Soru & Cevap

Kategori: Soru & Cevap

1. Kulak yıkama alışkanlık yaparmı ? Kulak yıkanmasının zararı var mıdır ? Kulak çubukları kulanılmalımı ?

Kulak kiri olarak adlandırılan birikinti aslında kulak kanalının yağlı tutulması için gerekli olan normal kulak akıntılarının birikmesi sonucu olur. Normalde herhangi bir temizlenmeye gerek kalmadan bu yağlı akıntı dışkulak yolundan dışarıya atılır. Ancak dar kanal, aşırı kıllanma, fazla sekresyon veya infeksiyon gibi bir nedenle bu akıntılar birikir ve bir tıkaç oluşturarak işitmeyi engelleyebilir. Zamanla ağrıya neden olabilir. Son zamanlarda tıkaç oluşmasının en büyük nedeni kişilerin kulak temizliği için pamuklu kulak çubuklarını kullanmasıdır. Bu tıkaç mikroskop altında bir aletle veya bir aspiratörle emilerek çıkartılır. Kulak irrigasyonu (yıkanması) da bir diğer yöntemdir. Özellikle hassas kişilerde ve çocuklarda tercih edilir. Yıkanmadan sonra daha fazla kir birikeceği yada bunun bir alışkanlık yaratacağı inancının bilimsel bir temeli yoktur.

2. Kulaklıkla müzik dinlemek işitmenin azalmasına neden olur mu?

Yüksek sesin işitme üzerine kötü etkisi bilinen bir gerçektir. İşitmenin bozulması için hergün 6-7 saat süreyle 90 dB den daha yüksek bir sese maruz almak gerekir. Walkman gibi müzik araçlarıyla bunun gerçekleşmesi zor görünse de yinede uzun süre ve yüksek volümle dinlenilmesi zarar verebilir. Özellikle yüksek sesli müzik yapan müzisyenler ve DJ ler risk altındadırlar. Ayrıca kulak kanalına takılan küçük kulaklıkların dışkulak yolunda infeksiyon yapma riski de vardır.

3. Kulaktan ölçüm yapan vücut ısısı ölçerleri kulak kiri varsa yanlış sonuç verir mi?

Kulak kiri varlığında bu termometrelerin vereceği sonuç değişmez. Ancak bir orta kulak infeksiyonu ve özellikle akıntı varsa sonuç etkilenebilir.

4. Delik kulak zarı olanlarda iltihaplı akıntı önemlimir ?

Kulak zarındaki delinme ve sürekli iltihaplı akıntı ile karakterize kronik ortakulak infeksiyonları tehlikeli hale gelebilir. İnfeksiyon ortakulak ve çevresindeki kemikleri eriterek kafa içine yayılarak beyin apselerine ve diğer ciddi infeksiyonlara neden olabilir. Bu durumda acil olarak bir cerrahi tedavi gerekebilir.

5. Bebeğim normal duyuyormu ?

Genellikle yapılan hata bebeklerde işitme kaybının belli bir yaşa gelinceye kadar anlaşılamayacağı veya anlaşılırsa tedavinin veya işitme cihazının belli bir yaştan sonra kullanılabileceği düşüncesidir. Gelişmiş yöntemlerle yenidoğanların bile işitme düzeyleri ölçülebilmektedir. Çocukların konuşmaya başlama yaşı olan 2 yaşından önce mutlaka gerekli tedavi yapılmalıdır. Bu dönemden sonra yapılan uygulamaların başarı şansı daha azdır.

6 .Bebekte İşitme Kaybından Şüphelenilecek Durumlar Nelerdir?

* Anne hamilelik sırasında kızamıkçık, viral bir enfeksiyon ve grip geçirmiş, alkollü içecek tüketmişse,
* Doğum ağırlığı 1600 gramdan düşükse,
* Doğumda sarılığı olmuş ve kan değişimi uygulanmışsa,
* Herhangi bir hastalık nedeniyle yeni doğan yoğun bakım ünitesinde beş günden fazla kalmışsa,
* Özellikle ilk bir ayda damardan iğne ile antibiyotik almışsa,
* Menenjit geçirmişse,
* Ailede erken yaşlarda başlamış kalıcı veya ilerleyen işitme kayıplı kişiler varsa
* Kulaktan kanamanın olduğu veya olmadığı kafa travması,kaza geçirmişse,
* 3 aydan fazla süren, kulakta sıvının olduğu tekrarlayan kulak enfeksiyonu varsa,
* Doğumdan 6 aya kadar; beklenmedik yüksek sesli gürültülerle irkilmiyor, hareket etmiyor, ağlamıyor veya her hangi bir şekilde tepki vermiyor, yüksek sesli gürültülerle uyanmıyor, kendiliğinden sesleri taklit etmiyor, sadece sesle sakinleştirilemiyor ve başını sese doğru çevirmiyorsa
* 12 aya kadar; sorulduğunda tanıdık kişi veya eşyaları gösteremiyor, konuşma sesi çıkarmıyor, “el salla” ”elini çırp” gibi basit sözleri yalnız dinlemekle anlamıyorsa,
* 24 aya kadar; hafif bir sesle ilk seslenişte doğru yöne dönmüyor, çevreden gelen seslere duyarsız, ilk seslenişte sese cevap vermiyor veya sesin nereden geldiğini anlayamıyorsa, tanıdık insanlar ve evde çevresindekiler için basit kelimeleri kullanmaya yada taklit etmeye başlamadıysa,

Yukarıdaki göstergelerden bir veya daha fazlası varsa, veya çocuğunuzun normal duymadığından şüpheleniyorsanız kulak muayenesi ve işitme testi gerekir. Bu herhangi bir yaşta, doğumdan hemen sonra bile yapılabilir. Bilgisayarlı işitme taramaları ile yeni doğanlarda işitmeyi taramayı mümkün kılar. Bu testler anne, baba veya çocuğun fark etmediği hafif işitme kayıplarını bile ortaya koyabilir. Tek kulaktaki bir kayıp bu yolla saptanabilir. Böyle bir kayıp, hafif bile olsa konuşma ve lisanı etkileyebilir. İşitme kaybı kulak kiri veya kulakta sıvı birikmesinden bile kaynaklanabilir. Bu tipte işitme kaybı olan birçok çocuğun işitmesi ilaç tedavisi veya küçük bir cerrahiyle düzeltilebilir. Bazı çocuklarda değişik seviyelerde kalıcı işitme kayıpları vardır. Erken teşhis, erken tedavi, işitme cihazı uygulanması ve özel eğitim programlarına erken başlamak, çocuğun mevcut işitmesini en yüksek seviyeye getirmeye yardımcı olur.

7. Gürültü Koruyucuları Nedir ve Ne Kadar Etkilidir?

Yukarıdaki göstergelerden bir veya daha fazlası varsa, veya çocuğunuzun normal duymadığından şüpheleniyorsanız kulak muayenesi ve işitme testi gerekir. Bu herhangi bir yaşta, doğumdan hemen sonra bile yapılabilir. Bilgisayarlı işitme taramaları ile yeni doğanlarda işitmeyi taramayı mümkün kılar. Bu testler anne, baba veya çocuğun fark etmediği hafif işitme kayıplarını bile ortaya koyabilir. Tek kulaktaki bir kayıp bu yolla saptanabilir. Böyle bir kayıp, hafif bile olsa konuşma ve lisanı etkileyebilir. İşitme kaybı kulak kiri veya kulakta sıvı birikmesinden bile kaynaklanabilir. Bu tipte işitme kaybı olan birçok çocuğun işitmesi ilaç tedavisi veya küçük bir cerrahiyle düzeltilebilir. Bazı çocuklarda değişik seviyelerde kalıcı işitme kayıpları vardır. Erken teşhis, erken tedavi, işitme cihazı uygulanması ve özel eğitim programlarına erken başlamak, çocuğun mevcut işitmesini en yüksek seviyeye getirmeye yardımcı olur.

8.Kulağa alınan darbe sonrası kulak zarı yırtılması . Tedavisi var mıdır?

Travmaya bağlı kulak zarı yırtılmaları (zar perforasyonları) herhangi bir enfeksiyon eklenmezse büyük oranda kendiliğinden iyileşebilmektedir. Ancak bir KBB uzmanı bu iyileşmenin düzgün ve çabuk olabilmesi için basit girişimler yapmaktadır. Travmayı takip eden ilk 24-48 saatte başvurmanız tedavi olasılığını yükseltir.

9. Kulak kiri işitme kaybına yol açar mı?

İşitme kayıplarının en sık nedenlerinden olan kulak buşonu yaklaşık 30-40 decibel civarında bir işitme kaybına yol açabilir.

10. Yüz felci tedavisi için kime başvurmalıyım?

Ani gelişen yüz felcinin en sık nedeni Bell paralizisi adı verilen ve nedeni tam olarak bilinmeyen bir hastalıktır. Ancak özellikle ortakulak infeksiyonları sonrasında da yüz felci gelişebilmektedir. Bu nedenle bu hastaları ilk görecek ve tedavisini üstlenecek hekim bir KBB Uzmanıdır. Yüz felci geçirdiğini anlayan veya bu tanı konulan hasta hemen bir KBB uzmanı tarafından görülmelidir. Aktif ve hızlı tedavi hastalığın sonuçları açısından çok önemlidir. KBB hekimi gerekli ilaç tedavisini veya cerrahi bir müdahaleyi acilen yapmalıdır.

11. İlaçlar işitme kaybına yol açar mı?

Birçok antibiyotik ( streptomisin vs..) ve diğer bazı ilaçlar işitme kaybına neden olabilmektedir. Herhangi bir ilaç kullanımında baş dönmesi ve kulak çınlaması şikayetlerinin ortaya çıkması durumunda hemen doktorunuzu bilgilendirmeniz gerekir. Eğer bir işitme kaybı söz konusuysa ilacın erken kesilmesi kalıcı işitme kaybının oluşmasını engeller.

12. Baş hareketleri ile oluşan baş dönmesi ?

Pozisyonel vertigo baş dönmesinin en sık nedenlerinden biridir. Birden başlayan ve başı çevirmekle şiddetli baş dönmesine neden olan bu problemde sebep içkulaktaki denge kanallarında bulunan otolit ( denge taşı ) lerin hareket ederek denge sistemini uyarmasıdır. Tanı konulunca baş ve vücuda bazı hareketler yaptırarak tedavi sağlanır.

13. Baş Dönmesi Olanlar Hangi Doktora Başvurmalıdır?

Yarım daire kanalları dediğimiz denge organı iç kulakta salyangoz denilen işitme organının yanında yer alır. Baş dönmelerinin çoğu buradaki denge organının hastalıklarına bağlıdır. Dengemizi sağlayan bu merkezin iç kulakta olması baş dönmesi olan hastaların KBB uzmanına da başvurmasının uygun olduğunu göstermektedir.İç kulakta işitme ve denge merkezinin yan yana olması nedeniyle bazı hastalıklarda baş dönmesi şikayeti yanında işitmeyle ilgili çınlama, uğultu,kulak ağrısı, geçici veya kalıcı işitme kaybı da olabilir.

14.Yaşlılığa Bağlı İşitme Kaybının Belirtileri ve Tedavi Yöntemi Nelerdir?

Yaşlılığa bağlı olarak değişik yaşlarda ortaya çıkan işitme bozukluklarına **Presbiakuzi** denilmektedir.
Bu tür işitme bozuklukları iç kulaktan kaynaklanmaktadır.Kalın tondaki seslerden daha çok ince tonlardaki seslerde kayıp görülmekte ve bu nedenle işitme azlığı yanında konuşmanın anlaşılmasında güçlük oluşmaktadır..

Presbiakuzi bir hastalık olarak değil, yaşa bağlı fizyolojik bir değişiklik olarak kabul edilmelidir.

Bu tür işitme kayıplarında tedavi uygun işitme cihazıdır. Hangi cihazın uygun olduğu odyoloji teknisyeni ve uzman odyologlar tarafından, işitme kaybının tipi ve derecesine ve kişinin gereksinimlerine göre belirlenir.

Bilinçsiz olarak uygulanmış bir işitme cihazı ya yetersiz gelecek veya işitmeye zarar verecektir.

15.Burun eti şişliği nedir?

Burun içinde burun salgılarını sağlayan bezleri bulunduran etler vardır. Bunlar alerji, kronik infeksiyonlar veya diğer başka nedenlerle büyüyüp burun geçişini daraltarak burun tıkanıklığına neden olabilir. Bunların kesilerek tamamen çıkartılması burun çalışma mekanizmasını bozarak düzeltilemez şikayetlere neden olur. Ancak modern yöntemlerle küçültülüp şekil verilerek sorunun önüne geçilebilir.

16. Alerjik rinit olan hastalarda septum deviasyonu ameliyatının faydası var mıdır?

Alerjik rinit (nezle) si olan hastalarda bir septum deviasyonu varlığı şikayetlerin artmasına neden olacaktır. Ayrıca tedavide kullanılan sprey tarzı ilaçların hedef bölgeye ulaşmasını da önleyecektir. Eğriliklerin düzeltilmesi sonucunda burun tıkanıklığı azaltılarak daha rahat bir yaşam sağlanır ve tedavi alerji üzerinde yoğunlaştırılabilir. Ayrıca bu hastalarda ameliyat esnasında burun eti küçültüleceği için hastamız oldukça rahatlayacaktır.

