p>
<p><strong>İmmünoterapi (Aşı Tedavisi): </strong></p>
<p>Aşı tedavisi hastalığın nedenine yönelik tedavidir. Bu tedavide amaç yavaş yavaş sağlanan temel bir iyilik halidir. Sonuçları ilaç tedavileri gibi geçici değildir. Bu tedavi ile hem hastalığın bulguları iyileşirken hem de astım gibi reaksiyonların gelişmesi de engellenir.Bu alerjen ekstreleri içinde hiçbir şekilde bir başka ilaç, kortizon vb. bulunmaz.</p>
<p>Sadece neye alerjikseniz, o maddenin sudaki ekstresi mevcuttur. Bu madde cilt altından veya başka bir yöntemle (dil altından veya ağızdan kullanımda) ağızdan verilerek uygulanabilir. Bu yöntemle vücudun alerjene yanıtı düzenlenir. Bu maddeye karşı vücudun cevapsız kalması veya daha az cevap vermesi sağlanmaya çalışılır. İlaç tedavilerinden yeterli oranda fayda görmeyen, şikayetleri yıl boyu devam eden, ilaçları çeşitli nedenlerle kullanamayan yada ilaca bağlı yan etkilerin gözlendiği ve aşı uygulanmasına engel bir başka sağlık sorunu olmayan hastalara uygulanır. Tedavi süresi 3 ila 5 yıl arasında değişmektedir. Tedavi başlangıç ve idame tedavisi olmak üzere iki bölümdür.</p>
<p>Başlangıç tedavisi doz artım dönemi olup aşı haftalık periyotlarla uygulanır. Enjekte edilen dozun,enjeksiyon bölgesinde veya vücudunuzda oluşturduğu tepkiye göre yeni doz belirlenir. Enjeksiyondan sonra alerjik reaksiyonlar görülebilir. sıklıkla vücutta kızarıklık ve şişlikle karşılaşılır. Nefes darlığı, öksürük gibi şiddetli reaksiyonlar da nadiren görülebilir. Bu reaksiyonlar genellikle enjeksiyonu takiben 20-30 dakika içinde geliştiğinden, hastaların aşıdan sonra uygulama yapılan yerde en az 30 dakika beklemesi gereklidir. Bu tedavinin etkisi en erken 6 ayla bir yıl arasında değişen dönemde görülür. Bunun için bu tedavi ile birlikte ilaç tedavisine devam edilmesi gerekmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.canmedkbb.com/allerjik-rinit-340.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Balon Sinoplasti</title>
		<link>http://www.canmedkbb.com/balon-sinoplasti-337.html</link>
		<comments>http://www.canmedkbb.com/balon-sinoplasti-337.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Jan 2010 15:41:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Balon Sinoplasti]]></category>
		<category><![CDATA[Vitrin]]></category>
		<category><![CDATA[Balon sinoplasti teknigi]]></category>
		<category><![CDATA[Endoskopik Sinüs Cerrahisİ]]></category>
		<category><![CDATA[kronik]]></category>
		<category><![CDATA[Kronik sinüzit]]></category>
		<category><![CDATA[siddetli bas agrisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinoplasti]]></category>
		<category><![CDATA[Sinüzit]]></category>
		<category><![CDATA[sinüzit tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.canmedkbb.com/?p=337</guid>
		<description><![CDATA[Sinüzit, bir çoğumuzun günlük yaşamını altüst eden, çalışma gücünü elinden alan oldukça yaygın ve kronikleştiğinde tedavisi için ameliyat gerekebilen bir hastalıktır. Yüz kemiklerinin içerisinde yer alan hava boşluklarının (sinüsler) sağlıklı olduğumuzda hiç fark etmediğimiz bir çok önemli görevi vardir. Soluduğumuz havayi nemlendirmek, süzmek, isitmak, ses tınimızı sekillendirmek gibi… Sinüslerin buruna açildiklari kanallarda olusan darliklar ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sinüzit, bir çoğumuzun günlük yaşamını altüst eden, çalışma gücünü elinden alan oldukça yaygın ve kronikleştiğinde tedavisi için ameliyat gerekebilen bir hastalıktır. Yüz kemiklerinin içerisinde yer alan hava boşluklarının (sinüsler) sağlıklı olduğumuzda hiç fark etmediğimiz bir çok önemli görevi vardir. Soluduğumuz havayi nemlendirmek, süzmek, isitmak, ses tınimızı sekillendirmek gibi… Sinüslerin buruna açildiklari kanallarda olusan darliklar ve tikanikliklar görevlerini yerine getirememelerine ve siklikla kisiyi oldukça rahatsiz eden bazi yakinmalara yol açarlar.</p>
