Kulaklar, Yükseklik ve Uçak Yolculuğu

06 Ocak 2010  
Kategori: Yükseklik ve Uçak Yolculuğu

Uçak yolculuğu sırasında niçin kulaklarınızda ‘pop’ diye bir basınç hissettiğiniz hiç merak ettiniz mi ? Veya niçin basınç hissetmediğiniz zaman kulak ağrınızı olduğunu düşündünüz mü? Uçaklar inişe gectiğinde çocukların niçin çok rahatsız olup ağladığını hiç merak ettiniz mi?

Uçak yolculuğu sırasında karşılaşılan en sık tıbbi problem kulak problemleridir. Çoğunlukla basit rahatsızlıklar olur, nadiren geçici ağrı ve işitme kaybı oluşur. Bu broşür uçak yolculuğunuz esnasında karşılaştığınız hafif kulak problemleriniz ve nasıl korunacağınızı anlamanız için hazırlanmıştır.

Kulağın Yapısı :

Kulak genel olarak üç bölüme ayrılır .

Dış Kulak : Başın yan tarafında görülen kulak kepçesi ile içeriye kulak zarına kadar devam eden dış kulak yolundan oluşur.

Orta Kulak : Kulak zarı ile iç kulak arasında kalan ufak boşluktur. Bu arada üç adet kemikçik ( Çekiç , örs , üzengi ) , kulak kemiğinin hava boşlukları bulunur.

İç Kulak : Kulak kemiğinin iç kısmında bulunan ve işitme ile denge sinir uçlarını ihtiva eden bölümüdür.

Hava yolculuğu sırasında probleme yol açan orta kulak bölümüdür. Ufak bir hava boşluğu olduğu için, basınç değişikliklerinden etkilenir.

Normal olarak her yutkunduğunuzda (veya ikinci üçüncü yutkunduğunuzda) kulaklarınızda ufak bir çıt sesi veya basınç oynaması hissedersiniz. Bu esnada geniz ile orta kulak arasındaki östaki borusu vasıtası ile orta kulağınıza hava kabarcığı geçmiştir. Orta kulaktaki hava burayı döşeyen doku tarafından sürekli emilir fakat ‘östaki borusu ‘her iki tarafındaki hava basıncı eşitlenir. Şayet bir şekilde basınç farkı oluşursa , kulaklar tıkalı imiş gibi hissedilir.

Östaki Borusu ve Kulakların Tıkanıklığına Neler Sebep Olur ?

Östaki borusu, birçok sebepten dolayı tıkanabilir veya ağzı kapanabilir. Bu durumda , orta kulak basını eşitlenemez. Orta kulaktaki hava sürekli emilir ve yenilenemediği için vakum oluşur, kulak zarı içeri doğru çöker. gergin kulak zarı normal olarak titreşemez ve sesler donuk, az gelir. Kulak zarının gerginleşmesi de ağrı oluşturabilir. Şayet bu durum bir süre devam ederse , orta kulaktaki basıncı eşitleyebilmek için , orta kulağı döşeyen dokudan kan serumuna benzer bir sıvı sızarak burayı doldurur.Bu duruma ‘orta kulakta sıvı’, ‘seröz otit’ veya ‘aero-otit’ ismi verilir.

Östaki borusunun tıkanmasına yol açan en sık sebep basit soğuk algınlığıdır. Sinüs iltihapları ve burun alerjileri de (saman nezlesi gibi ) sık sebeplerdendir.

Östaki borusu ve onu döşeyen doku , burun ve genizin devamıdır. Bu devamlılıktan dolayı çoğunlukla burunun tıkalı olması , kulakların da tıkalı olmasına ve böyle hissedilmesine sebep olur.

Östaki borusunun tıkanmasının bir diğer sebebi dokularda şişliğe yol açan orta kulak iltihaplarıdır.

Östaki borusu yetişkinlere göre daha dar olduğu için çocuklar tıkanıklığa daha yatkındırlar.

Hava Yolculuğu Nasıl Problem Yaratır ?

Hava yolculuğu esnasında ani basınç değişiklikleri olur. Bu basınç değişikliklerini eşitlenmesi için östaki borusunun o esnada hemen açılıp kapanabilmesi lazımdır. Bu olay özellikle uçak inişe geçtiğinde görülür.

İlk dönemde basınç eşitlenmesi sağlanmayan uçaklarda bu gerçek bir problem oluşturmaktaydı. Günümüzde bu olay en aza düşürülmüştür. Buna rağmen hala bazı önlenemeyen basınç değişiklikleri olabilmektedir.

Gerçekte, basınç değişikliğine yol açan her türlü durum problem yaratır. Aynı durumla, yüksek binalarda hızla hareket eden asansörlerin içinde veya suya dalarken karşılaşırsınız. Derine dalan dalgıçlara ve pilotlara bu durumla nasıl baş edecekleri öğretilir. Siz de kendi metodunuzu öğrenebilirsiniz.