17. Burun damlaları zararlı mıdır?

Burun tıkanıklığını gidermek için kullanılan burun damlaları başlangıçta burundan nefes almayı kolaylaştırırsa da daha sonra ters etki yaparak burun fizyolojisinin bozulmasına neden olur. Bu nedenle 5 günden fazla kullanılması sakıncalıdır. Ancak bazı kişilerde alışkanlık haline gelmiştir ve bırakılması güç olabilir. Ancak kullanma nedeni giderilirse bu alışkanlıktan vazgeçilebilir.

18. Burun kanaması basit olarak durdurulabilir mi?

Burun kanamalarının büyük kısmını oluşturan basit kanamalar ön bölgeden olan kanamalardır. Burunu soğuk su ile yıkadıktan sonra burunun iki parmakla dışarıdan bir müddet sıkılması ile kanama durabilir. Bu sırada hasta arkaya değil öne eğilmelidir. Durmayan kanamalarda bir burun damlası veya oksijenli su emdirilmiş bir pamuk kanama tarafına konulabilir. Bu önlemlerle durdurulamayan şiddetli kanamalara mutlaka bir KBB uzmanı tarafından müdahale edilmelidir.

19. Deviasyon ameliyatı kaç yaşında yapılabilir?

Genel görüş yüz kemiklerinin gelişmesini tamamladığı 18 yaşı beklemektir. Ancak daha küçüklerdeki ileri derecedeki deviasyonlarda kemik yapı korunarak ve özel bir teknikle erken yaşlarda da yapılabilir.

20. Rinoplasti ameliyatını KBB uzmanı mı yoksa plastik cerrahi uzmanı mı yapmalıdır?

Rinoplasti (estetik burun cerrahisi) ameliyatı hem KBB hem de plastik cerrahlar tarafından başarıyla uygulanmaktadır. Bireysel olarak cerrahın deneyim ve becerisi çok önemlidir.

21. Burun polipleri ameliyattan sonra tekrar eder mi?

Burun polipi bir mukoza hastalığıdır ve tedavisinde altında yatan alerji gibi nedenler iyi değerlendirilmelidir. Erken dönemlerde ilaç tedavisiyle başarılı sonuçlar alınırken ilerlemiş poliplerde cerrahi tedavi (fonksiyonel endoskopik sinüs cerrahisi) gereklidir. Ameliyata karşın poliplerin tekrar etmesinde en büyük etkenler doğru tanı konulamaması, sadece poliplerin alınması gibi yetersiz cerrahi teknikler kullanılması, ameliyat sonrası ilaç desteğinin ihmal edilmesi ve kontrollerin yetersiz kalmasıdır. Ancak bazı inatçı vakalarda en iyi takip ve tedaviye karşın tekrarlar yine de görülebilmektedir.

22. Burun ameliyatından sonra septumda delinme olur mu?

Bazı septum cerrahisi ameliyatlarından sonra septumda delik oluşabilmektedir. Seyrek görülmeyen bu komplikasyon (septal perforasyon) delik küçük olduğunda başarı ile düzeltilebilir. Ancak büyük deliklerin kapatılma şansı azdır ve burun fizyolojisinin bozulmasına neden olur. Bu durumda burunda kanama akıntı ve kabuklanma gibi müzmin şikayetler ortaya çıkar. Cerrahi ile düzeltilemeyen durumlarda silikon bir materyal septal buton) yakınmaların azalmasını sağlayabilir.

23.Burun Kırığı Nasıl Oluşur?

Yüze gelen travmalarda en çok hasar gören kemik burun kemiğidir. Burun kemiğine önden veya yandan darbe gelebilir. Kırılma daha çok yandan gelen darbeler sonucu olur. Burun kırığı bazen kemiğin yer değiştirmesine neden olmadan hafif bir çatlakla kendini göstermesine rağmen, şiddetli travmalarda kemikte çok parçalı ve çökmelerin olduğu kırıklar gelişebilir. Burun kırığı ile beraber diğer yüz kemiklerinde de kırıklar oluşabilir.

Muayenede Ne Görülür ?

Burun kırığı olan hastaların muayenesinde yine ön planda yüz bölgesindeki morarma, kesikler, kanamalar, ciltteki ezikler görülür. Burnun bir tarafa doğru kaydığı görülebilir. Burnun elle muayenesinde hassasiyet artışı, kemiklerde oynama saptanır. Burun içi muayenesinde bir ya da iki tarafta burnun kırık kemik veya kıkırdak tarafından kapanması, mukoza da yırtıklar ve kanama görülür. Hastanın muayenesinde kemiklerde oynamanın saptanması teşhis için yeterlidir . Ancak kırığın şüpheli olduğu durumlarda röntgen çekmek gerekir.

Nasıl Tedavi Edilir?

Kemiklerde yer değiştirmeye bağlı şekil bozukluğu ve burun tıkanıklığı olan hastalarda kırığın düzeltilmesi gereklidir. Burun kemiklerinin düzeltilmesi için en ideal zaman ilk birkaç saattir. Bu süre içinde henüz ödem gelişmediğinden işlem daha kolaydır.Birinci günden sonra ödem artabilir. Bu durumda burnun şekli iyi değerlendirilemeyeceğinden müdahele 3-5 gün ertelenebilir. Ancak kemiklerde kaynama başlayacağından 1-2 haftadan fazla zaman geçmemelidir.

24. Boğaz Rahatsızlıklarında Doktora Ne Zaman Gidilmeli?

Şiddetli, uzun süren sık veya tekrarlayan boğaz ağrısı, eklem ve kulaklarda ağrı, nefes almada, yutmada, ağız açmada güçlük, 38 derecenin üzerinde yüksek ateş, boyunda şişlik, İki haftadan uzun süren ses kısıklığı vb. varsa doktora gidilmelidir

25.Bademcik ve geniz eti nedir?

Bademcik (tonsil) ve geniz eti (adenoid), dil kökü bademciği ile birlikte boğazdaki Waldeyer halkasının parçalarıdır.

26.Bademcik ve geniz etinin görevleri nelerdir?

Bağışıklık sisteminin elemanları olan B-lenfositlerinin üretiminde rol oynarlar. Tonsiller ve adenoid dokusu gebeliğin ilk aylarında oluşmaya başlar. Bademcikler ve. Geniz eti doğumdan yaklaşık 6 ay sonra çeşitli uyarılarla hızla büyür. Özellikle 4–5 yaşlarında maksimum büyüklüğe ulaşır. 8–10 yaşlarından sonra aktivasyonu azalır ve küçülmeye başlar ergenlik dönemine kadar bu durum devam eder. Bademcik ve geniz eti yaşamın ilk yıllarında daha önemlidir(5 yaşına kadar).

27.Uçuk Nedir?

İçerisinde, özellikle diş etleri ve sert damak üzerinde de görülebilirler. Uçukların çoğu ağrılıdır. Ağrı, uçuklar çıkmadan birkaç gün önce başlayabilir. Uçuklar birkaç saat içerisinde patlayarak kabuk bağlarlar. 7 ile 10 gün içerisinde iyileşir.

**Herpes simpleks** olarak isimlendirilen bir virüs tarafından oluşturulurlar. Stres, ateş, kaza, hormon değişiklikleri ve güneşe maruz kalma uçuk oluşumunu artırır. Elle yada direk temasla kendi göz ve genital bölgeye yayılabileceği gibi diğer insanlara da bulaşabilir.

28. Aft Nedir?

Dil, yumuşak damak, dudak ve yanak içerisinde oluşan küçük, yüzeysel beyaz renkli , kenarları kırmızı yuvarlak ülserlerdir. Oldukça ağrılıdır.

5 ile 10 gün sürerler.

Sebebi tam bilinmemekle birlikte,muhtemelen stres, travma, bazı alerjik ve irritan maddelerin vücudun savunma sisteminde oluşturduğu zayıflıktan kaynaklandığı düşünülmektedir. Bulaşıcı değildir

29.Yutma Bozukluğu Nedir?

Yutma işleminin herhangi bir safhasındaki bozukluk, buna yol açabilir. Bozuk dişler, kötü diş protezleri, soğuk algınlığından dolayı oluşabilir. Yutma güçlüğünün en sık sebeplerinden biri, gıdaların, mideden yemek borusuna geri kaçmalarıdır (gastroözofajeal reflü). Bu durumda, asitli mide muhtevası yemek borusundan farenkse (boğaz gerisi) gelir ve yanma hissi yaratır. Diğer sebepler: Felç, ilerleyici sinir sistemi bozuklukları, trakeostomi tüpünün varlığı, felçli veya hareketsiz ses teli, ağız, boğaz veya yemek borusu tümörü, baş, boyun ve yemek borusu bölgesi operasyonlarıdır.

Yutma bozukluklarının belirtileri

*Tükürüğü, katı ve sıvı gıdaları yutarken boğaz veya göğüste takıntı hissi ,bazen ağrı
*Boğaz ve göğüste yanma, acıma (özellikle reflü varlığında)
*Sıvı ve katı gıdaların nefes borusuna kaçması, öksürük ve boğulma hissi
*Boğazda yabancı cisim veya kitle hissi
*Salya akması
*Uzun süreli ağır yutma güçlüğünde yetersiz beslenme ve kilo kaybı

Yutma Bozukluklarını Kim Değerlendirir ve Tedavi Eder?

Yutma bozukluklarında kulak, burun, boğaz, baş ve boyun cerrahisi uzmanları yanında, ihtiyaca göre konuşma ve dil uzmanları, gastroenteroloji uzmanları, göğüs cerrahları, nöroloji uzmanları, diyetisyenler ve diş hekimleri muayene etmelidir. Genellikle bu şekilde grup çalışması daha başarılı sonuç verir.

30. Bademcik ameliyatı çocuklarda kaç yaşında yapılabilir?

Bademcik ameliyatını geç yaşlara bırakmak uygun değildir. Sorunun en fazla olduğu yaşlar 3-12 yaşlar arasıdır. Olabilecek hasarların önüne geçmek için erken yaşlarda karar verip uygulamak gerekir.

31. Bademcik içerisinden çıkan beyaz kötü kokulu şeyler nedir?

Bademcik yapısı olarak içerisinde girintiler vardır. Bu girintilerde doku ve bakteri artıklarının birikmesi ve sıkışması sonucu tonsil taşı denilen durum oluşur. Kötü ağız kokusuna neden olması dışında zararlı değildir. Ağız temizliği ve gargara bir yöntemdir. Kokunun büyük sorun olduğu durumlarda bademciğin çıkartılması (tonsillektomi) operasyonu yapılabilir.

32. Kıllı siyah dil ve yarık dil nedir?

Genellikle çok büyük sorun teşkil etmeyen kıllı dil, dildeki normal çıkıntıların uzamasıyla oluşur. Zaman içerisinde bakteri ve mantar yerleşmesiyle siyah bir hal alabilir. İyi bir ağız temizliği ve dilin fırçalanmasıyla sorun halledilebilir. Dil üzerinde yarıkların olması ise çoğunlukla önemli değildir. Başka bulgular yoksa herhangi bir tedavi gerekmez.

33. Farenjitte tuzlu su ile gargara faydalı mıdır?

Farenjitte sıkılıkla kuruluk ve koyulaşmış akıntı vardır. Tuzlu su hem kuruluğu giderir hem de birikmiş akıntıların temizlenmesine yardımcı olur. Ayrıca az miktarda antibakteriel özelliği de vardır.

34. Kalsiyum ilaçları kullananlarda tükürük bezi taşı daha mı kolay oluşur?

Özellikle menopoz dönemindeki kadınlar tarafından sık kullanılan kalsiyumun tükürük taşları oluşumuna bir etkisi yoktur. Tükürük taşı oluşması için öncelikle tükürük salgısının azalıp koyulaşması ve akım hızının engelleme nedeniyle azalması gerekir. Bol su içmek ve tükürük salgısını arttıran bazı ilaçlar kullanmak oluşumunu ve tekrarlanmasını engellemektedir.

35. Ağızda yanma hissi nedir?

Tüm ağız içerisinde yanma hissi eğer diyabet veya ağız infeksiyonu gibi bir hastalık yoksa etkili bir tedavisi olmayan bir durumdur. Özellikle yaşlılarda ve menopozdaki kadınlarda görülen bu şikayette B vitamini eksikliği ve anemi araştırılmalıdır. Neden bulunamayan hastalarda antidepresif ilaçlar faydalı olabilmektedir.

36. Tonsil ve adenoidlerin ameliyatla alınması vücut savunma mekanizmalarında bir eksikliğe neden olur mu?

Tonsiller ve adenoid dokuları da vücut savunma mekanizmalarında rol oynayan lenfoid dokulardır. Ancak aynı bölgede bu dokulardan yeter miktarda bulunur ve ameliyat sonrası bir eksiklik oluşmaz. Ayrıca infekte adenoid ve tonsiller başlıca infeksiyon kaynağıdır ve bol miktarda mikroorganizma taşıyabilirler.

37. Ağız kuruluğunun en sık nedeni nedir?

En sık neden özellikle yaşlı hastalarda kullanılan ilaçlardır. Yaşlılarda kullanılan hipertansiyon ilaçları gibi bazı ilaçlar ağız kuruluğuna neden olmaktadır.Ayrıca şeker hastalığı , safra kesesi rahatsızlıkları gibi sistemik hastalıklar ağız kuruluğuna neden olabilir.Burun tıkanıklığı önemli ağız kuruluğu nedenlerindendir.

38. Damak yarığı ne zaman ameliyat edilmelidir?

Birçok cerrah farklı zamanlarda yapmaktaysa da 18-24 aylar arası en uygun zaman olarak kabul görmektedir.