<p>Sinüzit bulgulari keyifsizlik, halsizlik, kafada dolgunluk, geniz akintisi gibi basit yakinmalar olabilecegi gibi siddetli bas agrisi, göz agrisi, burun tikanikligi olarak da karsimiza çikabilir. Kroniklesmemis akut sinüzitlerin tedavisi siklikla ilaç tedavisidir. Kroniklesmeye yol açabilecek alerjik bir alt yapi varsa gerekli önlemlerin alinmasiyla ya da alerji tedavileriyle hastaligin ilerlemesi durdurulabilir. Ancak kronik sinüzitte ilaç tedavisine ek olarak sinüslerin burun bosluguna açilan kanallarinin cerrahi yöntemlerle açilmasi gerekebilir. Bu konuda simdiye kadar kullanilan en gelismis cerrahi yöntem endoskopik cihazlar yardimiyla yapilan cerrahi girisimlerdi.</p>
<p>Balon sinoplasti teknigi, uygun hastalarda seçilerek kullanildiginda hem süre olarak hem de burun yapilarina ve sinüs kanalina hiç zarar vermeden cerrahinin olusturabilecegi riskleri ortadan kaldirarak sinüzit tedavisinde yeni bir dönemi baslatmaktadir.</p>
<p>Balon sinoplasti teknigi tüm dünyada ve ülkemizde henüz çok az hekim tarafinda uygulanabilmektedir. Elbette zaman içerisinde yayginlasacak ve sinüzit nedeniyle sikinti çeken hastalar bu konforlu tedavi yöntemine ulasabileceklerdir.</p>
<p>Kronik sinüzitteki temel sorun sinüs kanallarindaki tikanikliga bagli olarak sinüslere yeterinde havanin ulasamamasidir. Balon sinoplastinin temel prensibi de dokulara zarar vermeden incecik kateterler yardimiyla sinüs kanalina ulasip tikanmis olan bölgeyi genisletmek ve hastaligin düzelmesini saglamaktir.</p>
<p><strong>Balon sinoplasti sinüziti olan her hastada uygulanabilir mi ?</strong></p>
<p>Polipli hastalarda ve etmoid sinüzitli hastalarda balon sinoplasti teknigi tek basina yeterli degildir. Bu tip hastalarda mutlaka endoskopik sinüs cerrahisi uygulanmalidir.</p>
<p><strong>Balon sinoplasti tekniginde hastanede yatmak gerekir mi ?</strong></p>
<p>Bu teknik uygulamasi son derece kolay ve kisinin hastanede kalmasini gerektirmeyen bir tekniktir. Uygulamadan 4-5 saat sonra kisi günlük yasantisina devam edebilmektedir.</p>
<p><strong>Balon sinoplasti uygulanan hastalarda ağrı olmakta mıdır ?</strong></p>
<p>Şimdiye kadar uygulanan sinüzit ameliyatlarinda buruna tampon uygulanmakta idi. Balon sinoplasti de dokulara hiçbir kesi yapilmadigindan kanama hiç olmamakta ve dolayisiyla tampon konmamaktadir. Bu nedenle hiç agri olmamaktadir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.canmedkbb.com/balon-sinoplasti-337.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Grip, Soğuk Algınlığı ve Antibiyotikler</title>
		<link>http://www.canmedkbb.com/grip-soguk-alginligi-ve-antibiyotikler-334.html</link>
		<comments>http://www.canmedkbb.com/grip-soguk-alginligi-ve-antibiyotikler-334.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Jan 2010 15:39:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Grip ve Soğuk Algınlığı]]></category>
		<category><![CDATA[bebekelerde soğuk algınlığı]]></category>