Kulaklarınızın Tıkanmasını Nasıl Önlersiniz ?

Yutma işlemi östaki borusunun açan kasları harekete geçirir. Sakız çiğnerken veya naneli şeker yerken daha sık yutkunursunuz. Bunlar inişe geçmeden önce yapılabilecek iyi egzersizlerdir. Esnemek daha bile iyidir. Esnerken bu kas daha iyi uyarılır. İniş sırasında uyumamaya dikkat etmeniz gerekir çünkü uyurken yutkunma işlemi çok yavaşlar (uçuş ekibi inişe geçildiğinde sizi uyandırmak ister.)

Şayet yutkunmak ve esnemek etkili değilse şu metod en iyi sonucu verir:
1) Burun kanatlarınızı elinizle sıkıca kapatınız.
2) Ağızdan kuvvetli bir soluk alınız.
3) Ağzınız ve burnunuz kapalı olduğun halde bu nefesi yanak ve yutma kaslarınızı kullanarak dışarı üflemeye çalışınız , böylece basınçlı hava östaki borusundan orta kulağa geçebilir. Kulağınızda basınç veya ses hissettiğinizde başardınız demektir. İniş sırasında bunu birçok kere yapmanız gerekebilir.

Bebekler bu işlemi yapamazlar fakat bir şey emerlerse rahatlarlar. İniş sırasında bebeğinizi emziriniz veya besleyiniz ve uyumalarına müsaade etmeyiniz.

Hangi Tedbirleri Almalısınız ?

Kulaklarınıza hava ile basınç yaparken karnınızı ve göğsünüzü kullanmayınız çünkü bu durumda çok fazla basınç oluşur. Uygun basınç sadece yanak ve yutma kaslarınızı kullanarak sağlanır.

Soğuk algınlığınız, sinüs iltihabınız veya alerjiniz varsa en iyisi uçuşu ertelemektir.

Son günlerde bir kulak müdahalesi geçirmişseniz , doktorunuzdan uçuş hakkında bilgi alınız.

Burun Açıcı İlaçlar ve Spreyleri ?

Deneyimli yolcular inişe geçmeden yaklaşık bir saat önce burun açıcı bir ilaç veya sprey kullanırlar. Bu ilaçlar kulağa giden dokuları büzerek orta kulak havalanmasına yardımcı olurlar. Aynı sebepten dolayı alerjisi olan kişiler de alerji ilaçlarının uçuş öncesi almalıdırlar. Burun açıcı ilaçların yüksek tansiyonu, kalp problemi , kalp ritm bozukluğu, tiroid hastalığı, aşırı sinirliliği olan kişilerce kullanılmadan önce mutlaka bir hekime danışılması gerekmektedir. Aynı şekilde hamile bayanlar da hekimlerine danışmalıdırlar.

Kulaklarınız Açılmazsa Ne Yapılmalı ?

İnişten sonra da basınç eşitleyici hareketler yapabilir ve burun açıcı ilaçlara devam edebilirsiniz (burun açıcı spreyleri kullanmayı alışkanlık haline getirmeyiniz ve uzun süre kullanmayınız aksi takdirde daha fazla tıkanıklığa yol açabilirler) Kulaklarınız hala açılmıyor ve ağrıyorsa kulak hekimine başvurmanız gerekir. Hekiminiz, kulak zarınızı çizerek orta kulağınızdaki basıncı veya sıvıyı boşaltmaya ihtiyaç duyabilir.

Kolesteatom

06 Ocak 2010  
Kategori: Kolesteatom

Kolesteatom : Ciddi bir kulak sorunu !

Kolesteatom nedir ?

Kulak zarının gerisindeki orta kulakta, bulunmaması gereken cilt büyümesidir. Kulak zarı cildinin tekrarlayan iltihaplardan dolayı içeri doğru büyümesiyle başlar. Kolesteatomlar kist veya kese oluştururlar, cilt derisi bunların içersinde kıvrılarak kartopu gibi genişler. Zaman içersinde kolesteatomlar büyüyerek etraftaki çok nazik kemikçiklere zarar verebilirler. Devam eden büyümeden dolayı nadir de olsa , işitme kaybı sersemlik ve yüz kaslarında felç gelişebilir.

Nasıl Oluşur ?