39. Bademcik ameliyatı kışın mı yapılmalıdır?

Ameliyatın kışın daha fazla yapılması şart değildir. Ancak eski zamanlarda çocuk felci salgınlarının yazın fazla görülmesi nedeniyle böyle bir alışkanlık yerleşmiştir. Bugün kullandığımız kanama kontrolü teknikleriyle hava sıcaklığı kanama riskini arttırmaz. Ancak çok sıcak bir havada ameliyat olmanın ameliyat sonrası dönemde sıkıntıları arttırdığı da bir gerçektir.

40. Hem anne hem de babada alerji varsa çocuğun alerjik olma riski ne kadardır?

Hem anne hem de baba alerjikse çocukların %50 oranında alerjik olma riski vardır. Ebeveynlerden bir tanesinde alerji varsa olasılık %30 civarındadır.

41. Gırtlak kanserinin tedavisi var mıdır?

Her kanserde olduğu gibi erken tanı çok önemlidir. 15 günden uzun süren ses kısıklıkları mutlaka KBB hekimi tarafından görülmelidir. Erken dönem kanserlerde tedavi şansı %90 ın üzerindedir. İlerlemiş tümörlerde bile cerrahi tedavi ile birleştirilen diğer tedavi yöntemleriyle başarı şansı diğer bölge tümörlerine göre çok daha yüksektir.

42. Grip Aşısının Özellikleri Nedir?

Aşı, önceki yıllarda en sık karşılaşılan ve istatistiksel olarak bu yılda sık enfeksiyon yapması beklenen virüs tiplerine karşı, Dünya Sağlık Örgütü’nün önerileri doğrultusunda hazırlanmaktadır.

Bazı durumlarda öldürücü bile olabilen gripten korunmanın tek yolu aşının yararlı olması için salgın başlamadan önce yapılması gerekir.

Her yıl Ekim-Kasım aylarında tek doz şeklinde yapılmalıdır. Aşı ile koruyuculuk sağlıklı kişilerde %80*lere varmaktadır; yaş ilerledikçe koruyuculuk %50-60*lara inmekle birlikte hastalığın hafif geçirilmesi sağlanmaktadır.

43. Kimler Grip Aşısı Olmalıdır?

65 yaş üstündekiler 10 yaş altı çocuklar,
İlk 3 ayından sonra hamileler,
Kalabalık ortamlarda birbirine yakın çalışan iş arkadaşları,
Sağlık çalışanları, öğretmenler, öğrenciler, askerler,
Astım, şeker ve kronik kalp , solunum yolu,karaciğer, böbrek hastalığı olanlar
Bağışıklık sistemi zayıf olanlar,
Hac ve umreye gidenler grip için yüksek risk grubunda bulunuyor.

44. Grip Aşısının Yan Etkileri Var mıdır?

Aşı, embriyonlu yumurta kesesinden elde edilmektedir; bu nedenle yumurta allerjisi olanlar kullanmamalıdır.
Aşı sonrası nadiren, hafif geçen, nezle benzeri bir tablo oluşabilir. Aşı yerinde kızarıklık ısı artışı, hafif ateş kas ağrıları, kırıklık hissi olabilir, 1-2 günde düzelir.

45. Hamilelikte İlaç Kullanımı Nasıl Olmalıdır?

Bebeğin anne karnında ilaçların yan etkilerine en hassas olduğu dönem bebeğin organlarının oluştuğu hamileliğin ilk üç ayıdır. İlk üç aydan sonra da daha az oranda istenmeyen etkiler gelişebilir. Bu nedenle hamilelikte kullanacağınız her ilacı mutlaka doktorunuza danışınız. Deneysel çalışma olmamasına rağmen, birçok ilacın hamilelerde kullanılıp bir sorun yaratmadığı gözlenmiştir. Hamilelikte verilen ilaç tedavileri mutlaka kullanılmalıdır Çok sık yapılan bir hata da doktorun verdiği ilacı zararlı olabilir diye kullanmamaktır.

46. Ses Kısıklığı Nedir?

Kirli hava ve sigara, sesin uzun süre, aşırı yüksek tonda veya uygun olmayan bir şekilde kullanılması, reflü dediğimiz asitli mide sıvısının yemek borusundan yukarı çıkarak ses tellerini tahriş etmesi ve gırtlak kanseri ses kısıklığının önemli ve sık rastlanan nedenleridir.

Alerji, tiroid problemleri (guatr), nörolojik problemler, yaşlılık, ses telleri bölgesine travma, kadınlarda âdet dönemleri ve hamilelikte ses değişikliklerine ve kısılmalarına sebep olabilir.

47. Ses Kısıklığını Kim Tedavi Edebilir?

Daha çok soğuk algınlığı ve nezle gibi hastalıklarla birlikte yeni oluşmuş ses kısıklığı, aile doktoru, çocuk doktoru veya dahiliye uzmanı tarafından değerlendirilebilir. Ancak ses kısıklığı, belli bir neden olmadan iki haftadan uzun sürerse,tükrükle kan geliyorsa yutma güçlüğü varsa boyunda şişlik varsa kulak burun boğaz ve baş – boyun hastalıkları uzmanınca değerlendirilmelidir.Muayenede endoskop ve kamera sistemleri yanında stroboskopi denilen ses teli hareketlerini yavaşlatarak gösterebilen sistemler kullanılır. Gereken durumlarda ses terapisi ve konuşma uzmanlarından görüş alınır.

48. Ses Bozuklukları Nasıl Tedavi Edilir?

Tedavi, sebebe bağlıdır. Bazı ses kısıklıklarında ses istirahati yeterlidir. Sigara dumanından uzak durulması ve sıvı alınımı faydalıdır.Bazı hastalara gereken ses terapisi yani sesi kullanma tekniğinin belirlenmesi ve ses eğitimi ses terapisi uzmanlarınca yapılır. Ses terapistleri, ses-dil laboratuarında, ses bozukluğu olan kişilere eğitim verir. Seslerini uygun kullanmama ve yüksek sesle konuşma, bağırma gibi kötü alışkanlıkların nasıl düzeltilebileceğini ve tekrarlanmaların nasıl önlenebileceğini gösterir. Ses sanatçılarında ise şan eğitimi sesin korunmasında çok önemlidir.

İlaçla veya terapiyle düzelmeyecek ses hastalıklarında, büyük nodül ve poliplerde microcerrahi yöntemi ile operasyon yapılır.

49. Ses Kısıklığını Önlemek İçin Ne Yapılmalıdır?

*Sigara içilmemeli, sigara dumanı bulunan yerlerden uzak durulmalı
*Alkol, kafein gibi vücuda su kaybettiren şeylerden kaçınılmalı
*Bol su veya sulu şeyler, kafein içermeyen içecekler içilmeli
*Evde ve işte hava nemlendirilmeli
*Diyetinize dikkat edilmeli, acılı ve baharatlı yiyeceklerden uzak durulmalı
*Ses uzun süreli ve zorlayarak kullanılmamalı
*Ses kısık olduğunda aşırı konuşmaktan ve şarkı söylemekten kaçınılmalı (Bu, burkulmuş bir bileğe rağmen yürümek gibidir)

50. Tiroid Bezi Nedir?

Tiroid, vücuttaki metabolizmayı düzenleyen iç salgı bezlerinden bir tanesidir. Bu bezden tiroid hormonları salgılanarak kana geçer. Tiroid bezi boyun ön bölgesinde, gırtlağın üzerinde bulunur. Birbirine ortadan bağlı iki adet dokudan ibarettir. Normal büyüklükteki bir tiroid bezinin elle hissedilmesi ve gözle farkedilmesi zordur.

51. Tiroid Bezi Ne Zaman Normal Değildir?

Tiroid bezi hastalıkları çok yaygındır. En sık görüleni bezin normalden az veya fazla hormon üretmesidir. Tiroid bezi, yeterli hormon üretemediğinde çok çalışmak zorunda kalarak veya çok hormon ürettiğinde de çok çalıştığı için büyüyebilir. Büyümüş tiroid bezine guatr denilir. Hastalarda yumru veya kitleler olabilir. Bu kitleler iyi veya kötü huylu, yavaş veya ani gelişen türde olabilirler. Bütün bu rahatsızlıklar için hekime danışılmalıdır.

Ülkemizde özellikle Karadeniz bölgesinde guatr hastalığına sık rastlanmaktadır. Tiroid bezinin ailesel olarak normalden yavaş çalışması, iyotun az kullanılmaması ve bu tür tiroid bezini etkileyen kara lahana gibi gıdaların özellikle bu bölgemizde bulunmasındandır.

52. Tiroid Hastalıklarına Nasıl Teşhis Konur?

Tiroiddeki kitle teşhisi için ayrıntılı bir hikaye alınır. Baş ve boyun bölgesi muayene edilir. Yutkunma hareketiniz tiroid kitlesinin diğer kitlelerden ayırt edilmesini kolaylaştıran bir yöntemdir.

Diğer yapılabilecek testler:

*İnce iğne aspirasyon biyopsisi ( kitleden iğne ile sıvı alınıp mikroskop altında incelenir. Bu yöntem güvenli ve ağrısızdır.)
*Tiroid sintigrafisi
*Ultrason ile inceleme
*Bilgisayarlı tomografik inceleme
*Kanda hormon testleri

53. Tiroid Nodülünün Tedavisi Nasıl Olur?

Tiroid nodüllerinin çoğu iyi huyludur. Genelde ilaçla baskılama yöntemi uygulanır. Bu tedavinin amacı ilaçla nodülünüzün zamanla küçülüp küçülmeyeceğini görmektir. Genellikle 3-6 ay arasında bir iyileşme görülür. İlaçla tedaviye rağmen nodül büyümeye devam ediyorsa operasyon önerilebilir.

54.Tiroid Ameliyatı Nedir?

Tiroid cerrahisi, tiroid bezinin kısmen veya tamamen çıkartılmasıdır Bazen, özellikle tümör şüphesi olan hastalarda ameliyat sırasında, hızlı bir patolojik inceleme yapılarak ameliyatın şekline, bezin tümüyle çıkarılıp çıkarılmamasına karar verilebilir. Bu durumlar operasyon öncesi hasta ile tartışılmalı ve bilgi verilmelidir.

Operasyon sonrası boyunda bir dren (küçük bir plastik tüp) olabilir. Bu tüp operasyon yerinde kanlı sıvı birikimini önlemek içindir. 1-2 gün içinde sıvı azaldığı zaman çıkartılır. Çoğu hasta bir günde taburcu edilir.

Tiroid operasyonlarından sonra kanama, kısık ses, yutkunmada zorluk, boyun derisinin hissizliği ve düşük kan kalsiyumu gibi yan etkiler olabilir. Bunlar birkaç hafta içinde kaybolur.

Tiroid bezinin tümüyle alındığı hastalarda operasyon sonrası ağızdan hap olarak alınan tiroid hormonları içeren ilaç verilir. Tiroid hormonları böylelikle yerine konulur. Paratiroid bezlerinin etkilenmesine bağlı olarak kanlarında kalsiyumu düşük hastalara kalsiyum verilir.

55.Sigaranın Zararları Nelerdir?

Sigara, başta solunum sistemi ve kalp-dolaşım sistemi olmak üzere vücudunuzdaki tüm sistemler üzerine etkilidir.
Tüm kanserlerin % 30 unun, akciğer kanserinin ise % 90 ının nedeni sigaradır. Günde 1 paket sigara içen birinde akciğer kanserine yakalanma riski hiç içmeyen birine oranla 20 kat fazladır.

Solunum sistemi hastalıklarından kronik bronşit ve amfizemin em önemli nedeni sigaradır. Sigara akciğerin doğal savunma sistemini de bozduğu için zatürree, bronşit vb. gibi enfeksiyon hastalıkları riskini arttırmaktadır.

İçtiğiniz her sigara sizi ölüme bir adım daha yaklaştırmaktadır!

Sigara içenlerin yaklaşık % 25 i sigara nedeniyle yaşamlarının erken bir döneminde ölmektedirler.
Kronik bronşitten ölüm oranı hiç sigara içmeyenlerde 100 000′de 3 iken, günde 1 paketten fazla sigara içenlerde 100 000′de 114′e çıkmaktadır.

Yapılan bir araştırmaya göre tüm dünyada 1950 – 1975 yılları arasında 10 milyon kişi sigaraya bağlı hastalıklar nedeniyle ölmüştür.

Son yıllarda sigara kullanımının yaygınlaşması sonucunda önümüzdeki 5 yılda 10 milyon kişinin sigaraya bağlı hastalıklar nedeniyle ölmesi beklenmektedir.

Yaşam kalitenizi bozmak ister misiniz?

Sigara içenlerde koroner kalp hastalıkları ve hipertansiyon daha sık görülür. Sigara içmekle kalp krizi riskiniz 3 kat artmaktadır.

Sigara içenlerde seks hormonlarının azaldığı ve buna bağlı olarak kısırlık ve iktidarsızlığın arttığı saptanmıştır.

Gebelerde sigara içilmesi ise düşük riskinin artmasına, erken doğuma, doğum tartısının azalmasına yol açar.

Sigara yalnız içene değil pasif içici olarak çevresindekilere özellikle de çocuklara zarar vermektedir.

56.Vitamin Nedir?

Vitaminler büyüme, hücrelerin yenilenmesi ve enerji üretimi için zorunlu, sağlıklı yaşamın vazgeçilmez bir parçası olan organik bileşiklerdir.