		<category><![CDATA[bronşit]]></category>
		<category><![CDATA[burun akıntısı]]></category>
		<category><![CDATA[eklem ve kas ağrısı yorgunluk hissi]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[grip belirtilileri]]></category>
		<category><![CDATA[grip tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[nezle]]></category>
		<category><![CDATA[öksürük]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk algınlığı]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk algınlığına dikakt]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk algınlığına neler iyi gelir]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk algınlığına şifalı bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[soğul algınlığı tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.canmedkbb.com/?p=334</guid>
		<description><![CDATA[Soğuk algınlığı ve grip kış aylarında sıklıkla karşımıza çıkar. Burun akıntısı, halsizlik, ateş, öksürük gibi bulgular hem işgücü kaybına neden olmakta hem de bulaşıcılığı yüksek olduğundan çevremizdeki insanlar için de potansiyel tehlike haline gelmekteyiz. Her ne kadar soğuk algınlığı ve grip birbirinden farklı hastalıklar olsa da benzer bulgulara yol açtığından ve her ikisinde de hastalık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Soğuk algınlığı ve grip kış aylarında sıklıkla karşımıza çıkar. Burun akıntısı, halsizlik, ateş, öksürük gibi bulgular hem işgücü kaybına neden olmakta hem de bulaşıcılığı yüksek olduğundan çevremizdeki insanlar için de potansiyel tehlike haline gelmekteyiz. Her ne kadar soğuk algınlığı ve grip birbirinden farklı hastalıklar olsa da benzer bulgulara yol açtığından ve her ikisinde de hastalık etkeni virüsler olduğundan çoğu kez ayırıcı tanı yapılmadan tedavi edilirler.</p>
<p>Özellikle ülkemizde birçok ilacın reçetesiz satılabilmesi nedeniyle halkımız bu hastalıklar için doktora başvurmak yerine eczaneye gidip bilinçsizce antibiyotik kullanmakta. Oysa soğuk algınlığı ve grip hastalıklarına neden olan etkenler yani virüsler antibiyotikler ile tedavi edilememekteler.</p>
<p>Grip, solunum yollarını etkileyen ve İnfluenza türü virüslerle meydana gelen bir hastalıktır. Son derecede bulaşıcı viral bir enfeksiyondur. 1-2 hafta içinde hastalar genellikle iyileşirler ancak etkileri haftalarca devam edebilir.Sonbahar-kış aylarında görülür ve işgücü kaybı açısından bakıldığında en yüksek maliyete neden olan hastalıkların başında gelir.</p>
<p>Aynı zamanda vücut direnci düşük olanlarda, yaşlılarda, genel durumu bozan hastalığı olanlarda yaşamı tehdit eden ciddi hastalıklara neden olabilir ve bazı grip türleri ölümcül komplikasyonlara yol açabilir.</p>
<p>Soğuk algınlığına neden olan organizmaların %90&#8242;ı virüslerdir ve yaklaşık 200 çeşit virüs türü saptanmıştır. En sık neden olan virüsler ise Rninovirüsler ,Coronavirüsler, Parainfluenza, Respiratuar sinsial virüslerdir. Ateş, baş ağrısı, eklem ve kas ağrısı yorgunluk hissi, burun akıntısı, hapşırma, boğaz ağrısı gibi yakınmalara yol açar. Hastalık aynı havayı soluyan kişilerin hapşırırken ya da öksürürken virüslerin ortama yayılması yoluyla bulaşabileceği gibi, son yıllarda yapılan çalışmalar en sık bulaşma yolunun hasta kişinin elinden başka insanlara virüslü salgıların bulaşması ve sağlıklı kişilerinde bunu burunlarına taşıması ile olduğu yolundadır. Dolayısıyla sık el yıkanması soğuk algınlığından korunmak için son derece önemlidir.</p>