Çoğunlukla geniz ile orta kulak arasında uzanan ‘östaki borusu’nun görevini tam yapmamasından ve sık tekrarlayan iltihaplardan dolayı oluşur. Östaki borusu orta kulağın havalanmasını sağlar. Bu boru alerji, soğuk algınlığı, sinüzit gibi sebeplerden dolayı tam olarak çalışamazsa orta kulakta vakum (negatif basınç) oluşur. Bu negatif basınç zaten iltihaplardan dolayı incelmiş olan kulak zarını içeri doğru çeker. Genellikle, oluşan bu kese içersinde kolesteatom başlar. Kolesteatomun nadir ailesel olan bir formu daha vardır ki bu orta kulakta olabileceği gibi diğer kafa kemiklerinde de görülebilir. Mamahif kulak iltihapları ile beraber olan kolesteatom en sık görülen tiptir.

Ne Tür Rahatsızlılar Verir ?

Başlangıçta kulak, bazen pis kokulu olmak suretiyle akar. Kolesteatoma genişledikçe işitme kaybı ile birlikte kulakta dolgunluk veya basınç hissi oluşabilir. (özellikle gece kulak içi veya arkasında olan ağrı oldukça rahatsızlık verebilir ). Sersemlik hali ve hastalığın olduğu kulakla aynı tarafta yüzde kas güçsüzlüğü olabilir. Bu şikayetlerin her biri tıbbi yardım aramak için iyi sebeplerdir.

Tehlikeli midir ?

Kulak kolesteatomları tehlikeli olabilir ve hiçbir zaman ihmal edilmemeli-dir. Kemik erimesi, beyin ve iç kulak gibi etraftaki dokulara iltihabın yayılmasına sebep olabilir. Tedavi edilmezse, sağırlık, beyin apsesi, menenjit ve nadiren ölüm olabilir.

Ne Tür Tedavi Uygulanabilir ?

Kulak burun boğaz ve baş- boyun cerrahının incelemesi ve gerekli görülürse kulak bölgesinin tomografisinin çekilmesi ile kolesteatom ortaya konabilir. İlk tedavi kulağın iyice temizlen-mesi, antibiyotikler ve kulak damlalarıdır. Bunda amaç iltihabın önüne geçilerek akıntının kesilmesidir. Kolesteatomun büyüklüğü ve özellikleri de bu arada değerlendirilmelidir.

Büyük ve diğer zararlara yol açmış kolesteatomlar hastanın önemli risklere maruz kalmaması için genellikle operasyonlara ihtiyaç gösterirler. İşitme ve denge testleri, kulağın röntgenleri gerekli olabilir. Bu testler, işitmenin derecesini ve kolesteatomun ne kadar hasar yarattığını tespit etmek için yapılır.

Operasyon çoğu vak’ada genel anestezi altında yapılır. Esas amaç, kolesteatomun çıkartılması ve kuru, iltihapsız bir kulak oluşturulmasıdır.

İşitmenin korunması veya iyileştirilmesi ikinci amaçtır.

İlerlemiş hasarlarda işitme düzeltilemeyebilir. Sersemlik veya yüz kaslarında zayıflık durumlarının tedavisi nadiren gerekir. Kulağın yeniden inşa edilmesi bir operasyonla mümkün olmayabilir bundan dolayı ilk operasyondan 6 ile 12 ay sonra ikinci bir operasyon gerekebilir. Bu ikinci operasyon işitmenin düzeltilmesi ve kolesteatom un tekrar araştırılması, kalmışsa temizlenmesi amacını taşır.

Hastaneye başvuru genellikle operasyon günü yapılır ve operasyon erken saatlerde yapılmışsa normal şartlarda hasta aynı gün taburcu olabilir. Bazı hastaların gecelemesi gerekebilir. Ağır iltihabın olduğu vak’alarda hastanede daha uzun kalınması ve serum, antibiyotik tedavisi gerekebilir. İşe dönüş yaklaşık bir iki hafta sürer.

Bazen kolesteatom yeniden oluşabilir, operasyon sonrası takipler özellikle kolesteatomun kontrolü açısından çok önemlidir. Kulakta açık bir saha bırakılan operasyonlarda her birkaç ayda bir bu boşluğun temizlenmesi gerekir. Bazı hastalarda ömür boyu kulak takibi gerekir.

Özet

Kolesteatomönemli fakat tedavisi mümkün, muayene ile ortaya konan bir durumdur. Sebat eden kulak ağrısı , kulak akıntısı, kulakta basınç hissi, işitme kaybı, sersemlik veya yüz kaslarında zayıflama olduğunda kulak, burun, boğaz ve baş-boyun cerrahı tarafından muayene edilmeniz gerekir.

İşitme Azlığı

06 Ocak 2010  
Kategori: İşitme Azlığı

İşitme nasıl olur ?

Kulak, dış, orta ve iç olmak üzere üç bölüme ayrılır. Her kısım kendi içinde, işitmemiz için gerekli işlemleri yapar.

Dış kulak, kulak kepçesi ve dış kulak yolundan meydana gelir. Bu yapılar sesi toplar ve kulak zarına yönlendirir.