Vitamin Latince yaşam anlamına gelen vita sözcüğünden kökenini alır.

57.Mineral Nedir?

Mineraller doğal elementlerdir. Mineral tuzları; kaya ve taş parçalarının yıpranması ile toz ve kum haline gelerek toprağa karışırlar. Bitkiler ve bunlarla beslenen hayvanlar aracılığıyla bedenimize ulaşırlar.

58.Vücut, Gereksinimi Olan Vitamin ve Mineralleri Kendisi Üretebilir mi?

Vitamin ve minerallerin çoğu bitkisel ve hayvansal besinler ile dışarıdan alınırlar. Onlarca vitamin ve mineral arasından sadece birkaçı vücutta az miktarda sentez edilebilir ama bu yetersizdir.

Bu yüzden sağlığımız için gerekli olan vitamin ve mineralleri, ya yediğimiz yiyeceklerden veya çeşitli vitamin desteklerinden sağlamamız gerekir.

59.Vitaminler Ne İşe Yarar?

A vitamini

Kemiklerin büyümesinde, organların gelişmesinde hücre sağlığı ve yenilenmesinde gereklidir. Görme duyusunu güçlendirir.

A vitamini eksikliğinde körlük gelişmesi olasılığının yanısıra, fiziksel ve zihinsel büyümede duraklama, kızamık ve ciddi ishal vakalarında artış görülür.

B vitamini kompleksi

15 e yakın değişik vitaminden oluşan bir vitamin grubudur. Sindirim, kan hücrelerinin yapılması, sinirlerin onarılması, hormon ve enzim yapıları gibi vücutta çeşitli işlevlerin yerine getirilmesinde rol alırlar.

C vitamini

Bağışıklık sistemini güçlendirir. Vücudun hastalıklara karşı direncini arttırır. Kas, doku ve hücreleri korur. Beslenme yetersizliği, ishal başta olmak üzere ateşli hastalıklar, yanıklar, travmalar, protein ve demir eksiklikleri C vitamini gereksinimini arttırır.

D vitamini

Kalsiyum ve fosforun bağırsaklardan emilimini arttırarak kemiklerin ve dişlerin güçlenmesini sağlar. Anne sütünün litresinde sadece 12 – 60 ünite D vitamini bulunur ve bu miktar bebeklerin ihtiyacı olan 400 üniteyi karşılamaz. Bu nedenle beslenme biçimine bakılmaksızın tüm bebeklere yaşamın ilk günlerinden başlayarak, tercihen 3 yaşına kadar 400 IU D vitaminini verilmesi doktorlar tarafından önemle tavsiye edilmektedir.

E vitamini

Antioksidan özellik gösterir.

60.Mineraller Ne İşe Yarar?

Demir
Kandaki alyuvarların yapısında bulunarak dokulara oksijen taşınmasına yarar. Büyümeye yardım eder. B vitaminlerinin kullanımını arttırır.

İyot
Vücuttaki tiroid bezinde depolanır. Zihinsel işlevler, enerji ve kilo alma gibi vücut metabolizması ile ilgili birçok konuda önemli rol oynar.

Bakır
Demir ve C vitamininin kullanımı için gereklidir. Sinirler ve destek dokuların korunmasında rol oynar.

Krom
Kandaki şeker ve kolesterol düzeyinin korunmasına yardım eder.

Selenyum
E vitamini ile birlikte antioksidan ve hücre koruyucu etki gösterir.

Çinko
Zihinsel işlevlerde, vücudun kendi kendini yenilemesi gereken durumlarda önemli roller üstlenir.

Magnezyum
Vücutta değişik enzim mekanizmalarında rol oynar.

61.Günlük Vitamin ve Mineral İhtiyacı Herkes İçin Aynı mıdır?

Vitamin ve mineral kullanırken ihtiyaçların belirlenmesi çok önemlidir. Çünkü cinsiyete, yaşa ve hayat biçimine bağlı olarak ihtiyaçlar farklılık gösterir.

Bu nedenle bebekler, çocuklar, erişkinler, ve kadınlar için farklı miktarlarda, farklı vitamin ve mineraller belirlenmiştir.

62.Beta Mikrobu Nedir?

Bademciklerde hastalık yapan ve “Beta Mikrobu” olarak bilinen Beta hemolitik streptokok diğer mikroplardan farklı olarak kalpte, eklemlerde ve böbrekte kalıcı romatizmal hastalıklar oluşturabilir.

63.Antibiyotik Nedir?

Antibiyotik dediğimiz mikrop öldürücü ilaçlar bakterilerle oluşan hastalıkları tedavi edilebilmesine karşı, mantar ve virüslerin oluşturduğu hastalıklarda faydası olmaz. Antibiyotikler ağrı kesici yada ateş düşürücü ilaç değildir. Ancak antibiyotiklerin mikropları etkisiz hale getirmesiyle belirli bir süre içinde şikayetler azalır.

64.Antibiyotiğe Direnç Nedir?

Antibiyotik, tavsiye edilen şekilde ve sürede tam olarak kullanılmalıdır. Yetersiz ve eksik antibiyotik kullanımı o mikrobun ölmemesine ve kullanılan antibiyotiği tanıyarak direnç oluşturmasına yol açarlar. Bu durum antibiyotiğin etkisini azaltır, iltihap gerilemişken yeniden artabilir. Mikrop direnç kazandığı için başkalarına bulaştığında da o antibiyotik etkili olamaz.

Yutma Güçlüğü

Kategori: Yutma Güçlüğü

Disfaji (yutma güçlüğü) genellikle ileri yaşlarda görülen boyun ve boğaz ağrısı ile birlikte olabilen ciddi bir bulgudur. Beraberinde boyunda şişme, göğüste ve boğazda ağrı, ağıza ekşi sıvı gelmesi, kilo kaybı ve hırıltı gibi eşlik eden semptomlar olabilir. Hastanın hikayesinde ülser, nörolojik hastalıklar, zatürre, mide fıtığı ve Raynaud gibi hastalıklar sorgulanır. Ayrıca kimyasal madde yutma hikayesi, geçmişinde burundan mideye indirilen sonda olup olmadığı sorgulanır.

Muayenede boyunda kitle olup olmadığına bakılır. Yutma güçlüğünde ağız- boğaz bölgesi ve yemek borusu olmak üzere iki ana bölgede teşhis araştırması yapılmalıdır.

Ağız / Boğaz

Bu bölgede üç ana neden ön plana çıkar;

a) Nörolojik
b) Kendini kitleyle belli eden hastalıklar
c) Kas hastalıkları
d) Enfeksiyonlar

Bu tip hastalıklarda öğürme refleksinde değişiklikler görülebilir. Boğazda rahatsızlık hissi, tükrüğün solunum yollarına kaçması ve öksürük sık görülür..Enfeksiyon varsa, şiddetli boğaz ağrısı, yutkunma sırasında ağrı ve ağızdan tükrük akması görülebilir. Ağır farenjit ve bademcik apseleri bu durumlara örnektir. Enfeksiyonlar muayene ile kolayca teşhis edilebilirler.

Bazı hastalar ise yutkunmakla boğazda bir kitle hissettiklerini söylerler ki, sorun genellikle psikolojiktir.

Yemek Borusu

Yemek borusu ile ilgili sorunlar, yemek borusunun çalışmasına ait hastalıklar ve yapısal hastalıklar olmak üzere ikiye ayrılır.

a) Çalışma problemleri
b) Yapısal problemler

Çalışma problemleri takılma hissine yol açar. Mide içeriğinin geri gelmesine bağlı rahatsızlık hissi olabilir.Spazm olabilir. Kalp çevresinde ağrı hissedilebilir.

Yapısal sorunlarda daha çok katı gıdaları yutma problemi olur. Reflü gibi şikayetler olur. Tümöral bir olay varsa kilo kaybı kaçınılmazdır.Yemek borusunda cepleşme olması(divertikül) ağızda kötü kokuya neden olabilir.

Tedavi altta yatan nedene göre düzenlenir. Yaş ilerledikçe tükrük miktarının azalması da yutma güçlüğüne zemin hazırlayabilir. Kadınlarda kanda hemoglobin düşüklüğüyle (demir eksikliği anemisi = kansızlık) seyreden yutma güçlüğü yapabilen yemek borusu hastalığı Mallory – Weiss da araştırılmalıdır

Yutma Bozuklukları

Yutma güçlüğü özellikle yaşlılarda olmak kaydı ile bütün yaşlarda sık görülür. Bu durumla, sıvı ve katı gıdaların ağızdan mideye ulaşmasındaki zorluk kastedilir. Bir çok sebebi vardır, çoğu önemli değildir ve geçicidir. Yutma güçlüğü, nadiren büyümekte olan bir tümör veya nörolojik bir hastalığın belirtisidir. Yutma güçlüğü kısa bir süre içersinde geçmezse kulak burun ve boğaz hekimince muayene edilmesi gerekir.

Nasıl yutarsınız ?

Kişiler, tükürüklerini, baş ve boyun bölgesinin diğer iç salgılarını, katı ve sıvı gıdaları, gün içerisinde yüzlerce kere yutarlar.Yutma işleminin dört aşaması vardır.

- Oral hazırlık: Gıdalar çiğnenir ve yutmaya hazır kıvama getrilir.

- Oral Dönem : Dil katı ve sıvı gıdayı ağzın gerisine iter ve yutma işlemini başlatır.

- Farenks dönemi : Farenks ağız ile yemek borusu arasında kalan kısmıdır. Gıdalar bu arada geçerek yemek borusuna ulaşırlar.

- Yemek borusu dönemi : Gıdalar , buradan geçerek mideye ulaşırlar.

İlk ve ikinci dönemi, insan istemli olarak kontrol edebilir, fakat üçüncü ve dördüncü dönemler , insanın elinde olmadan otomatik olarak gerçekleşir.

Neler Yutma Bozukluklarına Yol Açar ?

Yutma işleminin herhangi bir safhasındaki bozukluk, buna yol açabilir.’Bozuk dişler , kötü diş protezleri, soğuk algınlığı’ ndan dolayı oluşabilir. Yutma güçlüğünün en sık sebeplerinden biri gıdaların, mideden yemek borusuna geri kaçmalarıdır ( gastroözefageal reflü ) . Bu durumda asitli mide muhtevası yemek borusundan farenkse ( boğaz gerisi ) gelir ve yanma hissi yaratır. Diğer sebepler: felç, ilerleyici sinir sistemi bozuklukları , trakeostomi tüpünün varlığı, felçli veya hareketsiz ses teli, ağız boğaz veya yemek borusu tümörü, baş, boyun ve yemek borusu bölgesi operasyonlarıdır.

Yutma bozukluklarının belirtileri şunları içerebilir:

- Salya akması

- Tükürüğü, katı ve sıvı gıdaları yutarken boğaz veya göğüste takıntısı hissi

- Boğaz ve göğüste rahatsızlık ( özellikle gastroözefageal reflü varlığında)

- Boğazda yabancı cisim veya kitle hissi

- Uzun süreli ağır yutma güçlüğü sebebi ile kilo kaybı ve yetersiz beslenme

- Sıvı ve katı gıdaların, yemek borusundan rahat geçmemelerinden dolayı , nefes borusuna kaçmaları ve öksürük ile boğulma hissi yaratmaları

Yutma bozukluklarını kim değerlendirir ve tedavi eder ?

Aile hekimleri, ’soğuk algınlığı, basit gastroözefajeal reflü’ gibi durumları değerlendirerek tedavi edebilir. Daha ileri yutma bozukluklarında veya sebebi bilinmeyen durumlarda bu konuda uzman kişiler devreye girmelidir. Bu kişiler kulak burun boğaz ve boyun cerrahları, beslenme, nöroloji uzmanları , diş hekimleri ve Gastroeentorloji uzmanlarıdır.

Genellikle bir grup çalışması daha başarılı sonuç verir.

Kalıcı bir yutma bozukluğunun değerlendirmesi: Yutma bozukluğu sürekli bir hal almış ve sebep belirgin değilse kulak burun boğaz uzmanı hastalık hakkında iyi bir hikaye alır ve muayene yapar. Bu muayene ayna veya endoskoplar kullanılabilir. Gerekli görülürse yemek borusu mide ve oniki parmak bağırsağı incelenmesi gastroenterologlar ile beraber yürütülür. Sindirim sisteminin baryumlu röntgen filmleri istenebilir.

Bir nörologla beraber, yutma bozukluğunun sinir sisteminden kaynaklanıp kaynaklanma-dığının değerlendirilmesi gerekebilir.

Muhtemel tedaviler: Sebep bulunduktan sonra yutma bozukluğu şunlar ile tedavi edilebilir.

1)İlaç
2)Yutma tedavisi
3)Operasyon

Bu hastalıkların bir çoğu ilaç ile tedavi edilebilir. Mide asit salgısını azaltan veya nötralize eden kas gevşeten ilaçlar bunlardandır. Tedavi sebebe göre düzenlenir.

Gastro-özefageal reflü , yemek ve yaşam alışkanlıklarının düzenlenmesi ile tedavi edilebilir.

Örneğin :

- Sık sık ve az miktarda yumuşak yiyecek yemek

- Alkol ve kafein alımını kesmek

- Kilo ve stres azaltmak

- Yatağa yatmadan 3 saat önceden başlamak üzere bir şeyler yememek

- Yatağınızın baş kısmını yükseltmek

Bunlar yardımcı olmazsa , yemek aralarında ve yatarken, anti asit ilaçlar fayda sağlayabilir.