<p>Soğuk algınlığına bir çok virüs sebep olabileceği için de vücut hiçbir zaman bu virüslerin tümüne direnç geliştiremez.</p>
<p>Bu sebeple her sene tekrar tekrar soğuk algınlığı geçirilebilir. Havaların soğuk olmasından çok üst solunum yolu alerjileri, psikolojik stres gibi faktörler hastalığın gelişmesinde oldukça etkilidir. Soğuk algınlığı çoğunlukla basit önlemlerle ve vücut direnciyle atlatılan bir hastalıktır. Ancak 39 C&#8217;yi geçen ateş, sürekli yada çok, kıvamlı balgam üreten öksürük, nefes alırken ağrı, devamlı kulak ağrısı, şişmiş lenf bezleri, yutkunurken zorlanma ve şiddetli ağrı yakınmaları olduğunda mutlaka doktora başvurulmalıdır.</p>
<p>Grip ise soğuk algınlığından daha ağır geçen sıklıkla ateşe ve vücutta ağrılara neden olan, baş ağrısı, öksürük, 2-3 hafta süren yorgunluk belirtileri yapan bir hastalıktır. Soğuk algınlığından korunmak mümkün olmamakla birlikte gripten aşılar ile korunmak mümkün olabilmektedir.</p>
<p>Bilinçli toplum olarak virüslere antibiyotiklerin etki etmediğini ve bu hastalıklarda iyileşmek için antibiyotik kullanmanın hem maddi kayıplara hem de yanlış ilaç kullanımı nedeniyle toplum sağlığına zarar vereceğini bilmeliyiz.</p>
<p>Eğer yakınmalarımızda yukarıda belirttiğim değişiklikler olur ise mutlaka bir doktora başvurmalıyız. Doktorunuz bazen soğuk algınlığına ek olarak gelişebilecek bakteri enfeksiyonları nedeniyle antibiyotik önerebilir. Ancak bu tip bir tedavi mutlaka gerek olduğunda ve doktor tarafından başlanmalıdır. Hem kendi sağlığımız hem de gelecek nesillerin sağlığı için reçetesiz antibiyotik kullanmamalı, maddi ve işgücü kaybına yol açan gripten korunmak için önlemimizi almalıyız.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.canmedkbb.com/grip-soguk-alginligi-ve-antibiyotikler-334.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Geniz Akıntısı</title>
		<link>http://www.canmedkbb.com/geniz-akintisi-331.html</link>
		<comments>http://www.canmedkbb.com/geniz-akintisi-331.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Jan 2010 15:19:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Geniz Akıntısı]]></category>
		<category><![CDATA[balgam]]></category>
		<category><![CDATA[bebeklerde geniz akıntısı]]></category>
		<category><![CDATA[burun ve sinüslerden boğaza doğru akıntısı]]></category>
		<category><![CDATA[Burunda kemik eğriliği]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda geniz akıntısı]]></category>
		<category><![CDATA[davranış bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[geniz akıntısı]]></category>
		<category><![CDATA[geniz akıntısı belirtisi]]></category>
		<category><![CDATA[geniz akıntısı tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[geniz akıntısının belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[göğüste ve boğazda yanma]]></category>
		<category><![CDATA[Septum Deviasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Ses kısıklığı]]></category>
		<category><![CDATA[üst solunum yolu enfeksiyonu]]></category>
		<category><![CDATA[virüs kaynaklı burun iltihabı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.canmedkbb.com/?p=331</guid>