Orta kulak, dış ve iç kulak arasında yer alır; kulak zarı ve kulak kemikçiklerini içerir. Ses titreşimlerini iç kulağa iletir. Bunu yaparken aynı bir transformatör gibi çalışır, dış kulak yolundaki ses titreşimlerini, iç kulaktaki sıvıya aktararak, sıvı dalgalarına dönüştürür.

İç kulak, sıvı içerisinde bulunan mikroskopik işitme siniri uçlarını ihtiva eder. Sıvı hareketleri, bu çok ince sinir uçlarını uyarırlar. Uyarılar, sonuçta, ses enerjisinin yorumlandığı yer olan beyine iletirler.

İşitme Azlığı Tipleri Nelerdir ?

Dış ve orta kulak sesi iletir, transforme eder; iç kulak ise algılar. Dış ve orta kulakta bir rahatsızlık olduğu zaman, iletim tipi işitme kaybı gelişir. İç kulaktaki bir rahatsızlıkta, sinir tipi (sensörinöral) işitme kaybı ortaya çıkar. Hem dış ve orta kulak hem de iç kulaktaki rahatsızlık birlikte ise karışık ( Mixt) tip işitme kaybı oluşur.

İletim Tipi İşitme Kaybı : İletim tipi işitme kaybı, dış kulak yolunun kapanması, kulak zarında delik oluşması, orta kulak enfeksiyonları veya orta kulak kemikçiklerinin rahatsızlıklarında oluşabilir. Bu tip bir işitme azlığı genellikle düzeltilebilir niteliktedir.

İletim tipi işitme kaybı olan kimse, sanki kulakları dolu veya tıkanıkmış gibi hisseder. Kendi sesi kulağına kuvvetli geldiği için, sıklıkla yavaş ve belli bir tonda konuşur. Genelde kalabalık ortamlarda daha iyi duyar. Patlamış mısır gibi hışırtı hışırtı çıkartan yiyecekleri yerken, sesler kulağına çok yansır ve konuşmaları anlamak için çiğnemesini durdurma ihtiyacı hissedebilir. Bu tip bir işitme kaybında kişi, telefonda rahatça konuşabilir. Neyse ki iletim tipi işitme kaybına sahip insan, bu rahatsızlığından dolayı hiçbir zaman tam sağır olmaz. Uygun bir operasyon veye işitme cihazı ile her zaman duyması sağlanabilir.

Sinir Tipi ( Sensörinöral ) İşitme Kaybı: Bu tip işitme kaybı, iç kulak dolaşımının bozulması veya sıvı basıncının yükselmesi veyahut sinir iletimindeki bozukluklardan meydana gelir. En sık sebebi, yaşlanma ile sinir uçlarında olan değişikliklerdir. Bu tip işitme kaybı düzeltilemez, fakat nadiren sağırlığa yol açar. Sinir tipi işitme kayıplı hasta, etrafında söylenenleri duyduğunu fakat anlayamadığını söyleyebilir. Ses şiddetinin artması, sadece kafasının karışmasına yol açar.Konuşmayı duyabilir fakat net algılayamaz. Sessiz ortamlarda daha net duyar ama telefonda konuşulanları duymakta zorlanır. Pes sesleri, tiz seslerden daha rahat algılar, bu yüzden bir erkeğin dediklerini, sesi ince bir bayanın dediklerinden daha anlaşılır bulabilir. Zil sesini veya diğer odada çalan telefon sesini duyamayabilir. Telefon ve zil seslerini buna göre ayarlamak gerekir.

Bir Kulakta İşitme Kaybı: Bir kulakta oluşan işitme kaybı, kişinin, sesin geldiği yönü tayin etmesine engel olur. Rahatsız olan kulak tarafından konuşulduğunda veya akustiğin iyi olmadığı yerlerde duymakta zorlanır.

Rehabilitasyon: İşitme kaybının sebebini, derecesini anlamak için kişinin, bu işle uğraşan bir kulak, burun, boğaz hekimi ve bir odyolog tarafından işitme testleri yapılarak değerlendirilmesi lazımdır.

Tedavi seçeneği, bazı eksikliklerin giderilmesi, önleyici tedbirler, ilaç, cerrahi veya bunların birleşimiyle olabilir.

İşitme kaybı olan her kişinin yeterli rehabilitasyona ihtiyacı vardır.

İyi bir rehabilitasyon programı, dudaktan okumayı, işitme eğitimini, konuşma eğitimi, ve geliştirmesini, içerebilir.

Bütün bunlar bir kişi için uygulanmayabilir. Herkes gerekli olduğu kadarını alarak yardım görür. Bu yöntemler yabana atılmamalıdır, yardımı, tahmin edilenden çok fazla olabilir.