Bir çok yutma bozukluğu direkt yutma yöntemi ile tedavi edilebilir. Konuşma uzmanı, yutma kaslarının düzenli çalışmasını sağlamak ve yutma sinirlerinin reflekslerini uyarmak için gerekli olan işlemleri öğretebilir. Hastalara ‘yemeği ağızlarına belli bir pozisyonda almak’ ve ‘yutmak için vücutlarına daha kolay bir pozisyon vermek’ öğretilebilir.

Bazı durumlarda operasyon uygulanabilir. Bir daralma veya yapışlık mevcutsa bu bölge genişletilebilir veya açılabilir. Şayet bir aks çok gerginse, gerginliği azaltmak gerekebilir. Bu operasyona ‘miyotomi’ denir ve kulak, burun, boğaz , baş ve boyun cerrahları tarafından gerçekleştirilir.

Farenjit Nedir ? ve Tedavi İpuçları

Farenjit Nedir ?

Kış aylarında en sık karşılaştığımız hastalıklar arasında yer alan faranjit, latince Farenks adı (yutağın) verilen boğaz kısmının iltihabıdır. Özellikle kış aylarında kapalı ortamlarda bir arada bulunan insanlarda boğaz iltihaplanmalarına (farenjit) neden olurlar. Yutağın bazen mikrobik, bazen metabolik, bazen de çalışılan ortamın ısısına, tozuna bağlı olarak reaksiyon göstermesi olan farenjit sıklıkla boğaz ağrısı veya boğaz yangısı olarak anılır.Hemen hemen herkes az ya da çok farenjit geçirir.

Farenjit Belirtileri Nelerdir ?

- Boğazda ağrı, yanma, kuruluk hissi, kaşınma,
- Yutkunurken zorlanma.
- Öksürük,
- Ateş,
- Ses kısılması,
- Halsizlik, yorgunluk,
- Burnun akması,
- Toz ve yiyeceklere karşı hassasiyet gelişiyor,

Kimilerinde Farenjit uzun süreden beri vardır ve çok fazla rahatsız edici şikayetler gözlenmez. Bu durumda farenjit hastalığı kronikleşmiştir. Müzmin farenjit denilen durum ortaya çıkar. Farenjit Hastalığın çok şiddetli olduğu ve yeni yeni görüldüğü durum ise akut farenjit adını alır. Farenjit hastalığınız olup olmadığını öğrenmek için uzman bir hekime danışmalısınız.

Akut Farenjit Belirtisi :

Hastanın şikayetleri daha belirgindir. Boğaz ağrısı, yutkunma zorluğu, boğazda kuruluk,yanma veya kaşınma hissi, ateş, öksürük nezle gibi şikayetler olur. Burun tıkanıklığı, burun akıntısı, baş ağrısı, halsizlik, kırgınlık, ses kısıklığı gibi şikayetlerde görülebilir. Akut farenjit herkesde görülebilir

Kronik Farenjit Belirtisi :

Kronik farenjit te ateş, halsizlik ve kırgınlık gibi şikayetler belirgin olarak görülmez. Boğaz ile ilgili şikayetler daha hafiftir ama bu şikayetle hiç kaybolmaz ve yahut sık sık ortaya çıkar. Boğazda kuruluk hissi, gıcık, yanma, kuruluk, yabancı cisim hissi, takılma, hafif yutkunma zorluğu gibi şikayetler olur (Boğazda bir yumru varmış gibi yutkunmayı zorlaştırır).

Gıcık öksürüğü şeklinde bir öksürükte eşlik edebilir. Hastalar boğazını temizleyerek rahatlayacakları hissine kapılırlar ve sürekli temizleme hareketi yaparlar. Ancak bu çoğu zaman boğazı daha fazla tahriş etmeye neden olur.

Farenjit hastalığın bazı belirtileri girtlak kanseri hastalığı belirtileri ile benzerlik göstermektedir. Örnegin; Ses kısıklığı, boğazda takılma ve Kulak ağrısı Girtlak Kanseri hastalığınında da görülebilir, Bu sebepden uzun süren problemlerinizde örnegin uzun süreli ses kısıklığında (üşütmeden oluşan ses kısıklığı birkaç günde geçer ) mutlaka konusun da uzman bir hekime danışılmalıdır. Erken teşis için bu cok önemli.

Farenjit’den Korunma Yolları

Farenjit’den korunmak için sigarayı bırakmak gerekir. Boğazı tahriş eden aşırı sıcak ve soğuk yiyeceklerden kaçınılmalıdır. Boğazı temizlemek de tahriş edici olduğu için yapmamak gerekir. Tozlu ve kirli ortamlardan, kapalı yerlerden uzak durmak gerekir. Elleri sık yıkamak ise enfeksiyonu önlemeye yardımcıdır. Eğer alerjiniz varsa buna neden olan şeylerden korunmalısınız. Mide asidinin boğaza kaçtığı reflü gibi bir sorununuz varsa çay, kahve, alkol, kola gibi içecekleri azaltmak.

Düzgün bir yaşam, düzenli yapılan spor ve vitaminsiz kalmamak Farenjit ‘ den korunmayı sağlayan durumlard

Nasıl Farenjit Oluruz ?

Boğazın arka kısmı mikroplara, toza, ısıya karşı hassastır. Hem akut farenjit hem de kronik farenjit ‘ in nedenleri birbirine benzese de arada küçük farklar bulunur.

Kronik farenjit ‘ te virüsler rol oynamasına rağmen genellikle bogazı tahriş edici bir faktör vardır. Sigara ve alkol kullanımı, kuru hava, aşırı sıcak ya da soğuk yiyecekler ve asitli içecekler sebep olabilir. Bir de burun tıkandığında farenjitin olması iyice kolaylaşır. Tahriş edici etkenlere sürekli maruz kalan kişilerde farenjit müzminleşir.

Akut farenjit te ise sebep genelde virüs ya da bakteridir. Bogazı Tahriş edici nedenler de akut farenjit ‘ in tedavi süresini geçiktirir. Mevsimler farenjit oluşumunda etkendir. Kapalı ortamlarda görülme sıklığı fazladır.

Reflü Farenjit ilişkisi

Reflü hastaların bazılarında asidin yemek borusunda neden olduğu hasar sebebiyle midede veya göğüs kafesi arkasında yanmalar oluşabilir. Ancak, farengolarengeal reflüsü olan hastaların çoğunda bu şikayetler görülmez. Sebebi; tahrişe neden olan asidin yemek borusunda çok uzun süre kalmamasıdır. Bu asitin daha hassas olan gırtlak ve bogaza kadar geldiginde bu bölgeler kolaylıkla tarhiş olduğunda mide ve yemek borusu şikayetleri olmadan ses ve yemek borusu ile ilgili şikayetler ortaya cıkmaktadır. Sık sık farenjit veya larenjit sorunu olan kişilerin önemli bir kısmında reflü hastalığına da görülmüştür.

Boğuk Ses ve Tedavi İpuçları

Boğuk Ses Nedir ?

‘Boğuk ses , her türlü ses anormallikleri için kullanılan genel bir terimdir. Boğuk ses, ’nefes nefese kalınmış , törpü, gerilmiş ’ gibi çıkabileceği gibi , ’yüksek ton ve volüm ‘ de de olabilir. Sesteki değişiklikler , çoğunlukla nefes borusu içerisinde ‘ ses telleri ‘ diye isimlendirilen bölümdeki bozukluklardan ortaya çıkar. Bunlar, karşılıklı olarak duran ve ‘ V ‘ harfi gibi gözüken iki adet gergin dokudur. Nefes alıp verirken, araları açıktır. Konuşur veya şarkı söylerken bir araya gelirler ve hava akciğerler den dışarı çıkarken sesi üretirler. Ses telleri saniyede 150- 250 vuru kadar hızlı titreşir. Ses telleri ne kadar gergin ve ne kadar kısa olursa , ses telleride okadar hızlı çalışır. Daha hızlı titreşim , daha ince ses çıkmasına neden olur. Ses tellerindeki şişme veya üzerlerinde kitle oluşması, tam olarak bir araya gelerek kapanmalarını önler ki bu da seste değişiklik meydana getirir.

Sebepleri nelerdir ?

Sesin boğuk çıkmasının birçok sebebi vardır. Neyse ki birçoğu, önemli değildir ve kısa bir süre içersinde kaybolur. En sık sebep, soğuk algınlığında , üst solunum yolu enfeksiyonlarında veya sesin fazla kullanılması sonucunda karşılaştığımız ses tellerinin şişmesidir.

Daha uzun süreli ses boğukluğu, çoğunlukla, sesin uzun süre aşırı, yüksek tonda veya uygun olmayan bir şekilde kullanılması sonucu oluşur. Bu kötü alışkanlıklar , ses telleri üzerinde ‘şarkıcı nodülü’ diye bilinen sert, veya ‘polip’ diye bilinen daha yumuşak kitlelerin oluşmasına sebep olurlar.

Ses tellerindeki nodüller, çalışırken veya oynarken seslerini yükselten çocuk ve yetişkinlerde sıktır. Bu nodüller ve polipler, nadiren kansere dönüşebilir.

Daha ileri yaşlarda karşılaşılan ses boğukluğunun bir sebebi de asitli mide muhtevasının yemek borusundan yukarı çıkarak ses tellerini tahriş etmesiyle oluşur. Bu şikayeti olan birçok kimsede yemek borusunda bir yanma görülmez.

Ses, genellikle sabahları daha kötüdür ve gün içersinde düzelir. Bu kişiler, boğazlarında bir takıntı, yapışık mukus veya boğazlarını sık sık temizleme ihtiyacı hissederler.

Sigara, ses boğukluğunun diğer bir sebebidir. Sigara, boğaz kanserinin en sık sebebi olduğu için, sigara içenlerde ses kısıklığı oluşursa mutlaka kulak, burun, boğaz hekimince muayene edilmelidir.

Ses boğukluğunun diğer nadir sebepleri: Alerji, trioid problemleri , nörolojik problemler, ses telleri bölgesine trvama ve bazen kadınlarda adet dönemidir. Birçok insanın sesi, yaşlandıkça değişikliğe uğrar.

Ses boğukluğumu kim tedavi edebilir? Soğuk algınlığı veya nezlenin yol açtığı ses boğukluğu, ses tellerini incelemeyi öğrenmiş aile doktoru , çocuk doktoru veya dahiliye uzmanı tarafından değerlendirilebilir. Ses boğukluğu, belli bir neden olmadan iki haftadan uzun sürerse , kulak , burun , boğaz ve baş, boyun hastalıkları uzmanınca değerlendirilmelidir. Ses rahatsızlıkları, kulak, burun, boğaz uzmanları, ses terapistleri , şan hocaları tarafından oluşturulan bir ekip tarafından ele alınabilir. Ses rahatsızlıklarının sebebine bağlı olarak orta-ya koydukları birçok özellikleri vardır.

Ne Zaman Bir Kulak , Burun, Boğaz Hekimine Muayene Olmalıyım ?

- Ses boğukluğu, iki , üç haftadan uzun sürerse

- Ses boğuklu ile beraber şu belirtiler de görülürse :

  • nezle veya soğuk algınlığının oluşturmadığı ağrı
  • Tükürükle kan gelmesi
  • Yutma güçlüğü
  • Boyunda şişlik

- Birkaç günde uzun süren, sesin tamamen bozulması veya hiç çıkmaması
Ses Kısıklığı Nasıl Değerlendirilir ?

Kulak , burun, boğaz hekimi, ses boğukluğunuzun ve genel sağlığınızın tam bir hikayesini dinleyecektir. Ses tellerinize bir ayna veya endoskop vasıtası ile bakacaktır.

Bu işlemler, çoğu hasta tarafından kolayca tolere edilebilen işlemlerdir. Gereken durumlarda, ses bozukluğunun akustik incelemesi de yapılabilir.

Ses Bozuklukları Nasıl Tedavi Edilir ?

Tedavi, sebebe bağlıdır. Çoğu ses boğukluğu ses istirahati ve sesin kullanımın değiştirilmesi ile yapılır. Hekim, sesin nasıl kullanılacağını belirtebilir, ses tedavisi ile uğraşan özel kişilere sevk edebilir veya ‘nodül , polip’ gibi belirgin hastalıkların varlığında operasyon yapabilir .Sigara ve dumanından uzak durulması tembih edilir. Sıvı alımı faydalıdır.

Ses terapistleri, ses /dil laboratuarında, ses bozukluğu olan kişilere seslerini nasıl kullanacaklarını öğretirler. Bazen kişiler, sigara içme, seslerini uygun kullanmama ve yüksek sesle konuşma, bağırma gibi kötü alışkanlıklar edinebilirler.

Ses terapisti bunların nasıl düzeltilebileceğini gösterir ve tekrarlanmalarını önler. Kişinin problemi özel olarak şarkı söylemek ile ilgili ise, şan hocaları yardımcı olabilir.

Hafif Ses Boğukluğumu Önlemek ve Tedavi Etmek İçin Ne Yapabilirim ?

- Sigara içiyorsanız, bırakın

- Alkol, kafein gibi vücudun kuru kalmasına sebep olan şeylerden kaçının

- Sigara duamı bulunan yerlerde uzak durun

- Bol su için

- Evinizdeki havayı nemlendirin

- Diyetinize dikkat edin , alkol ve acılı yiyeceklerden uzak durun

- Sesinizi fazla ve yüksek kullanmayın

- Profesyonel ses bakımını öğrenin

- Sesiniz boğuk olduğu zaman konuşmaktan ve şarkı söylemekten kaçının (Bu ,bükülmüş bir bileğe rağmen yürümek gibidir)

Boğaz Ağrısı

Boğaz ağrısı en sık karşılaşılan şikayetlerdendir. Bu yüzden bir çok kişi muayene ve tedavi olmaktadır.