		<description><![CDATA[Geniz akıntısı burun ve sinüslerden boğaza doğru olan akıntıdır. Boğazda mukus birikmesi hissidir. Özellikle yatınca öksürük rahatsız edici bir hal alır. Mukus burun ve sinüs içindeki epitel tabakasının ürettiği bir salgıdır. Normalde renksizdir. Alerjide yapışkan, enfeksiyonda kıvamlı ve sarı – yeşil renk alır. Geniz akıntısı sinüslerin artmış mukus yapımından meydana gelir. Erişkinlerde en çok nezle, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geniz akıntısı burun ve sinüslerden boğaza doğru olan akıntıdır. Boğazda mukus birikmesi hissidir. Özellikle yatınca öksürük rahatsız edici bir hal alır. Mukus burun ve sinüs içindeki epitel tabakasının ürettiği bir salgıdır.</p>
<p>Normalde renksizdir. Alerjide yapışkan, enfeksiyonda kıvamlı ve sarı – yeşil renk alır. Geniz akıntısı sinüslerin artmış mukus yapımından meydana gelir. Erişkinlerde en çok nezle, soğuk algınlığı, alerjik rinit, vazomotor rinit ve çevresel irritan faktörlere maruz kalmaktan kaynalanır (sigara, endüstriyel kimyasallar). Bunların yanında bazı anatomik engeller de geniz akıntısına neden olabilir.</p>
<p>Bunlar arasında ;</p>
<p>- burunda polip<br />
- septum deviasyonu (burunda kemik eğriliği)<br />
- geniz eti<br />
- yabancı cisim ve<br />
- gömülü diş sayılabilir.</p>
<p><strong>Reflü hastalığı, doğum kontrol hapları ve bazı burun spreyleri de geniz akıntısını artırabilir. Geniz akıntısındaki mukusun kıvamı ince ise en sık nedenler ;</strong></p>
<p>- üst solunum yolu enfeksiyonu<br />
- viral rinit (virüs kaynaklı burun iltihabı)<br />
- alerjik rinit<br />
- parlak ışık<br />
- bazı tansiyon ilaçları<br />
- gebelik ve<br />
- doğum kontrol ilaçlarıdır.</p>
<p><strong>Kalın kıvamda olan geniz akıntınsın nedenleri ise;</strong></p>
<p>- nem oranının azaldığı hava şartları<br />
- sinüzitler<br />
- yabancı cisimler<br />
- bazı besinler ve<br />
- allerjenlerdir.</p>
<p><strong>Hastaya sorulması gereken sorularla şu bulgular aranır :</strong></p>
<p>- öksürük<br />
- yüz ve baş ağrısı<br />
- boğaz ağrısı<br />
- ses kısıklığı<br />
- burun tıkanıklığı<br />
- boğazda yabancı cisim hissi<br />
- göğüste ve boğazda yanma</p>
<p>Tedavisi altta yatan nedene göre yapılır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.canmedkbb.com/geniz-akintisi-331.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Radyofrekans Hakkında !</title>
		<link>http://www.canmedkbb.com/radyofrekans-hakkinda-327.html</link>
		<comments>http://www.canmedkbb.com/radyofrekans-hakkinda-327.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Jan 2010 15:16:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Radyofrekans Hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[bademcik bölgelerine radyofrekans uygulaması]]></category>
		<category><![CDATA[Burna yapılan uygulamalar]]></category>
		<category><![CDATA[burun etleri]]></category>
		<category><![CDATA[burun etlerinin küçültülmesi]]></category>
		<category><![CDATA[hafif yutma zorluğu]]></category>
		<category><![CDATA[konkalara radyo frekans uygulanması]]></category>
		<category><![CDATA[radyofrekans cihazı]]></category>
		<category><![CDATA[Radyofrekans Nedir ?]]></category>
		<category><![CDATA[radyofrekans terapi]]></category>
		<category><![CDATA[Radyofrekans uygulanması]]></category>
		<category><![CDATA[radyofrkans burun]]></category>
		<category><![CDATA[yumuşak damak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.canmedkbb.com/?p=327</guid>