Neler boğaz ağrısına yol açar ?

Boğaz ağrısı, birçok rahatsızlığın belirtisi olarak ortaya çıkabilir. İltihaplar, boğaz ağrısının en sık sebepleridir ve bunlar bulaşıcıdırlar. İltihaplar, çoğunlukla virüs (soğuk algınlığı, enfeksiyöz monoükleoz..) veya bakteriler (strep, mikoplazma..) tarafından oluşturulurlar.

Bakteriler ile virüsler arasındaki en önemli fark, bakterilerin antibiyotik ile tedavi edilmesi, virüslerin tedavi edilmemesidir.

Virüsler : Çoğu soğuk algınlığının sebebi virüslerdir. Burun tıkanıklığı, hapşırma, genel halsizlik, boğaz ağrısı ile beraber bulunduğunda muhtemel sebep, bilinen yüzlerce virüsten bir tanesidir. Çok bulaşıcıdırlar ve özellikle kışın salgın yaparlar. Vücut, kendi yaptığı mücadele ile bu hastalıktan yaklaşık bir hafta içerisinde kurtulur.

Kızamık, suçiçeği, boğmaca gibi virüslerin yol açtığı hastalıklara da boğaz ağrısı eşlik eder. Boğazdaki aft ve pamukçuk da oldukça ağrılıdır.

Bir haftadan fazla süren bir virüs enfeksiyonu da,’enfeksiyöz mononükleoz’ dur. Bu virüs, lenf bezlerini beyaz bir zar kaplar. Boyun, koltukaltı ve kasıktaki lenf bezlerinde şişme görülür. Bazen boğaz ağrısı solumayı bile zorlaştırır , karaciğeri etkileyerek sarılığa sebep olabilir. Altı hafta veya daha uzun sürebilen aşırı halsizliğe yol açabilir.

Bu hastalık, yetişkin ve buluğ çağında ağırdır, fakat çocukluk döneminde daha hafif geçer. Tükürük ile geçtiği için ‘öpücük hastalığı’ da denir. Mamafih, ağızdan ele oradan tekrar ağızda geçerek de bulaşabilir. Bu yüzden aynı havlu, yemek kapları kullanılmamalıdır.

Bakteriler : ’Strep’ iltihabı, ‘ streptococcus’diye isimlendirilen bakteri aileisnden kaynaklanır. İltihap, kalp kapakçıklarını ( romatizmal ateş ) ve böbreği (nefrit) etkileyebilir. Bu tür mikroplar, aynı zamanda kızıl, bademcik iltihabı, zatürre, sinüzit ve kulak iltihaplarına da sebep olabilirler.

‘Strep’ iltihabının oluşturabileceği zararlar göz önüne alınarak, antibiyotik ile tedavi edilmelidirler. Çoğunlukla basit soğuk algınlığından daha uzun süre boğaz ağrısına sebep olurlar. Bu bakteri muayene ile her zaman tespit edilemez, boğaz kültürü gerekebilir

Bademcik , dilin arka kısmına gelen, boğazın her iki tarafında bulunan lenf dokusu kitlesine verilen isimdir. Bazı durumlarda, bu dokular mikrop barındırabilir. Son yapılan araştırmalar sık bademcik iltihabı geçiren çocukların, bademcikleri alındığında, daha sağlıklı olduklarını göstermiştir.

En tehlikeli boğaz iltihabı, boğazın girişinde bulunan ‘epiglot’ denilen yapının iltihaplanmasıdır. Bu durum nefes yolunu tıkayabileceği için aciliyet arz eder. Yutmanın çok ağrılı olduğu, ağızdan salya aktığı ve solumanın zorlaştığı durumlarda şüphelenilir.

Alerji : Saman nezlesi ve alerjisi olanlar, burun akıntısı, hapşırık, geniz akıntısı , burun tıkanıklığı gibi şikayetlerinin olduğu sıra boğaz ağrısı da hissederler. Burunu rahatsız eden, aynı ciçek tozu ve küfler, boğazı da rahatsız edebilirler.

Kedi ve köpeğe alerjisi olanlar, bu tür hayvanlarla birlikte oldukları zaman boğaz ağrısından şikayetçi olabilirler. Ev tozu da sık alerji sebeplerindendir ve özellikle kışın ısınmanın etkisiyle kuru havada rahatsızlık yaratırlar.

İrritasyon : Kışın, evlerin ısıtılması sonucu oluşan kuru havanın etkisiyle, bilhassa sabahları artmış olarak hissedilen boğaz ağrısı olabilir. Bu odanın nemlendirilmesi ve sıvı alımı ile önlenebilir . Burun tıkanıklığı sebebi ile sürekli ağzından nefes alan insanlarda da boğaz kuruluğu ve ağrı görülebilir. Burun muayenesi ve gerekli tedavisi gerekir.

Sabahları olan boğaz ağrısının bir sebebi de asitli mide muhtevasının boğaza kaçmasıdır. Yatağınızın başını on beş , yirmi santimetre daha yukarıda tutmanız faydalı olur. Yatmadan önce birkaç saat bir şey yememeniz gerekir. Mide asidine iyi gelen ilaçlar faydalı olabilir. Bunlar yardımcı olmazsa, hekime başvurmalısınız.

Endüstriyel hava kirliliği ve havadaki kimyasal maddelere alerjik kimseler, buna tahammül edemezler. Diğer tahriş eden maddeler alkol ve baharatlı yiyeceklerdir.

Bir müsabakada veya başka bir yerde aşırı bağıran bir insanda, hem boyun kaslarının yorgunluğu, hem de boğazın tahrişinden dolayı boğaz ağrısı görülür. İyi eğitilmiş spiker ve şarkıcılar, boğazlarını nasıl koruyacaklarını bilirler.

Derin nefes alarak boğaz kasları yerine göğüs ile karın kaslarını kullanarak, yüksek ses çıkartabilirler.

Tümörler : Boğaz , dil ve nefes borusunun tümörleri her zaman olmasa da çoğunlukla uzun süreli sigara ve alkol kullanımı ile ilgilidir. Bazen kulaklara da yansıyan boğaz ağrısı ve yutma güçlüğü böyle bir tümörün belirtisi olabilir.

Boğaz ağrısı, çoğunlukla uzun süreli ve hafiftir. Diğer önemli şikayetler, ses bozukluğu, boyunda şişlik açıklanamayan zayıflama, tükürük veya balgamda kan olmasıdır.

Boğaz ağrımı nasıl tedavi edebilirim ?

- Sıvı alımınızı arttınız ( ballı sıcak çay, bilinen bir halk çaresidir.)

- Yatak odanızda bir nemlendirici veya buhar kaynağı bulundurunuz.

- Tuzlu su ile günde birçok kez boğazınız gargara yapınız.(yarım bardak suya dörtte bir çorba kaşığı tuz konur)

- Hafif ağrı kesiciler kullanabilirsiniz.

- Boğazı uyuşturan pastillerden kullanabilirsiniz.

Doktora ne zaman gitmeliyiz ?

Boğaz ağrısı, basit bir soğuk algınlığının yol açtığı beş ile yedi günden daha uzun sürüyorsa, kaçınabileceğiniz bir alerji veya tahriş edici maddeden olmuyorsa, doktora görülmelisiniz. Şu belirtiler, doktora başvurmanız için size uyarı olmalıdır:

- Şiddetli uzun süren boğaz ağrısı

- Nefes almada güçlük

- Yutmada güçlük

- Ağzı açmada güçlük

- Eklem ağrıları

- Kulak ağrısı

- Döküntü

- Ateş (38 derecenin üzerinde)

- Sık tekrarlayan boğaz ağrısı

- Boyunda şişlik

- İki haftadan uzun süren ses kısıklığı

Ne zaman antibiyotik almalıyım ?

Antibiyotikler, bakterilerin üremesini durduran veya onları öldüren ilaçlardır. Hekim sık, boğaz iltihabına yol açan ‘strep’ türü bakterilerden şüphelendiği zaman penisilin, eritromisin gibi antibiyotikler reçete eder. Fakat bazı bakteri türleri, penisilinden etkilenmez böylece diğer antibiyotik grupları kullanmak gerekir. Antibiyotikler, virüsleri öldürmezler fakat virüsler insanın bakterilere karşı direncini zayıflatırlar. Bu tür bir karışık iltihap oluşursa, antibiyotikler gerekli olabilir.

Antibiyotik, hekim tarafından reçete edildiği zaman hekimin tavsiye ettiği şekilde tam olarak kullanılmalıdır. Aksi takdirde, iltihap baskı altında kalır, ilaç kesildiğinde tekrarlayabilir.

Ailenin diğer fertleri tedavi edilmeli mi veya boğaz kültürü yapılmalı mı ?

‘ Strep’ kültürde ürediği zaman, bu mikrop çok bulaşıcı olduğu için bazı hekimler ailenin diğer fertlerini de ilaçla tedavi ederler. Bazı hekimler, sadece ailede boğazı ağrıyan kişileri tedavi eder, diğerlerinin boğaz kültürünü yaparlar. Bundan dolayı , diğer aile fertlerinize söylemeyi unutmayınız ve havlu, tabak gibi malzemeleri beraber kullanmayınız .Ellerinizi sık sık yıkayınız.

Bademcik ve Genizeti Ameliyatı

Bademcik ve geniz eti operasyonu , çocuklarda uygulanan en sık operasyonlardan biridir.Yetişkinlerde yapılan bademcik operasyonu da nadir değildir.Bademcik ve geniz eti operasyonu,antibiyotikler bulunmadan önceki dönemden az da olsa da ,hala çocuk ve yetişkinlerin sağlığını düzelten değerli bir operasyondur.

Son yıllardaki çalışmalar ayrıca göstermiştir ki, sürekli orta kulak iltihabından şikayetçi ve orta kulağında sıvı bulunan çocuklarda, geniz eti operasyonu faydalı olabilmektedir.

Bademcik ve Geniz Etinin Gayesi Nedir? Bu yapılar,boynumuzda,kasığımızda ve vücudumuzun diğer bölgelerinde bulunan lenf dokusu veya bezleri yapısına benzeyen yapıdadırlar.Bunlar,boğazın gerisini bir daire gibi çevreleyen dokunun parçalarıdır. ’Geniz’ burunun arkasında bulunan boşluğa verilen isimdir. Geniz eti, boğazın üst kısmında, burun ve yumuşak damağın arkasında yerleşmiştir; bademciklerin tersine, özel aletler olmadan doğrudan gözle görülemezler. Bademcikler ise, boğazın gerisinde her iki tarafta yerleşmiş, boyutları değişebilen iki adet dokudur.

Bademcik ve geniz eti, solunum ve sindirim sisteminin başlangıcında yerleşmişlerdir. Alınan yiyecek, içecek ve solunan hava ile ilk temasa geçen dokulardandır. Vücudun savunmasına yardımcı olurlar. Her doku gibi, fonksiyonlarını gördükleri ve kişiye zarar verecek duruma gelmedikleri müddetçe, faydalı yapılardır.

Bu görevleri, yaşamın ilk birkaç yılında gerçekleşir ve çocuğunun ileriki yaşlarında önemi azalır. Fakat, üç yaşından sonra bademcik ve geniz etinin önemli olduğuna dair belge yoktur. Laboratuar testleri ve takiple yapılan geniş bir bilimsel çalışmada, bademcik ve geniz etleri çıkartılan çocuklarda,gelecek yaşamlarında hiçbir hastalığa karşı savunma bozukluğu bulunmamıştır.

Bademcik ve Geniz Etinin Nasıl ?

Bademcik ve geniz etinin değerlendirilmesin-de kullanılan temel metodlar şunlardır:

1-Tıbbı hikaye
2-Fiziki muayene
3-Bakteriyolojik kültür
4-Röntgen incelemesi
5-Kan testleri
6-Diğer muhtemel incelemeler

Burun ve boğazınızın muayenesinde, küçük aynalar veya endoskoplar kullanılabilir. Fizik muayene sırasında boynunuzdaki lenf bezleri de değerlendirilecektir.

Bakteriyolojik boğaz kültürleri, belli durumlarda yaralıdır. Kültürün alınıp alınmayacağına boğazın durum ve görüntüsüne göre, hekiminiz karar verecektir.

Direkt olarak geniz etinin görülemediği nadir durumlarda, röntgen tetkiki faydalı olabilir.

Bademcik ve Geniz Etinin Hangi Hastalıklar Etkiler? Çocuklarda bademcik ve geniz etinde görülen en sık problemler, tekrarlayan iltihaplar (boğaz ağrısına sebep olurlar)ve büyük olmalarıdır (solunum ve yutma güçlüğüne yol açarlar) Bademciklerin tekrarlayan akut iltihapları, yetişkinlerde de görülür. Bademcik etrafında apse oluşabilir, kronik bademcik iltihabı ve bademcik üzerinde peynirimsi görüntüsüyle, kötü ağız kokusuna yol açan ufak cepçikler oluşabilir.Bademcikte tümör de oluşabilir, fakat nadirdir.

Ne Zaman Doktoruma Başvurmalıyım ?

Kendinizde veya çocuğunuzda, bademcik ve geniz etinin iltihap ve büyümesinin yol açtığı şu durumları gördüğünüzde doktorlarınıza başvurmalısınız:Tekrarlayan boğaz ağrıları, ateş, titreme, kötü ağız kokusu, burun tıkanıklığı ve geniz akıntısı, tekrarlayan kulak iltihapları, ağızdan nefes almak, horlama ve uyku bozuklukları.

Bademcik ve Geniz Eti Hastalıkları Nasıl Tedavi Edilir? Her yetişkin veya çocuk, yılda bir, iki kere bademcik enfeksiyonu geçirebilir.’Bademcik enfeksiyonu’ndan kastımız,kişiyi yatağa düşürecek,ateşli ve antibiyotik almayı gerektiren mikrobik bademcik enfeksiyonudur.

Bazı çocuk ve yetişkinlerde, bademcik ve geniz etlerinin alınması önerilebilir. Bademcik ve geniz etinin alınmasının iki temel sebebi antibiyotik tedavisine rağmen tekrarlayan iltihaplar(2)büyümüş bademcik ve geniz etinden dolayı solunum güçlüğüdür. Solunumun tıkanması, horlamaya ve uyku düzensizliklerine yol açar ki bu da çocuklarda aşırı hareketliliğe,yetişkinlerde de gündüz uykululuk haline sebep olur.Bazı diş hekimleri,büyük bademcik ve geniz etinin yol açtığı sürekli ağızdan solumanın,yüz ve çene yapılarının gelişme bozukluğuna sebep olduğuna inanırlar.

Yetişkinlerde ,tümör veya kanser şüphesi de bademcik ve geniz etinin çıakrtılması için bir sebep olabilir.

Bazı kişilerde,’enfeksiyöz mononükleoz’ gibi rahatsızlıklarda, aşırı büyüyen bademcik,havayolunu tıkayabilir. Bu kişilerde, kortizon tedavisi faydalı olabilir.

Tekrarlarsak, günümüzdeki tıbbi bilgilerin ışığında,aşağıdaki durumlarda, ,vücuda yarar yerine zarar verdiği ve bademcik operasyonun yapılması gerektiğine karar verilmiştir.

1- Sık bademcik iltihabı geçirmek(son 3 yıl içersinde yılda en az 3 kere,son 2 yıl içersinde yılda en az 5 kere veya son 1 yıl içinde yılda en az 7 kere )

2- Bademcik apsesi olması durumunda

3- Bademciklerin solunum veya beslenme sorunu yaratacak kadar büyük olması durumunda

4- Bazı mikropların taşıyıcısı durumunda olmaları veya tümör şüphesi olması

5- Uygun antibiyotik tedavisine rağmen bademcik enfeksiyonunun devam etmesi durumunda

Aşağıdaki şu durumlarda da geniz eti operasyonu yapılır :

1- Erken çocukluk veya yeni doğan döneminde,ciddi solunum güçlüğüne sebep olacak derecede burun tıkanıklığı yaptığı çocuklarda iki günlükken bile geniz eti operasyonu yapılabilir.

2- Uzun süren burun tıkanıklığına yol açarak ağızdan nefes alma ve horlamaya sebep olduğu durumlarda

3- Tedaviye cevap vermeyen veya tekrarlayan orta ,kulak iltihaplarında

4- Doğuştan burun arkasını açık olmadığı yeni doğanlarda,buranın açıldığı operasyonla birlikte

5- Burun tıkanıklığına yol açarak,tekrarlayan nezle ve sinüzit durumlarında

6- Çocuklarda bazı kulak operasyonları ile beraber

Bademcik ve geniz eti operasyonları, tamamen ağız içersinden gerçekleştirilir. Operasyonlar, yazın da rahatlıkla ve emniyetle yapılabilir. Temel olan, gerektiği zaman operasyonun yapılmasıdır.

Çocuk ile ailesi, açık bir şekilde bu operasyonu konuşmalı ve çocuğun bütün olay süresince merak ve korkusu giderilmelidir.

Çocuklar,operasyondan sonra boğazlarının ağrıyacağının farkında olmalıdırlar.Ayrıca,operasyonda,vücutlarının önemli bir parçasının alınmayacağına ve dış görünüşünün değişmeyeceğine güvence verilmelidir.Bademcik operasyonu yapılan bir arkadaşı varsa,onunla konuşması da faydalıdır.

Özellikle bademcik ve geniz eti operasyonlarında,en az on gün öncesinden başlayacak şeklinde aspirin ve aynı muhtevaya sahip ilaçlar kullanılmamalıdır.Başka ilaç kullanılıyorsa,hekim mutlaka haberdar edilmelidir.Çocuğun veya ailenin,önceden anestezi ile ilgili bir problemi olup olmadığı mutlaka hekime söylenmelidir.Hastanın kanama probleminin,hamilelik halinin kortizon kullanıp kullanmadığını bilgisi hekime verilmelidir.

Operasyondan en az altı saat öncesinden başlamak şartı ile,hasta,oruç gibi aç ve susuz kalmalıdır.Bu yasak,sakızı,ağız gargaralarını,diş macununu ve suyu da içerir.Yasağa uyulmazsa,anestezi sırasında mide muhtevasının kusulması ihtimalinden dolayı operasyon ertelenebilir.

Bademcik ve Genizeti

Bademcik ve Geniz Eti Nedir ?

Bademcikler (tonsil) ve geniz eti (adenoid), lenfoid doku denilen ve vücudun bağışıklık sisteminde rol oynayan organlardır. Tonsiller yutak girişinde, dil kökünün iki yanında yerleşmişlerdir. Adenoid ise nasofarinks adı verilen ve yutağın üst kısmında yani burun boşluğunun arka tarafında bulunurlar.

Görevleri Nedir ?

Tonsil ve adenoid lenfoid dokunun bir parçasıdır ve lenfositler içerirler. Bu lenfositler, vücudun bağışıklık sistemine yardımcı olan antikorları üretirler. Ancak tonsil ve adenoidlerin bağışıklık sistemindeki rolleri önemli oranda değildir ve çoğu zaman fonksiyonel değildirler. Bademcik ve geniz eti alınan kişilerde bağışıklıkla ilgili hiç bir olumsuz durumun olmaması da bunu göstermektedir.

Ne Gibi Sorunlara Yol Açarlar ?

Tonsil ve adenoid hem infeksiyonlara hemde büyüklüklerine bağlı olarak bazı sorunlara yol açabilirler. Adenoid daha çokçocukluk çağının problemi olmasına rağmen tonsil hem çocuklarda hem de erişkinlerde hastalık yapabilmektedir.

Sık geçirilen infeksiyonlar, hem hastanın günlük yaşamını etkiler, hemde sık sık ilaç kullanımına neden olur. Ancak geçirilen infeksiyonların (iltihapların) en önemli sonuçları, kalp kapakçıkları, eklem ve böbreklerin risk altında olmasıdır.

İnfeksiyonları dışında tonsil ve adenoidin büyüklükleri de önemli sonuçlara yol açar. Tonsillerin büyük olması; yutma, beslenme ve konuşma sorunları yapar.Ayrıca tonsil üzerinde biriken yiyecek ve doku artıkları ağız kokusu ve hijyen bozukluğuna neden olur. Adenoid dokusunun büyük olması herşeyden önce burun tıkanıklığına yol açar. Bu hastalarda ağzı açık uyuma ve horlamaya neden olur. Burun, solunan havanın ısısını ve nemini ayarlar ve bazı zararlı partikülleri tutar. Bu nedenle ağız solunumu yapan hastalarda bazı solunum yolu problemlerine yol açar. Geniz eti ayrıca şu problemleri oluşturur:

- Orta kulakta havalanma bozukluğu ve buna bağlı kulak zorunda çökme, işitme kaybı ve iletişim bozukluğu. İşitme kaybı bazen anne-babanın farkedemeyeceği seviyede olur ancak sıklıkla da hastayı doktora götüren ilk sebeptir.

- Çene ve yüz kemiklerinde gelişim bozukluğu

- Geniz akıntısı nedeniyle boğaz iltihabı (farenjit), öksürük ve alt solunum yolu problemleri

- Baş ağrısı

- Sinüzit

- Oluşan yüz ifadesi nedeniyle ‘geri zekalı’ görüntüsü

Nasıl Tedavi Edilir ?

Bademcik ve geniz etinin akut iltihaplarında tedavi genellikle ilaçlardır. İlaç olarak en sık antibiyotikler, ağrı kesiciler ve eğer alerjik faktörlerde düşünülüyorsa antihistaminiklerdir. Ciddi problemlere yol açmayan ve sık infeksiyona yol açmayan bademcik ve geniz eti ilaçlarla tedavi edilmesine rağmen, bazen bademcik ve geniz etinin alınması gerekir.

Hangi Durumlarda Alınmalıdır ?

Tonsil ve adenoidin alınmasına karar vermek, bazen kolaysa da bazen hastayı belli bir süre takip etmeyi gerektirir.

Ameliyata karar verilmesine neden olan durumlar şunlardır:

- Sık sık infeksiyon geçirilmesi: Genelde kabul edilen durum, birbirini takip eden yıllarda, senede 3 veya daha infeksiyon geçirilmesidir.

- Tonsillerde infeksiyon olmasada yutmayı zorlaştıracak kadar büyümesi

- Tonsil dokusunun tek taraflı büyümesi (lenfoma veya başka habis hastalıkların belirtisi olabileceğinden)

- Tonsil üzerinde ağız kokusuna neden olabilecek şekilde sık sık birikim olması

- Adenoid dokusunun nefes almayı bozacak kadar büyümesi

- Orta kulak iltihabı (otitis media) ve işitme kaybına neden olması

- Sık sık sinüzit ve alt solunum yolu problemlerine neden olması

Ameliyat Hangi Yaşta Yapılmalıdır ?

Ameliyat için kesin bir yaş yoktur. Hastaya verdiği zarar göre karar verilir. Sık kabul edilen durum tonsil ameliyatı için hastanın 3 yaşını doldurmasıdır. Adenoid alınması ise 1 yaşında dahi yapılabilir. Birçok kez çocuk büyüsün diye beklemek hastaya zararlı olabilmekte ve tedavi başarısını düşürmektedir.

Bademcik ve Geniz Eti Ameliyatı Nasıl Yapılır ?

Tonsil için bazen lokal anestezi yapılmasına rağmen adenoid dokusunun alınması genel anesteziyi gerektirir. Tonsil’in alınması uygun kesi ile etrafındaki kapsül ile birlikte çıkarılması şeklinde olur. Adenoid ameliyatı ise büyümüş dokunun kazınması şeklindedir. Ameliyat süresi genellikle kısadır ve 30-60 dk arasında değişir. Ameliyat sonrası genellikle hastanede yatmak gerekmez. Bazen özellikle kanama riski açısından 1 gece hastanede kalınması gerekebilir.

Ameliyatın Riski ve Komplikasyonları Nelerdir ?

Her ameliyat gibi bademcik ve geniz eti ameliyatlarının da risk ve komplikasyonları olabilmektedir. Lokal veya genel anestezi her zaman için bazı riskler taşır. Ancak anestezi teknik ve ilaçlarındaki gelişmeler her geçen gün bu riski azaltmaktadır. Bunun dışında en sık görülen komplikasyon kanamadır. Bazen ciddi boyutlara ulaşabilmesine rağmen, dikkatli ve titiz bir çalışma ve hastanın uygun takibi ile bu problem nadir görülmektedir.Özellikle erişkin hastalarda olmak üzere ağrı hastayı en çok rahatsız eden durumdur. Ameliyat sonrası farenjit oluştuğuna dair inanış vardır. Bu yanlış bir düşüncedir. Hastalar bademcik alındıktan sonra hiç boğaz ağrısı olmayacağı beklentisine girerlerse yanılabilirler. Mevcut farenjitin bademciklerin alınmasıyla bir ilgisi yoktur. Hatta bazen infeksiyonlu tonsiller farenjiti arttırırlar.

Ameliyattan Sonra Nelere Dikkat Edilmelidir ?

En çok uyulması gereken kurallar beslenme ile ilgilidir. Özellikle ilk 3 günde kanama olasılığı daha çok olduğu için soğuk ve sıvı gıdalar seçilmelidir. Bu nedenle soğuk süt, çorba, meyve suyu, muhallebi, dondurma gibi besinler idealdir.

Amaliyatın ilk gününde koyu renkli kan kusulması normaldir ve yutulan ameliyat sırasında yutulan kanla ilgilidir.

Ancak sürekli kırmızı renkli yeni kan gelmesi hemen doktorunuza başvurmayı gerektirir. 4.günden itibaren yavaş yavaş normal gıdaya geçilir. Hastanın ağrı nedeniyle birşey yemek istememesi ağrının devamına neden olur. Mutlaka bol miktarda sıvı alınmalıdır. Ameliyattan sonra hafif ateş olması beklenen bir durumdur. Yeterli sıvı alınması ve ateş düşürücü ilaçlarla genellikle normale döner. Bazen hastalar ameliyattan birkaç gün sonra doktora başvurarak bademcik bölgesinde iltihap geliştiğinden yakınırlar. Bu genellikle bademcikler alındıktan sonra o bölgede beyaz bir örtü oluşturan iyileşme dokusunun hastayı yanıltmasıdır.

Sinüzitler

Sinüsler kafatasının ön bölümündeki boşluklar sistemidir. Sinüslerin yüz kemiklerine hafiflik verdiği ve netice olarak başta dengeyi sağladığı savunulur. Sinüslerin çıkış kanalları genellikle çok dardır. Bunlara ostium adı da verilir.