		<description><![CDATA[Radyofrekans Nedir ? Radyo Frekans Yöntemi 1990 lı yıllardan bu yana kulak burun boğaz, kardiyoloji, plastik cerrahi, nöroşirurji, onkoloji hekimleri tarafından kullanılmaktadır. Radyo dalgaları özel elektrotlar aracılığıyla belli frekanslarda uygulanacak bölgenin mukozası altına verilerek burada kontrollü, lokal bir ısı artışı ve dokuda bulunan proteinlerin denatürasyonu sağlanarak doku hacmi küçültülür. Radyofrekans enerjisi ile dokuda oluşturulan ısı, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Radyofrekans Nedir ?</strong></p>
<p>Radyo Frekans Yöntemi 1990 lı yıllardan bu yana kulak burun boğaz, kardiyoloji, plastik cerrahi, nöroşirurji, onkoloji hekimleri tarafından kullanılmaktadır.</p>
<p>Radyo dalgaları özel elektrotlar aracılığıyla belli frekanslarda uygulanacak bölgenin mukozası altına verilerek burada kontrollü, lokal bir ısı artışı ve dokuda bulunan proteinlerin denatürasyonu sağlanarak doku hacmi küçültülür.</p>
<p>Radyofrekans enerjisi ile dokuda oluşturulan ısı, mukoza altında yer alan salgı hücrelerini de sayıca azaltarak istenmeyen aşırı burun akıntısını tedavi eder. Radyofrekansın en önemli avantajı kontrollü bir yöntem olduğu için, etkisini doku içinde gösterip, doku yüzeyine zarar vermemesidir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;">Burn eti küçültülmesinde radyofrekans son derece güvenli ve başarılı bir şekilde kulanılmaktadır.</span></p>
<p><strong>Hastanede Yatış Gerekiyor Mu ?</strong></p>
<p>Radyofrekans uygulanması kolay ve hasta açısından oldukça konforlu bir yöntemdir.. Hastanede yatmayı gerektirmez. Çoğunlukla sınırlı uyuşturma yeterlidir, genel anesteziye gerek yoktur.</p>
<p><strong>Radyofrekans İşlemi Ne Kadar Sürer ?</strong></p>
<p>Özel elektrotlar yardımıyla radyofrekans enerjisi doku içine verilir. İşlem yaklaşık 10-15 dakika sürer.</p>
<p><strong>Bu İşlemi Yaptırdıktan Sonra Nelere Dikkat Etmem Gerekiyor ?</strong></p>
<p>Burna yapılan uygulamalardan sonra normal yaşantıya ve işe hemen dönülebilir. Yemede, içmede, günlük aktivitelerde herhangi bir kısıtlama söz konusu değildir. Genellikle antibiyotik kullanmaya gerek yoktur. Ancak damak ve küçük dil ve dil kökü uygulamalarından sonra birkaç gün ağrı olabilir. Asitli, katı ve sıcak yiyecek, içeceklerden sakınılmalıdır.</p>
<p><strong>Radyofrekans Uygulandıktan Sonra Ne Zaman Kontrol Gerekir ?</strong></p>
<p>Radyofrekans uygulandıktan sonra 5–7 gün sonra hastalar kontrole çağırılır. Burun içinde oluşan yapışkan salgı ve kabuklanma gerekiyorsa temizlenir. 1 ay sonra yeniden kontrol gerekebilir. Asıl rahatlama 3–4 hafta sonra olacaktır.</p>
<p><strong>Radyofrekans Uygulandıktan Sonraki Dönemde Şikayetlerim Ne Zaman Sona Erecek ?</strong></p>
<p>Burun etlerine yani alt konkalara radyo frekans uygulandığında ilk günden itibaren oluşan şişlik yani ödeme nedeniyle burun tıkanıklığında artış meydana gelir. 3–4 hafta içinde dokudaki küçülmeye bağlı olarak tıkanıklık gittikçe azalır ve nefes alma rahatlar.</p>
<p>Yumuşak damak ve bademcik bölgelerine radyofrekans uygulandıktan sonra ilk günlerde ağrı,şişlik hissi, takılma, hafif yutma zorluğu olur. Olduğundan 3–4 seans radyofrekans uygulamak gerekebilir.</p>
<p><strong>Radyofrekans Tekrar Gerekir Mi?</strong></p>
<p>Bazı hastalarda alınan sonuç yeterli olmazsa radyofrekans uygulaması tekrarlanabilir.</p>
<p>Burun tıkanıklığı için genellikle 1–2 seans radyfrekans yeterli olmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.canmedkbb.com/radyofrekans-hakkinda-327.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