Nezle ya da grip gibi durumlarda ostiumları çevreleyen mukoza şişer ve çıkış kanalları tıkanır. Sinüslerin içine hava giremez, sinüs içindeki sıvılar dışarıya atılamaz. Sinüsler içinde kalan bu sıvılar bakteriyel bir enfeksiyon meydana getirirler. İşte bu hava dolu boşlukların içini örten mukoza tabakasının iltihaplanmasına sinüzit denir.

Lokalizasyonuna göre maksiler, etmoidal, frontal ya da sfenoidal sinüzitlerden bahsedilir.

Sinüzitleri Akut ve Kronik olarak ikiye ayırmak gerekir.

Akut Sinüzit

Mevsim değişikliği, alerjik reaksiyonlar, vücut direncinin düşmesi, banyo yapıp hemen sokağa çıkma nedeniyle özellkle kış aylarında grip ya da nezle oluruz.

Organizma bu durumu atlatamayabilir ve enfeksiyon sinüslere yayılır. İlk olarak ortaya çıkan ve tekrarlamayan bu duruma “Akut sinüzit” denir.

Bulgular Nelerdir ?

- Göz çevresinde ödem ve yanak hizasında basmakla artan ağrı akut sinüzitin en tipik bulgusudur.

- Alın hizasında, göz çevresinde ve burnun iki yanında baş öne eğildiğinde şiddetlenen ağrı sık görülür. Krizler halinde seyreden bu ağrı gündüzleri tüm sosyal ve fiziksel aktivitemizi imkansız hale getirir. Geceleri uykusuzluğa götürebilecek şiddette olabilir.

- Burun tıkanıklığı, ltihaplı burun akıntısı, nadiren burun kanaması ve koku almada azalma diğer bulgulardır.

- Zamanında tedavi edilmeyen vakalarda yüksek ateş görülür.

Nasıl Teşhis Edilir ?

- Hemen her zaman gripal bir enfeksiyon sonrası ortaya çıkan akut sinüzitin teşhisi kolaydır. Aslında hiçbir ek tetkike gerek duyulmaz

- Ancak hangi sinüsün tutulduğunu ve bu sinüzitin tek taraflı mı, çift taraflı mı olduğunu anlamak için normal sinüs grafileri istenir.

AKUT Sinüzitin Tedavisi

Öncelikle geniş spektrumlu antibiyotik ve bir antienflamatur verilir. Buğu yapmanın faydası vardır. Sinüslerin drenajını sağlamak mukoza ödemini çözücü ilaçlar ve burun damlaları verilir.

Sinüs fonksiyonu denilen sinüs muhtevasının aspire edime işlemi sadece yüksek ateş dayanılmaz baş ağrısı ile seyreden vakalarda uygulanır. Bu operasyon lokal ya da genel anestezi altında yapılır. İhmal edilmiş ya da gerektiği gibi tedavi edilmemiş “Akut sinüzitler” kolayca tekrarlayabilir. Yani kronikleşebilir.

Kronik Sinüzit

Kronik sinüzitler, KBB uzmanlarını oldukça sıkıntıya soktuğu gibi hastaları da fazlasıyla rahatsız eder. Hatta umutsuzluğa iter.

Sinüslerin normal çalışmasını sağlayan ostiumların ve hücrelerin tıkanıklığı nedeniyle meydana gelir. Bu durumlarda, sinüslerin içinde, uzun süreli, sık tekrarlayan bir havalanma ve boşalma (temizleme) sorunu vardır.

Kronik Sinüzit Bulguları Nelerdir ?

Hastalarda rastlanan en önemli bulgu; geceleri şiddeti artan burun tıkanıklığıdır. Bu yüzden hastalar hemen her muayenede burun mukozası için çok zararlı ve alışkanlık meydana getiren burun damlalarını uzun süredir kullandıklarını söylerler.

Göz çevresinde ve alın hizasında kuvvetli olmayan sinsi baş ağrısı vardır.

Geniz akıntısı da denen postnazal akıntı boğazda yanma, ağrı, gıcık hissi, ses kısıklığı ve öksürüğe neden olur. Bu enfeksiyonun aşağıya doğru yayıldığını gösterir.

Kronik Sinüzitlerde Teşhis Ve Tedavi

Klasik radyolojik tetkikler önemini kaybetmiştir. Günümüzde sinüs hastalıkları ile ilgili en güvenilir bilgiler bilgisayarlı sinüs tomografisi ile elde edilmektedir. Teşhise yardımcı olan ve uygulanırken hastaya acı vermeyen bir yöntemdir.

Teşhis edilen her kronik sinüzitle önce medikal (ilaç) tedavi denenmelidir.

Sinüs mukozası kemik üzerinden beslenir. Kemik kanlanması diğer yumuşak dokulara oranla daha zordur. Bu nedenle uzun süreli (10-15 gün) antibiyotik tedavisi uygulanır.

Buğu yapmanın,sinüslerdeki sıvıyı sulandıracak ve daha rahat atmasını sağlayacak ilaçların faydası vardır.

Böyle kombine bir tedaviden sonra hasta tekrar kontrol edilir. Hastanın şikayetleri geçmemişse, burada endoskopik yöntemler ortaya çıkar.

İlk yapılacak, doktorlar için çok değerli ve çok önemli olan ”DİAGNOSTİK” yani teşhis amaçlı endoskopidir. Böylece sinüzitin devam ettiğini ve bu duruma yol açabilecek anatomik değişiklikleri ortaya koyarlar.

Burun kemiği eğriliği ve burun etlerindeki büyüme sinüzit nedenlerinin başında gelir.

Alerjik reaksiyonlar ve diş enfeksiyonları mutlaka tedavi edilmelidir.

Düne kadar sinüs fizyolojisinin tam bilinmemesi ve sinüs anatomisinin tanınmamasından dolayı uzun yıllar boyunca kronik sinüzit tedavisinde çok başarılı olunamamıştır.

Halk arasında kesin tedavisi olmadığı söylenen kronik sinüzit artık “TEDAVİSİ İMKANSIZ DEĞİLDİR”.

Sinüs kanallarındaki ve burun boşluklarındaki daralma ve tıkanıklıklar günümüzde “ENDOSKOPİK YÖNTEMLE” ortadan kaldırılarak fizyolojiye uygun sinüs havalanması ve direnajı sağlanıyor, dolayısıyla kronik sinüzitin tedavisinde büyük başarı elde ediliyor.

Sağlam hiçbir dokuya zarar vermeden, sadece hastalığa neden olan lezyonlar çıkartılıp, hücreler temizlendiğinde FESS (Fonksiyonal Endoskopis Sinüs Cerrahisi) ile artık kronik sinüzit vakalarının %90′ına yakın tedavi edilebiliyor.

Eski yöntemler fizyolojik olmamalarından dolayı bütün önemini yitirmiştir.

Komplikasyonlar

Tedavi edilmeyen vakalar periorbital (göz çevresi) komplikasyonlar denilen bir risk taşır. Bu durum gözlerin şişmesine, tamamen kapanmasına ve görme bozukluklarına yol açabilir. Sinüslerin beyne yakın organlar olması nedeniyle beyin iltihaplarına kadar gidebilecek riskleri vardır. Bu tür ciddi sorunlarla karşılaşmamak için kronik sinüzitlerin mutlaka tedavi edilmesi gerekir.

İyi nefes almayı ve mukus akışını engelleyen yapısal burun bozuklukları sinüzit tehlikesi doğurabilir.

Sinüzit , sinüslerin enfeksiyonu veya enflamasyonu şeklinde kendini gösterir.Bir akut sinüzit vakası, soğuk algınlığı veya alerjik bir atak sonucunda burun örtüsünün şişmesi sonucunda fazla miktarda mukus salgılamasıyla ortaya çıkar.

Zarlar o kadar çok şişebilir ki sinüslerin küçük açıklıkları kapanır. Hava ve mukus burunla sinüsler arasında rahat hareket edemezse mukus sinüsler içinde birikir ve basıncın artmasına neden olur. Bu hangi sinüsün etkilediğine bağlı olarak yüzde veya alında üzerine basmakla oluşan, gözler arasında veya gerisinde yanaklarda ve üst dişlerde ağrıya neden olur. Sinüzit olgularının büyük çoğunluğu tıbbı tedaviye cevap verir ve tehlikeli değildir. Bununla birlikte sinüs içindeki bir enfeksiyon hem göze hem de beyine çok yakındır. Enfeksiyonun göze veya beyine yayılması çok nadirdir.

Bununla birlikte enfeksiyonlu sinüslerden akan mukus akciğerler için sağlıklı değildir. Sinüzit, bronşit, kronik öksürük ve astımı ya azdırır ya da bunların ortaya çıkmasına neden olur ,

Soğuk algınlığı sırasında, burun örtüsü şişer ve burun aktığı zamanda veya burun sümükle dolu olduğunda yüzde yanaklarda, alında yada göz çevresinde ortaya çıkan baş ağrısı muhtemelen sinüzit ağrısıdır. , “Sinüs enfeksiyonu buna neden olur. Bir başka tür sinüs baş ağrısı ise uçak inmek üzere alçaldığı zaman ortaya çıkar. Bu özellikler soğuk algınlığınız veya aktif alerjiniz varsa belirgin olur. Maalesef, sinüs başağrısıyla karıştırılabilecek bir çok neden vardır.

Örnek olarak migren ve diğer damar kaynaklı başağrıları veya gerginlik başağrısı hem alında ve göz çevresinde ağrı oluşturması hem de burun akıntısına da neden olabilmesinden dolayı sinüzit ile karıştırılabilirler. Ancak bu tip başağrıları doktor müdahalesi olmadan kısa sürede gelip geçer. Doktor müdahalesi olmadan uzun süren ve ancak antibiyotik tedavisiyle düzelebilen sinüzitten farklıdırlar. Bununla birlikte arada sırada gelen bulantı ve kusma neden olan başağrısı daha ziyade migren baş ağrısıdır. Ağır, sık ve uzun baş ağrılarının tanısı için mutlaka doktora başvurulmalıdır.

Sinüs problemleri ile başta alerjisi olanlar olmak üzere birçok kişinin karşılaşabilir,”İyi nefes almayı ve mukus akışını engelleyecek yapısal burun bozuklukları olanlar, özellikle kırık bir burun veya burun delikleri arasında burnu sağ ve sol olmak üzere ikiye bölen kıkırdak bir yapısı bulunanlar sinüzit tehlikesi ile karşı karşıyadır. Ayrıca okul öğretmenleri ve sağlık personeli gibi sık sık enfeksiyona maruz kalanlar ile sigara içenler de sinüzit tehlikesi yaşayanlardır

Konka / Burun Eti ve Operasyonu

Konka nedir ?

‘Konka’ burun içerisinde , her iki burun tarafından üçer , bazen dörder adet bulunan ve şişip inerek burun solunumunu düzenleyen yapılardır. Damarlar kan ile dolduklarında bu yapılar şişer ve damarlar büzüldüğünde küçülürler.

Burundan geçen havanın nemlendirilme ve yönlendirilmesi, burun refleksleri, burundaki alıcıların dinlenmesi, akciğerlerin dönüşümlü çalışmasını sağlayarak dinlenmeleri gibi faydalı görevleri vardır.

Ne Zaman Problem Yaratırlar ?

Yapısı ve fonksiyonu normal olan konkalar sadece burun içersini ikiye ayıran duvarlarda bir eğrilik olduğunda şiştikleri zaman o tarafta tıkanıklık meydana getirirler. Bu olay sadece burun duvarının düzeltilmesi ile giderilebilir.

Yapısal bozukluklar nelerdir ?

Normalden büyük veya küçük olabilirler . Üzerlerinde polip oluşabilir, nadir de olsa tümör ve bazı kronik rahatsızlıklarda dokusu ve dolayısı ile yapısı bozulabilir.

Fonksiyonel bozuklukları nelerdir? Gün boyu düzenli aralıklarla şişip inen bu yapılar halk arasında ‘burun eti’ olarak bilinir. Bazı hastalıklarla beraber büyürler veya fonksiyonları bozulur ve normalden fazla şişerek kişiyi rahatsız ederler. Yapısal bozuklukları şayet belirli dönemlerde oluyor ve ilaç ile düzelebiliyorsa ilaç tedavisi uygulanabilir.

Sürekli fonksiyon bozukluğu göstermişler veya ilaçlarla küçülemeyecek, geri dönüşümsüz bir yapıya ulaşılmışlarsa cerrahi olarak , lazerle , Shaverle yada son yıllarda sık kullanılan Radyofrekans yöntemi ile küçültülürler.

Dışarıda bir cilt kesisi , fazla bir şişme ve rahatsızlık hissi olmamasına rağmen bir burun operasyonu geçireceksiniz.

Bundan dolayı , gerekli önlemleri almanız gerekecektir.

Orta konkada ise en sık görülen problem etin içinin havayla şişmesidir. Buna konka bülloza adı verilir. Geniz akıntısına yol açabilir. Çok iriyse burun tıkanıklığı da yapar. Tedavisi cerrahi olarak dış yarısının çıkarılmasıdır. Polipli burunlarda bazen konkaların bir kısmı da polipleşmiş olabilir. Bu durumda polipleşmiş kısımları da çıkarmak gerekir.

Sonraki sayfa »

Compression Plugin created by Jake Ruston - Sponsored by Marie Antoinette Wig.